Tahlikeli tırmanış

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının genişliği ve hacmi tüm dünyayı bu rezervler üzerine yöneltti .

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının genişliği ve hacmi tüm dünyayı bu rezervler üzerine yöneltti . Doğu Akdeniz’de kıyısı bulunan ülkelerin deniz yetki alanları ve kıta sahanlıkları kaale alınmadan . Bu ülkelerin varlıklarını batılı ülkeler hukuken tanısalar bile . Bin bir ayak oyunu ile iş icraata geldiğinde, fiilen kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederek , çevirdikleri dümenler sayesinde bölgedeki deniz zenginliklerinin üzerine dört ayakları ile atlama perendahına kalktılar . Çünkü onların da bozulan ekonomilerinin ayağa kalkması için bu rezervlere ihtiyaçları vardır .
Bölgede kıyısı bulunan ülkelerin çoğu , bu rezervleri tespit edip sondajını yapacak teknik donanıma sahip değildir .
Bu donanıma sahip ülkeler genellikle sanayisi ve ekonomileri güçlü olan ülkelerdir .
Bölgede sadece Türkiye ve İsrail’in bu konuda teknik donanımı mevcut . Diğerleri bu ülkelerin sondaj yapan şirketlerine bağımlı . Bu şirketler de bağlı oldukları ülkelerin çıkarlarını göz önünde bulundurarak hareket ederler ve kıyıdaşmış gibi rezervlere sahip olma girişimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak da sürdürmekten geri durmazlar .
Veya bu kıyıdaş ülkelerle ikili anlaşmalar yaparak zenginliklerin üzerine konmaya çalışırlar .
İşte bu ülkelerden birisi de Fransa .
Geçen hafta Yunanistan Başbakanı Mitsotakis Paris’te Yunanistan ve Fransa arasında iki ülkeyi kapsayacak savunma ve işbirliği anlaşması yaptı . İşbirliği anlaşmasının bir maddesi aynen şöyle :
Taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde , imzacı diğer ülkenin ona yardım etmesini öngörüyor .
Bu anlaşma ile Yunanistan aklınca Fransa’yı Ege ve Doğu Akdeniz’de taraf haline getiriyor ve Türkiye’nin karşısına dikiyor .
Yunanistan, Türkiye ile iyi komşuluktan, barıştan, adaletten ve hakkaniyetten dem vururken . Diğer yandan da savunma iş birliği anlaşmaları yaparak, Fransa’dan fırkateyn ve savaş uçağı satın alıyor . Bunların parasını da Almanya’dan alıyor . Nasıl mı? kredi aldatmacılığı ile Yunanistan kanalı ile Doğu Akdeniz’deki zenginliklerin üzerine konmak için tüm batı Türkiye’nin karşısında .
Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki olaylar göstermiştir ki , batılı emperyaller Türkiye’ye düşman . Buna Amerika da dahil .
Bu 1963 Kıbrıs olaylarından beri devam eden bir süreç . Önceleri bu güçler memnundu . Çünkü Türkiye’yi Misakı Milli sınırlarına hapsedip İkinci Sevr’i uygulamanın hesabı kitabı içindeydiler . Nasıl olsa Türkiye’nin NATO sözleşmesi ve ABD ile olan ikili anlaşmalarla eli kolu kelepçelenmişti .
Bu kelepçe, küstah Jhonson ve kaleme aldığı küstah mektubu. Türk Gençliği sayesinde param parça edilmiş ve batı emperyalistlerin ipliği pazara çıkarılmıştı .
Günümüze değin batının bu emellerinde hiçbir değişikliğin olmadığı , yapmış olduğu fillerle ortaya çıkmaktadır .
Türkiye’nin bu durum karşısında yeni arayışlar içene girmesi ve bölgede oluşturduğu güç sayesinde yeni ittifaklar yapması kaçınılmaz olacaktır.
Sn. Çavuşoğlu’nun Asya Çalıştayı da bunu gerçekleştirmek için bir fırsat penceresi olabilir .
Yıllar göstermiştir ki ne Osmanlıda ne de Cumhuriyet devrinde , batılı emperyaller Türkiye ile hiçbir zaman dost olmamışlar . Dostluk adı altında düşmanca ilişkiler içine girmişlerdir .
Yeni oluşumların köşe taşları da , yeterli savunma sanayi ve güçlü ordu ile mümkün . Bu sağlandığı takdirde ki bu konuda ağırlık hissediliyor . Yeni oluşumların ortaya çıkması için hiçbir engel olamaz. Batılı emperyalistlere rağmen .
Rahmetli İnönü 57 yıl önce bunun ilk adımını atmıştı .
Küstah Jhonson mektubu karşısında .
“Yeni bir dünya kurulur. Türkiye bu dünyada yerini alır “ demişti .
Şimdi Türkiye’ye bir değil , birden çok dünya kuracak fırsatlar doğmuştur .

Bu haber 3368 defa okunmuştur

:

:

:

: