Tarkovski’nin son filmi-Kurban

Kurban, Rus yönetmen Andrei Tarkovski’nin bin dokuz yüz seksen altı yapımı veda filmidir. Tarkovski Rusya’da Glastnost öncesi kuşağın en iyi yönetmenlerinden sayılır. Dört Nisan bin dokuz yüz otuz iki yılında dünyaya gelen Tarkovski şair bir babanın Andrei Tarkovski ‘nin oğludur.

Kurban, Rus yönetmen Andrei Tarkovski’nin bin dokuz yüz seksen altı yapımı veda filmidir. Tarkovski Rusya’da Glastnost öncesi kuşağın en iyi yönetmenlerinden sayılır. Dört Nisan bin dokuz yüz otuz iki yılında dünyaya gelen Tarkovski şair bir babanın Andrei Tarkovski ‘nin oğludur.
Filmin oyuncuları; Erland Josephson (Alexander), Susan Fleetwood (Adelaide) Guorun S. Gisladottir (Maria), Sven Wolter (Victor), Valerie Mairesse (Julia), Filippa Franzen (Marta), Tommy Kjellqwist (Küçük Adam) dir. Filmin, Cannes Jüri Büyük Ödülü, Sanatsal Katkı ve Eleştirmenler Ödülleri, Valladolid Altın Çivi Ödülü, En İyi Film ve Oyuncu Ödülleri ve BAFTA En İyi Yabancı Film Ödülleri var.
Film bir tablo üzerinden uzun bir açılış ile başlıyor. Filmin başlangıcında Leonardo da Davinci’nin Üç Kralın Tapınışı tablosu ekranda yer alıyor. Tabloda annesinin kucağındaki bebek İsa krallara su veriyor. Sebastian Bach’ın müziği eşlik ediyor sahnelere.
Yüz kırk dokuz dakikalık film yüz yirmi plan barındırıyor. Bu süre plan başına bir dakikadan biraz fazla bir zaman anlamına gelmektedir. Aynaları büyük bir ustalıkla kullanıyor usta yönetmen. Hemen her filminde olduğu gibi yerdeki su birikintileri üzerinde yoğunlaşıyor. Merdivenler, kapalı ve açık pencereler, kapılar ve onlardan sızan ışıklar kullanılıyor. Uzun planlar ve yakın görüntüler yakalamakta usta yönetmen filmi çekiyor ve görme işini seyirciye bırakıyor. Film içinde felsefe barındıran ağır bir sanat yapıtı.
Yönetmen bu filmini İsveç’te kanserden hayatını kaybetmek üzere olduğu günlerde oğlu Andriosha’ya bir vasiyet niteliğinde çekiyor. Oğlunun üzerinden gelecek kuşaklara yapıyor vasiyetini. Ağacın yeşertilmesi için sulama ritüelinin yerine getirilmesini anlatıyor. Varoluşçu izlerin yoğunlukta olduğu yapıt, metafizikten estetiğe, nihilizme, paganlığa uzanan bir kavramlar yelpazesini irdeliyor. Aslında filmde varoluşçuluk ve inanç kavramları arasındaki çatışma gözler önüne seriliyor.

Az ama öz replik kullanılan filmden ilgi çekici cümleler ise,
Ve bir de gücü korumak için gereken şiddet araçları. Vahşiler gibiyiz! Mikroskobu cop gibi kullanıyoruz. Hayır yanlış. Vahşiler maneviyata daha çok önem veriyor.
Ve,
Hayat standardına gelince, bir zamanlar bilge bir kişi gerekli olmayan şey günahtır demişti. Ve eğer bu doğruysa uygarlığımız baştan aşağı günah üzerine kurulmuş demektir.

Film bir tiyatro sahnesi gibi ilerliyor. Kurgu nükleer bir yıkım öncesi, bu felaketten kurtulmak isteyen adamın kurtulmak için herşeyini Tanrı’ya adayacağı sözü üzerine gelişir. Filmin sonlarına doğru teslimiyetçi baba ve sorgulayıcı oğulu görüyor seyirci. Filmin son sahnesinde sulanan ağacın yeşermesini umutla bekleyen seyirci kameranın ağacın dalları arasında uzun süre yukardan aşağı gezinmesine rağmen ne yazık ki bir tane bile yeşil yaprağa rastlayamıyor. Ancak çekim o kadar bilinçlice kullanılıyor ki ağacın uç noktasını görmüyoruz, bu da seyircide burada kamera gezinseydi belki yeşil bir yaprağa ulaşılabilecekti beklentisi doğuruyor. Filmdeki kurbanın kendisi olup olmadığını seyirciye sorgulatan bir film. Filmin içinde sürekli simgesellerle bir yerlere göndermeler yapılıyor. Koşuşturan insanları sperm olarak nitelendirmesi bile bunların arasında sayılabilir.
Evin bahçesini düzenlerken yoğun koşuşturma sonrası oturup seyretmeye koyulduğunda bahçedeki güzelliklerden artık eskiden olduğu gibi zevk alamadığını dahası yorgunluktan artık onları göremediğini anlatıyor. Çok çalışıp hayatı ıskaladığımızı, oturup hayattan zevk alacağımızı düşündüğümüz ileri yaşlarımızda ise gençlikte yapmayı ıskaladığımı pek çok şeyi ne yapmaya gücümüz kaldığını ne de gençlikte aldığımız zevki alamayacağımızı anlatıyor.

Tarkovski 29 Aralık bin dokuz yüz seksen altı yılında 54 yaşındayken Paris’te hayatını kaybediyor. Filmleri; Kurban, Tempo di Viaggio, Nostalji, İz Sürücü, Ayna, Solaris, Andrey Rublev, İvan’ın Çocukluğu, Silindir ve Keman, Bu Gün Kimse İşten Çıkarılmayacak, Konsantre, Katiller. Kitapları ise; Mühürlenmiş Zaman Ve Zaman Zaman İçinde isimli eserlerdir.

Filmde “Hepimiz körüz, hiçbir şey görmüyoruz” repliğini kullanan Tarkovski bu filmiyle bizi pek çok şeyi görmeye davet ediyor.
Bu haber 658 defa okunmuştur

:

:

:

: