Siz bu Aziz Beyi tanıyorsunuz

Aziz Bey Hadisesi


Aziz Bey Hadisesi

Ayfer Tunç’un Aziz Bey Hadisesi (Can Yayınları) isimli kitabı Faruk Duman tarafından yayına hazırlanıyor. Kitabın yazarı Ayfer Tunç bin dokuz yüz altmış dört Adapazarı doğumlu. Yazar Siyasal Bilgiler Fakültesini bitiriyor.
Kitabın ilk sayfasında Zeki Bey’in Aziz Bey’i tartaklayarak dışarı atması bir iki cümle ile anlatılıyor. Daha sonra Aziz Bey’in ani ölümü bilgisi veriliyor okuyucuya. Okuyucu Aziz Bey’in neden öldüğünü merak ede dursun, gelişen olaylarla Aziz Bey’in egosentrik yaşamı gözler önüne seriliyor. Aşkına karşılık bulamayan genç bir adamda gelişen depresyonun hayatını anlamsızlaştırma süreci anlatılıyor.
Aziz Bey’in evini terk ettiği gece annesi hayatını kaybediyor. Babası bu olayı asla affedemiyor. Bu olanlar genç adamın yaşam sevincini yitirmesine sebep oluyor. Belki de bu yüzden herhangi bir işte başarılı olamıyor. Yapabildiği tek şey tambur çalmak olduğu için meyhanelerde çalmaya başlıyor. Tamburi Aziz Bey olarak ünleniyor. Babası kendisiyle küs olarak hayata veda ediyor. Aziz Bey orta yaşlarına geldiğinde, hayatında can yoldaşı olacak bir kadının yokluğunu çekmeye başlıyor.
Vuslat isimli genç kadınla bir kıyafetinin tadilat işlemi sırasında tanışıyor. Aşık olmak, kapris çekmek, bir kadının gönlünü eylemek gibi bir düşüncesi ve isteği olmadığı için sessiz, silik, dikkatle bakılmadıkça gö¬rülmeyen, varlığına ihtiyaç duyulmadıkça ortaya çıkma¬yan, o konuşursa dinleyen, sorarsa cevap veren, kısacası hayatını alabildiğine kolaylaştıracak bir kadınla yaşayabi¬leceğini düşünüyor, Vuslat’ı bu özellikleri nedeniyle evlenmeye uygun görüyor.
Aziz Bey'le evlenmiş olduğuna bir türlü ina¬namadığı için çok mutlu olan Vuslat’ın bu evlilikte, seven tarafın sadece kendisi ol¬duğunu anlaması uzun sürmüyor. Aziz Bey turne¬lere gidiyor, hayatından türlü kadınlar geçiyor, karşılık bulamadığı aşkını unutuyor. Vuslat ise evde, Haliç'in kirli sularına yansıyan kırık dökük bir ay ışığına bakarak, kendi hayatını düşünüyor ve kederleni¬yor.
Aziz Bey, zamanla bir gerçeğin farkına varıyor. Kalbini karısı¬na açmayan, evinin dışındaki hayatı evinin içindekinden daha önemli bulan, evdeki yürek sızılarını anlamayan, anlasa da umursamayan, çehresi daima asık, sesi daima gür ve azarlamaya hazır babasına benzediğini anlıyor.
Zamanla dışardaki hayata eskisi gibi ayak uyduramıyor, huzurlu bir sessizliği tercih ediyor. Vuslat’a hiç tambur çalmadığını fark ederek eşine çalmak için bir şarkı seçiyor yaşlı adam. Ancak eve gittiğinde eşini hasta buluyor. Değerini geç anladığı bu varlığı kaybetmek¬ten çok korkuyor. Aslında Vuslat'ı kaybetmek kadar yapayalnız kalmaktan da korkuyor.
Bütün özenli bakımına rağmen Vuslat ölüyor. Bir gölge veya eşya gibi gördüğü Vuslat’ın boşluğunu doldurabilecek hiçbir şey olmadığını anlıyor. Acısını yüreğinde çoğaltmaktan zevk alan Aziz bu hüzünlü halini tamburuna yansıtıyor. Bu nedenle Zeki’nin meyhanesi müşteri kaybetmeye başlıyor.
Aziz Bey eşinin resimleri ile avunmak istiyor. Albümde ni¬kahlarında çekilmiş birkaç soluk fotoğrafın dışında Vuslat'a ait hiçbir şey göremiyor. Daha sonra gelişen olaylarla Aziz Bey’i ölüme götüren süreç de tamamlanmış oluyor.
İnsan psikolojisinin ince ince işlendiği bir eser Aziz Bey Hadisesi. Siz Aziz Bey’i yakından veya uzaktan tanıyorsunuz. Komşunuz, uzak akrabanız, babanız, abiniz olabilir. Toplumda nice Azizler olabilir. Ama onları aileleri, arkadaşları ve hatta kendileri bile Ayfer Tunç kadar iyi analiz edemez.
“Yazarın EdebiyatHaber’de 02.09.2021 tarihinde yayınlanan Aziz Bey Hadisesi isimli incelemesinden uyarlanmıştır”
Bu haber 696 defa okunmuştur

:

:

:

: