2021 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Abdulrazak Gurnah ve Deniz Kenarında isimli eseri

Bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü yazar Abdulrazak Gurnah’a verildi. Abdulrazak Gurnah bu haberi telefon aracılığıyla aldığında ilk önce inanamıyor. Bunun bir şaka olduğunu düşünüyor ve telefonda konuşan kişiyi olumsuz bir tarzda yanıtlıyor. Daha sonra gelen telefonlarla haberin doğruluğuna ikna ediliyor.

Bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü yazar Abdulrazak Gurnah’a verildi. Abdulrazak Gurnah bu haberi telefon aracılığıyla aldığında ilk önce inanamıyor. Bunun bir şaka olduğunu düşünüyor ve telefonda konuşan kişiyi olumsuz bir tarzda yanıtlıyor. Daha sonra gelen telefonlarla haberin doğruluğuna ikna ediliyor.
Bin dokuz yüz kırk sekiz doğumlu Zanzibarlı edebiyatçı yetmiş üç yaşında bu ödüle sahip oluyor. Ödülün yanı sıra 10 milyon İsveç kronu (1.1 milyon dolar) armağan kazanıyor. Svahili dilinin konuşulduğu, öğrenim dilinin İngilizce olduğu bir ülkede yaşayıp, Kuran kurslarında Arapça öğrendiği için çok dilli bir kültüre sahip. Bin dokuz yüz altmış dört yılında Zanzibar Ayaklanması’na katılması, sosyalist rejim döneminde yaşananlar dünya görüşü üzerinde rol oynuyor. Bin dokuz yüz altmış sekiz yılında İngiltere’ye giderek üniversiteye devam ediyor. Doktora tezi olarak Doğu Afrika, Karayip ve Hindistan Edebiyatında kolonyal etkileri analiz ediyor. Postkolonyal edebiyat üzerine araştırmalarını sürdürüyor.
Eserleri arasında; Cennet (Paradise), Afterlives, Desertion, Memory of Departure, Gravel Heart, Admiring Silence, The Last Gift, By the Sea, Pilgrims Way, Essays on African Writing II: A Re-Evaluation, Admiring Silence, Bossy isimli kitaplar yer almaktadır. Kitaplarında göç ve göçmen problemleri, ırk ve etnisite sorunları, yeni yerleşilen ülkeye uyum çabaları ve bu süreçte karşılaşılan güçlükler yer alıyor.
Halen Kent üniversitesinde profesör olarak görevine devam eden yazarın Deniz Kenarında (By the Sea) isimli eseri iki bin bir yılında basılıyor. Ülkesinden farklı bir kimlikle kaçan ve İngiltere’ye sığınma talebinde bulunan Salih Ömer isimli bir mültecinin sığındığı ülkede yaşadıkları, kabul edilme sürecinde karşılaştığı güçlükler, içinde bulunduğu ülkenin dilini bildiğini saklayarak göstermiş olduğu pasif direniş ve geçmişiyle yüzleşmesi anlatılıyor.
Her kitabında olduğu gibi bu kitabında da ulusal-etnik, aidiyet duygusu, yabancılaşma, sömürgecilik ve bunlardan kaynaklanan sorunların aile içine taşınması inceleniyor. Yaşadıklarını kağıda dökerek kendisini Zanzibar’dan göç etmeye mecbur bırakan koşulları anlatıyor. Katip Barteleby üzerinden yaptığı göndermelerle yerleştiği ülkedeki pasif direnişini anlatıyor.
Göçmenlik işleri memuru Kevin Edelman’ın sorgulayıcı ve horgörücü tavırlarını dile getirdiği “Şaban bey, neden bu yaşta bunu yapmak istiyorsunuz.?”, “Hayatınız gerçekten ne kadar tehlikede? Ne yaptığınızın farkında mısınız? Her kim bunu yapmak için aklınızı çeldiyse size iyilik etmemiş, ilk başta bunu söyleyeyim. Dili bile bilmiyorsunuz ve muhtemelen öğrenemeyeceksiniz de. Yaşlıların yeni bir dil öğrenmesi oldukça zordur. Bunu biliyor muydunuz? Başvuru işlemlerinizin bitmesi yıllar alabilir ve sonra yine geri gönderilebilirsiniz. Kimse size iş vermez. Yalnız, sefil ve yoksul olacaksınız ve hastalandığınızda burada size bakacak kimse olmayacak. Neden kendi ülkenizde huzurla yaşlanmayı seçmediniz? Bu sığınma işi gençlerin kumarı, onlar gerçekten de Avrupa’da iş, refah falan arıyorlar, öyle değil mi? İçlerinde ahlaklı hiçbir şey yok, sadece hırs. Öldürülme korkusu ve güvenlik değil, sırf hırs. Şaban Bey, sizin yaşınızdaki biri daha doğru bir karar vermeli” cümleleri aynı zamanda sığınılan ülkenin insanlarının ve hükümetinin göçmenlere bakış açısı konusunda okuyucuya bilgi veriyor (s;23).
Sığınma talebinde bulunan göçmenin içinden geçenler evrensel gerçeğin ta kendisidir. Yaşama hakkı gerçeği. “İnsanın kaç yaşında hayati tehlikeden korkmaması gerekir. Ya da kaç yaşında korku duymadan yaşamak ister? Hayatımın içeri kabul ettikleri o gençlerden daha az tehlikede olduğunu nereden biliyor? Ve daha iyi daha güvende yaşamak istemenin nesi ahlaksızca? Neden hırs ya da kumar olsun bu?” (s;24).
Göçmenlik işleri memuru kendi ailesinin de mülteci olduğunu, Romanya’dan göç ettiklerini söyleyerek empati kurmaya çalışıyor. Ancak dili yine aşağılayıcı.
“Yoksul ve yabancı olmanın zorluklarını biliyorum, çünkü ailem buraya geldiğinde bunu yaşadı ve bunun mükafatını da biliyorum. Fakat benim ailem Avrupalı, hakları var, ailenin bir parçası onlar” (s;25).
Karşısındaki mültecinin ümitlerini iyice kırma ve amacından vazgeçirme isteğiyle kalırsa nelerle karşılaşacağını anlatan bir söylevle devam ediyor Edelman;
“Siz buraya ait değilsiniz, bizim değer verdiğimiz şeylere değer vermiyorsunuz, bunlar için nesiller boyu bedel ödemediniz ve biz sizi burada istemiyoruz. Sizin için hayatı zorlaştıracağız, size saygısızlık edeceğiz., hatta belki şiddet uygulayacağız. Şaban Bey neden bunu yapmak istiyorsunuz?” (s;25).
Deniz Kenarında kitabı mülteciyi kabul eden ülkenin insanları ile mülteci arasındaki ilişkiyi de çok net sorgulayan bir yapıt. Bu güçlü analiz Abdulrazak Gurnah’a 2021 yılının Nobel Edebiyat Ödülü’nü getiriyor.
Bu haber 448 defa okunmuştur

:

:

:

: