İnsan hayatının değerini ölçecek icad var mı

Açıldık , kesinlikle artık kapanmayız . Ekonomimizi bir tarafa itemeyiz , terk edemeyiz .

Açıldık , kesinlikle artık kapanmayız . Ekonomimizi bir tarafa itemeyiz , terk edemeyiz . Saner Hükümetinin pandemi ile ilgili ilkesi bu formül üzerine odaklandı . Hesaplar kitaplar bunun üzerine kuruldu ve düğmeye basıldı .
Ekonomi çemberi içerisinde olan tüm sektörler bu kararı alkışladı . Alkışlamayanlar ise ses çıkarmayarak sin de gülle geçsin mantığı ile ambuşa yattılar .
Terazinin bir gözünde ekonomi diğer gözünde ise insan sağlığı . Uygulanması gereken her iki göz için hassas bir dengenin kurulması gerekirken . Bu yapılmayarak ekonominin bulunduğu kap ağır bastı ve insan sağlığı için gereken sağlıkla ilgili önlemler gerektiği kadar alınmadı veya önemsenmedi .
Sucuoğlu, Başbakanlık koltuğuna oturmadan , vakalarda beklenmedik oranda artışlar meydana gelmeye başladı . Koltuğa oturduktan sonra da bu devam etti .
Bu bizde değil sadece , tüm dünyada meydana gelen olumsuz bir gelişme . Korona , şekil ve kılık değiştirerek insan oğlunu tüketmeye devam etmektedir .
Dünya tekrar üç koruyucu önleme baş vurmuştur . Bunların başında aşı gelmektedir . Birçok ülke aşı olmayanlar için çeşitli müeyyidelerle aşılanmayı zorunlu hale getirmektedir .
Bizde aşı , ihtiyari isteğe kalmış bir durumda .


Madem ki ekonomi ön plana çıktı ve pandeminin şimdilik panzehiri olarak görülen aşılanmayı ülkede gerçekleştirmek için “kamu yararı “ kuralına dayanarak . Gerekli kurallar zamanında niye çıkarılmadı ve ülkedeki artış gün itibarı ile bu sayılara ulaştı ?
Gerek sosyal medya , gerekse basın ve radyo haberlerinde dinliyor Tv ‘lerde izliyoruz . Nüfusun yüzde bu kadarı aşısız diye .
Ava çıkacak olan insan tüfeğini ve donanımını bir tamam hazırladıktan sonra ava çıkar .
Biz ava çıktık tüfeksiz . Bu nasıl bir avlanma olur varın siz düşünün .
Okullar açıldı bazıları pandemi nedeni ile ya seyreltilmiş eğitime geçti ya da geçici olarak eğitime ara verildi .
Bu devlet kurumları için de geçerli .
Zorunlu aşı olayı için alınan karar çok geç alınmış bir karar . Bu açılmadan çok önceleri alınmalı ve açılıp saçılmaya ona göre geçilmeliydi.
Biz kararı alalım , önlemleri sonra arkadan gelir mantığı mı hakim kılındı ?
Pandemi ile gelişen olaylar bunu göstermiyor mu ?
Sn. Pilli’nin tekrar koltuğa oturur oturmaz virüsün ülkeye yayıldığı gerçeği ile karşı karşıya kaldığını yaptığı açıklamadan öğreniyoruz .
Virüsün yayılması bize şunu göstermektedir . Açılımla ilgili yapılan açıklamaların ve alınan önlemlerin ne denli kifayetsiz olduğunu .
Mevcut yoğun bakım ünitesinin, yazıyı yazdığım saatlerde doluluk oranının son noktasında olduğunu ve ikinci yoğun bakım ünitesinin personel yokluğu nedeni ile devreye giremediğini , hayret ve acı içerisinde öğrendim .
Kimden mi ?
Hemen belirteyim .
Ebeler ve Hemşireler Sendikası Başkanı Ali Özgöçmen, sosyal medya hesabından Sn. Başbakana açık mektup niteliğinde sesleniyor .
“ …Sevgili Faiz Abi ..


Pandemi Hastanesinde 24 yatak kapasiteli yoğun bakım doldu . Artı 12 kişilik olarak bekletilen yoğun bakımda çalışacak hemşire pandemi hastanesinde yok . Hemşire yok !
An itibarı ile eli kulağında beklenilen hadise, genel durumu kötüleşen hastaların yoğun bakıma alınamamasıdır .
Haberin yoksa bil diye yazdım . Pandemiye hemşire lazım .
Bu haberden sonra Sn. Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin açıklaması geldi .
Yoğun bakımda hemşire eksikliğinin mevcut olduğunu 15 – 20 hemşire daha alınabileceğini , tüm hemşirelerin göreve gelmelerini de talep etti . 12 kişilik tam teşekküllü yoğun bakım servisi, hemşire eksikliğinden işlev yapamamakta ve yoğun bakımlık hastalar bundan yararlanamamaktadır .
Bundan doğacak ölümcül vakaların hesabını kim verecek ?
İnsan hayatı 15 – 20 hemşireye ödenecek maaş miktarından daha mı değersiz ki zamanında bu hemşireler alınmadı .
Yazıklar olsun …

Bu haber 342 defa okunmuştur

:

:

:

: