Kıbrıslı şair M. Kansu’nun dizelerinde zaman ve coğrafya etkileri

Bir coğrafyanın kendine ait gelenek görenekleri ve yaşanmışlıkları o coğrafyanın insanlarına ait ortak duygulanımlara yol açar.

Bir coğrafyanın kendine ait gelenek görenekleri ve yaşanmışlıkları o coğrafyanın insanlarına ait ortak duygulanımlara yol açar. Yaşanılan mekânlar ve zaman içindeki gelişmeler duygularla edebi eserlere, şiirlere aktarılır. Göç, sömürge, ekonomik sıkıntı, savaş, deprem gibi önemli tarihsel olaylar satırlara, dizelere yansır. Türk dili ve edebiyatının XVI. Yüzyılın ikinci yarısından beri Kıbrıs coğrafyasında süren bir kolu olan Kıbrıs Türk Edebiyatı ana karadaki gelenekten beslenerek sözlü ve yazılı ilk ürünlerini şiir alanında verir. Kıbrıs Türk Edebiyatı başlangıcı tarihi olarak baz alınabilecek tarih olan 1571’ den günümüze kadar geçen 450 yıl boyunca Kıbrıs adasında Türkler, Türkçe konuşup Türk diliyle edebiyat yaratmışlardır. Kıbrıs Türk Edebiyatında yazılı ilk şiir örnekleri XVII. Yüzyılın başlarında görülür. Bu şiir, dil duyarlılık ve söylem olarak Türkiye ve başka ülkelerde yazılan Türkçe şiirden farklılıklar göstermekte olup geleneksel ve modern Türk şiirinden Akdeniz, özellikle de Doğu Akdeniz tarih ve kültür birikiminden beslenmekte ve bunların içinden kendi deltasını oluşturmaya çalışmaktadır. Kıbrıs Türk şiiri Üç başlık altında ele alınabilir. Kıbrıs Türk Halk Edebiyatı Şiirleri, Osmanlı Divan Edebiyatı Şiirleri, Yenileşme Dönemi ve sonrasında Kıbrıs Türk Şiirleri.
Yenileşme Dönemi ve sonrası şairlerinden M. Kansu Kıbrıs Türk insanının duygulanımlarımı dile getiren, eserlerini sabırla ören bir yazar ve şairdir. Eserlerinde bağımsızlık, var olma, adalı-akdenizli olma ve kalabilme temalarını işlemiştir.
Başta Garip akımının etkisiyle yazmış, daha sonra İkinci Yeni Hareketi’nin Kıbrıslı Türk Yazınında öncüsü olmuştur. M. Kansu ilk şiirlerini yayımladığı İkinin Yaşamı’nda (1960) Garip şiirine yakın durur. İkinci kitabı Piramit Acısı ile (1962) soyut şiire yelken açar. Zamanla şiiri Toplumcu Gerçekçi yönelişlere evrilerek çağdaş şiir türünde de başarılı ürünler veren ozan, çoğu kez örtülü anlatı ve sezinlemeci duruşları deneyerek, metaforlar kullanmıştır.
Şiirlerinde toplumsal sorunlar önceliği belirgindir. Doğu Akdenizlilikten, adanın tarihi ve mitolojik dokularından yeşeren yazılar yazarak insan, toprak, barış ve aşk temalarını işlemiştir.
Göçleri yaşamış şair izlenimci ve dışavurumcu bir üslupla yaşanmışlıkları dizelerine aktarmıştır.
‘topraktan çıktım ben ve
geldim şimdi buralardayım
nerelere gittimse oralı oldum
şimdi buradaysam buralıyım.’ (Çıplak Ayakla Dolaşmak Çölde, Khora Yay. 2014. S:25).

Çünkü Eğiktir Dünyanın Ekseni isimli şiirinde de coğrafyasındaki göçün bireylere etkisinden söz etmiştir.
I.
kırlangıç en çok
sabahları çılgınlaşır;
gece, uzun ve karanlık
bir ağaçtır çünkü.
uyur ve uyanıktır
uyanıktır ve uyur
çünkü eğiktir dünyanın ekseni,
ve çünkü kırlangıç
göç etmeden de yaşar göç etmeyi. (Görkemli Çıngırakları Ada’mın. M.Kansu. Toposvelegos-Mekanvesöz. Ürün Yayınları. 2010 s;19)

Tarihi hareketli bir adada yaşamanın zamansal etkileri ise “martı dilinde, şimdi önemliydi, ‘gelecek’ değil.” dizesinde hissedilir. (Martı Dilinde Önemli Olan Neydi? Liman Yayınları. Ekim 2001)

Ve Ansızın Güneş isimli kitap felsefi haikulardan oluşmuştur. Yazar Maraş’ ın hüzünlü sessizliğini 5/ 7/ 5 ölçüsüne sığdırmayı başarmıştır. (Ve Ansızın Güneş. 1998. Liman Yayınevi)
37
Maraş ölü kent;
oda/ incir/ gökyüzü-
gölgede yılan
38
Tel örgüler,
deniz, kum ve güneş-
uçurtma hoyrat.
39
Yatak odası
kırık sessiz oyuncak-
bir ara hüzün.

Bu haiku bize küçük bir kız çocuğunun “Bize başka bir eve taşınacaksınız dediler, taşındık, bebeğim orada kaldığı için ağladım. Yeni evde başka oyuncaklar ve farklı bir bebek vardı. Ama benim bebeğim değildi, ağladım. Sonra başka bir çocuk ta şimdi bu bebek için ağlıyordur diye düşündüm, bebeğin sahibinin yerine de ağladım” diye duygularını dışarı vurmasını hatırlatır. Şair bunun gibi nice yaşanmışlıktan yola çıkarak yazmıştır dizelerini.

“Batıdan Bakmak Beşparmaklara” isimli şiirinde Beşparmak Dağlarını bir kadına benzetir şair. Ayrılık siyah bir kuş gibi konmasın omuzlarına diye iç çektim, zeytin yaprakları tutuşturdum. Ey alımlı kadın! Ruhum, ölümüm ve doğumum…Bağışla beni. Geç kaldım sana ilan-ı aşk etmeye. (aşk uzağımda, suya inen güneş. S;55)
“Yüzbirinci Oda Denize Açılacak” isimli şiiri ise
Lefkoşa,
Ne oldu seni saran duvarlara dizeleriyle başlar.
İlerleyen mısralarda savaşın izleri hissedilir. Silah sesleri ve çamur bulanmış adamların yüzleri ürkütecek.
Son üçlüde ise savaşın ve kaosun olmadığı yasemin kokulu şehrinde yaşama isteğini vurgular. Şiirinde zaman da vardır, Kıbrıs coğrafyasına ait yasemin kokuları da.
Lefkoşa; yasemin ya da yaseminler kenti;
kesintisiz güneşli bir günde
bir kez daha seviş benimle. (aşk uzağımda, suya inen güneş. S;40)

Serinliğiyle Vurursa Su Yüzüme Şiir Gelir Oraya isimli şiirde Kıbrıs’ın su sorununa yer verir M. Kansu. Afrodit’in adası der ilk dizede, çünkü Afrodit Kıbrıs kumsallarında köpükten doğmuştur.

su az olandır afrodit’in adasında.; aranandır, kayıp olandır.
tutkularla özlenendir, yeşil olan yeşil olabilecek olanın
can damarıdır.; göçtür; kurtuluştur; yaşamdır;
insanımın katık ettiği hellimdir, orak tarlalarında
kavurucu sıcağı serinleten kırmızı testidir. (Büyücü. S;27)



Poyrazlı bir gün,
Tekneler karaya çekilmiş,
Yazdan kalan tek şey,
Kuytulara saklanmış fısıltılar
“Hepsi çekip gitti “diyor bir adalı
Ada yine sessiz ve yalnız.
-o ses ne
Biri mi var orada?
-hayır!
Eylül yaprakları.
Ada yine yalnız ve sensiz.
Rüzgâr yeniden esmeye başladı,
Vazgeçtim seni düşünmekten. (İki Ada-M.Kansu-İsmet Değirmenci s;81)

Şiir bir sevgiliye yazılmış gibi olsa da göçe zorlanan Kıbrıslı evlatların özlemini anlatıyor.

“Doğu Akdenizli Larva” dır şair bazen. Yanındaki dalgıçla Akdeniz’in en derin sularında, gelmiş geçmiş uygarlıkların izinde mercan adalarına yüzerler. (Doğu Akdenizli Larva-Çılgın Bir Dalgıç. Ürün Yayınları; 2012. s;25). “Akdeniz’de bir mercan ada” isimli şiirinde Mesarya ovasını anmadan geçmez. Mesarya’da tek başına bir ağaç olur dizelerinde.

Burada Olmadım Hiç, Aslında Buradayım isimli şiirinin son iki dizesinde;

İşte rüzgâr, ruhum onunla gider, yerçekiminden kurtulur, sessizliğin içinde dolanır ve ben burada olmadığımı sanırım.
Bilirim aslında hiçbir yere gitmediğimi ve gidemeyeceğimi de, mısralarıyla varoluşçu göndermelerin yanısıra bir göçmenin hislerini dışa vurur. (Yüzüm ve Gökyüzü Arasında Hayaletler. S;53)

Zamanın sorgulandığı varoluşçu şiirlerinden Ah Yarın Ne olacak isimli şiiri,

Yarın nedir ve belki olmayacağız diye başlar.

Belki hava bulutlu olacak,
naylon poşetler uçuşacak sokaklarda,
Birileri ölecek, kadınlar doğuracak.

Savaş olacak bir yerde, bir uçak düşecek. Diye devam ediyor ve

Yarın nedir nasıl olacak,
Ve belki çoğumuz olmayacak

diye bitiyor. (Toprağım Şimdi Yorgun. S;40)


M. Kansu hayatın evren içinde sonsuzluğunu, sürekliliğini, yani hem geçmişi hem bu günü hem de geleceği dile getirmektedir. Hayatı durgunluk ve tezatlarıyla işler. Her türlü nesne ve varlık yeni bir imge ve imgelem dünyası yaratır. Söz dağarcığında hem eski hem yeni kelimeleri kullanarak eski sözcüklerin yaşatılmasını ve yeni sözcüklerin kullanıma girmesini destekler. Geçmiş zamanla şimdiyi bir araya getirir.
Edebiyat Öğretmenliğinden sonra eğitimci olarak devam ettiği görevinden emekli olan yazar, halen çeviri, deneme, şiir, anlatı, öyküleriyle Kıbrıs Türk Edebiyatı’na katkı yapmaya devam etmektedir.



Bu haber 764 defa okunmuştur

:

:

:

: