Dünyaca ünlü Kıbrıslı Türk Ressam Gültekin Bilge (Röportaj 2. Bölüm)

Yaşamımızda kendimize verdiğimiz değer kadar, başkalarına da değer vermeyi görev edinmeliyiz gibime geliyor…

Yaşamımızda kendimize verdiğimiz değer kadar, başkalarına da değer vermeyi görev edinmeliyiz gibime geliyor…

Bu nedenle de 2014 yılına ait bu röportajı tekrar yayınlamak istedim. Çok değerli ressamımız sayın GÜLTEKİN BİLGE hatırlansın istedim.

Bir rastlantı sonucu GÜLTEKİN BİLGE’yi internette buldum önce. Resimleri ve kullandığı teknik olağanüstüydü. Sonra kendisi Kıbrıs’a tatile gelince Lefkoşa Merit’te buluşup sohbet ettik.

Yine bir rastlantı sonucu öğrencilerimden CEMRE DALKILINÇ’ın da GÜLTEKİN BİLGE’nin yaşadığı yer olan GLASGOW’da öğrenci olduğunu öğrendim.

Ondan, evine gidip röportaj yapmasını rica ettim. Beni kırmadı. Kendisiyle görüştü.

GÜLTEKİN Beye ve sevgili öğrencim CEMRE DALKILINÇ’a bir kez daha teşekkür ediyorum.

Tozlu sayfalar arasında kalan bu röportajı günışığına çıkarıp sizlerle buluşturmaktan sevinç duyuyorum.

Yazının uzunluğu nedeniyle ikiye böldüm. Bu hafta da kaldığımız yerden diğer yarısı yayınlıyoruz.

Büyük ustayı kutluyor, sağlıklı ömürler diliyorum.

6. RENKLERİNİZ ÇOK CANLI…
NASIL BİR RUH HALİ İLE RESİM YAPIYORSUNUZ?

Kontrast renkleri çok severim ben, bir de sıcak soğuk farklarını kullanırım resim yaparken ve bundan dolayı canlı renkler var resimlerimde. Zaten resimlerimde enerjiyi kullanırım ben.

7. RESİMDE MOTİVASYONUNUZU
NEYLE SAĞLIYORSUNUZ?

Resimlerim hep yaratıcılıkla ilgilidir. Benim motivasyonum doğadır. Ben sokağa çıktığım zaman sürekli doğayı incelerim ve resimlerimde kendi gözümdeki doğayı yansıtırım. Ağaçlara baktığım zaman insan yüzleri görürüm. Toprağa, taşa veya manzarada insan yüzlerini seçerim. İşte ben resimlerimde de bu doğadaki gizli insan yüzlerini tekstür olarak kullanıyorum ve bu yüzleri tıpkı doğadaki gibi resimlerimde de renklerle gizliyorum.

RÖPORTAJIN İKİNCİ BÖLÜMÜ

8. Oldukça büyük ebatta resimleriniz var, nasıl bir duygu bu, neden büyük çalışıyorsunuz?

Akademide okurken de büyük ebatlarda çalışırdım. Bu benim karakterim ve mizacımdan olabilir. Belki büyük ebatlarda daha çok şeyi anlatmak daha kolaydır diye büyük ebatlarda çalışmayı severim.

9- Unutamadığınız anılarınızdan bir veya iki tane paylaşır mısınız?

1974 barış harekatını asla unutamam. Mevzide otururken gökyüzünden inen paraşütleri gördüğüm an ve onları öldürmek için atılan dom dom mermilerinin sesleri hala daha kulaklarımdadır.
Bir de vurulduğum günü unutamam, o gün bir kelime kullanmıştım: ‘mahvoldum!’. Baf kapısında 11. Bölükte vuruldum ben. Mevzinin içinde vuruldum, mevzi iki katlıydı ve duvarda demir bir merdiven vardı. Vurulduğumda o dik merdivenden aşağı nasıl indiğimi hiç hatırlamam çünkü bir elim kopmuştu diğer elimle de kan kaybını önlemek için yaralı elimi sıkıyordum. Beni hastaneye Güner Pir götürdü. Hastanenin merdivenlerine kadar hatırlıyorum sonrasında kalbim durmuş, sonra ağrılar içinde uyandığımda kalbimi tekrar çalıştırdıklarını söylediler. Bu benim ikinci hayatımdır aslında.

10. Resim çalışanlara tavsiyeleriniz neler olabilir?

Ressam olmak isteyenlerin sosyopolitik ve ekonomik herşeyi bilmesi lazım, mağara devrinden bu güne tüm sanat tarihini bilmesi lazım, çok araştırmacı ve incelemeci olması lazım. Ayni zamanda her gün bir karakalem bitirmesi lazım, bu çok çalışması gerekir demektir. Gördüğü ve düşündüğü herşeyi çizmesi gerekir gerçekten sağlam bir ressam olmak isteyen birisinin.

11. Kendinizi / sanatınızı / nerede görüyorsunuz, hedefleriniz neler?

Enternasyonal bir ressam olmak için çalıştım ve bir takım yol aldım ama daha çok yolum var önümde. Birçok şehirde sergilere katıldım, ve dünyanın dört bir tarafından sergi davetleri alıyorum. Ahşap üzerine çalışıyorum ve ahşap hem heykeldir, hem rölyeftir hem de resimdir. Dünyada şimdiye kadar böyle üç kategoride bir yapıt çıkmadı ve bu benim başardığım bir olaydır. İlerde bir Picasso, bir Pollock veya bir Rothko olmaktır hedefim çünkü kendime has bir tarzım var ve bunu dünyaya tanıtmak istiyorum.

İskoçya’da kendi müzemi açma fikrim var, Gültekin Bilge Müzesi… Bu hem yapıtlarımın hem de ismimin kalıcı olması demektir. Ahşap yapıtlarımı özellikle satmamaya gayret ediyorum bunun yerine print satıyorum çünkü, eserlerimi biriktirip müzemde sergilemek istiyorum. Şu ana kadar 350’nin üzerinde resim biriktirdim. Hedefim, ölmeden önce 1000 veya 1000’i aşkın eser tamamlamaktır.

Bizim Anne ile bir anlaşmamız var, ölmeden evvel başarırsak beraber açacağız müzemi. Partnerimle ortak olduğum CTI Gallery şirketimize devrettim bütün resimlerimi ve ben öldükten sonra müzem yapılmamışsa müzemi Anne açacak.

12. Önümüzde neler var, hangi sergiler olacak?

Önümüzde Monaco sergisi var, sonrasında Roma, Belçika ve Japonya’dan sergi davetleri var. Türkiye ve Kıbrıs’tan hiç davet almadım şimdiye kadar ve üzülerek söylerim ama Türkler kendi değerlerine malesef hiç sahip çıkmayı bilmiyor. Mühim olan enternasyonal bir sanatçı olmak olsa da insan kendi halkının desteğini de ister.
Röportajdan sonra Gültekin Bey’in bahçedeki atölyesini gezdik; resim çizerken kullandığı farklı malzemeleri, kendi ürettiği boyaları, resimlerini ve son çalışmalarını gördük. Günümüzü Anne’in pişirdiği leziz yemekler ve bu tatlı çiftin samimi sohbetiyle tamamladık.


CEMRE DALKILINÇ
Cemre Dalkılınç: 1992 Lefkoşa doğumluyum, Levent College’den mezun oldum ve şu an Glasgow Universitesi ekonomi ve işletme bölümü son sınıf öğrencisiyim.
TEŞEKKÜRLER



Glasgow’da yaşayan sevgili öğrencim CEMRE DALKILINÇ’a bu güzel röportajı hazırlayıp bizimle paylaştığı için çok teşekkür ederim…
AYŞE TURAL

Bu haber 401 defa okunmuştur

:

:

:

: