DEVLET Mİ UTANSIN SAĞLIK BAKANLIĞI MI?

NE YAZIK Kİ UTANAN VATANDAŞ OLUYOR

NE YAZIK Kİ
UTANAN VATANDAŞ OLUYOR

Özel bir hastanedeyim. İki emar çektirdim dün 650 tl. den toplamda 1300 tl. ödedim. Sonucu almak için sıra bekliyorum.

Önümde saçları ağarmış yaşlıca bir bey, sesini alçaltarak utana sıkıla bankonun gerisindeki sağlık görevlisine soruyor:

- Benim hanıma doktor emar yazdı ama iki gün sonra ödenirik, ne yapsak acaba?

- Tamam diyor, olur iki gün sonra ödenince çektirirsiniz o zaman... ( Belli ki hasta yukarda yatıyor. Ama para yoksa hizmet yok! Kural bu önce PARA...

Omuzları daha da çöküyor beyefendinin... Zaten o sözleri söylemek için bakalım ne kadar aklında evirdi çevirdi.

Ayaklarını sürüyerek merdivenlerden eşinin yanına çıkıyor. Kara kara düşünüyor. Eşi iyileşse çıksa bile ÖZEL HASTANEYE para mı yetişir! Geceliği en az BİN LİRA…

İnsanın CİĞERİNİ SÖKÜYORLAR vallahi!

En umutsuz hasta için bile ' Şöyle bir tedavi yöntemi var, onu da deneyebiliriz...' deyip son kuruşuna kadar aile soyuluyor... Hatta garibin nesi var nesi yoksa satılıyor 'AMAN YAŞASIN YETER Kİ!

Ama GİDİCİ…
Olsun soyun soğana çevirin…
Tam FIRSAT…

Biz çalışan da emekli de olsak devlet tarafından şöyle adam gibi bakılamıyoruz. İlaçlar hep yok! Hastası olan boğazından kesip ilaca yatırıyor. ELİ MAHKUM…

EMAR için başvurun size en az üç ay sonraya randevu veriliyor. Acil olamaz zaten... Belki çok şanslıysanız bir tanıdık koyarsanız araya belki olur.

Devlete yıllarca hizmet veriyorsunuz; ne ilacınızı alabiliyorsunuz ne filminizi ne emarınızı çekiyor. Yeterli alet yok, görevli yok...

Çünkü PARA YOK!

İLAÇ ALMAK artık her babayiğidin harcı değil! Düne kadar 10-15 liraya aldığınız her şey en az 100 liradan başlıyor.

Sanki emekli olmak SUÇ!
Sanki YAŞAMAK suç...

Yaşlandın YEME / İÇME / HASTA OLMA...

En kestirme yol YAT ve ÖL...

Hatta bir zahmet HASTA olmadan ÖLÜVER GİTSİN…

Ey SİYASİLER!
Ne işe yarıyorsunuz sizler?
O koltuklarda utanmadan gerine gerine oturuyorsunuz bir de..

Ayşe TURAL
( Etiketlere bakmanız yeterli)

BUGÜN YÜZÜNÜZ GÜZEL

Bugün
Yüzünüz güzel
Duygularınız da besbelli...

Cıvıl cıvıl gözleriniz
Işıl ışıl gülüşünüz
Bugün yüzünüz
Her zamankinden daha güzel

Sevgiler sığmıyor yüreğinize
Kucağınızda dostluk çiçekleri
İyilik melekleri omuzlarınızda...

Besbelli güneş
Bulutsuz göklerinizde
Yağmurlara yer yok
İçinizde....

Ayşe TURAL

İÇİNİZ AYDINLANIR

Gecenin bir vakti uyanırsınız. Susamışsınızdır. Ya bir ses uyandırmıştır sizi ya da uykunuzu almışsınızdır.

Gün içinde yarım saat uyumak nasıl dinlendirirse sizi gecenin bir yarısı uyanmak da iyi gelir. Bir bardak su içmek iyi gelir. Zihniniz açılır... Ya biraz kitap okursunuz ya da kanallarda şöyle bir gezinirsiniz...

Gökyüzünün ağarmasına daha çok vardır. Zaten az sonra esneyerek yatağınıza gideceksinizdir. Perdeyi aralayıp dışarı bir göz atarsınız. Karşı komşuda da ölgün bir ışık MERHABA der. Ben burdayım...

Anayoldan hırıltılı motoruyla geçer bir kamyon... Uzaklardan tiz sesiyle bir ambulans... Derken yuvadaki kuş, kısık sesiyle yakınır... Cik!
Ben varım ben de burdayım...

Ansızın kanat çırpar bir gece kuşu... Dal hışırtılarıyla uzaklaşır... Beşparmaklar doruklarından karanlıkta göz kırpar... Tepesinde birkaç yıldız...
Hey!
Ben de burdayım...
Her şey bıraktığın gibi...
Haydi git yat!
HUZUR seni sevgiyle kucaklasın...

Ben söz dinleyen çocuğum... Hemen uykunun kollarına yürürüm...

ADADA SANAT OLAYLARI

Dün ARUCAD’daki Mr. Rabbit’s Doll
etkinliğine gittim.

ARVİN MEDGHALCHİ’nin önderliğinde hazırlanmış, çok emek verilmiş KUKLA FİLM ( Doğru ifade etmişimdir umarım.) izledik. Çok da keyif aldık. Minyatür dekor ve kuklaların yapımının hiç de kolay olmadığını anladık. Ses ve efektlerin hazırlanmasının da zorlukları gösterildi.

Pek çok kişinin emeği ile hazırlanan, başka ülkelerde bu kategoride yarışmalara katılabilecek ve gerçekten ödül alabilecek yaratıcılıkta…

Ödülleri bekliyoruz…

Emek verenleri gönülden kutluyorum. Sahnede Cem M. Yardımcı da vardı.

En büyük buluşmam da girişte oldu.

Sevgili öğrencim Arucad Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burcu Toker Djavit, yine öğrencilerimden Eser Keçeci ve çocukluğunu bildiğim tiyatro sanatçısı Hatice Tezcan’la kısa ama çok içten bir buluşma oldu.

Elbette Arucad’da öğrenci olan Kıbrıs’ımızın ünlü MODA TASARIMCISI sevgili Abdullah Öztoprak da oradaydı.

Ben her buluşmanın bir nedeni olduğuna inananlardanım…
Hepsini çok özlemişim.

GECE

Duygularımı
Avuçlarıma alıyorum
Üflüyorum gökyüzüne …

Umutsuzluklarım kör kuyularda
Sevgi çiçeklerim
Bahar dallarında asılı…

Bir an
Ayın yüzünde yüzün
Yıldızlar
'Seni seviyorum' yazıyor
Benim adıma...

Ayşe TURAL


BİR YÜREK ÇAĞIRIRSA SİZİ
HİÇ BEKLEMEYİN...

Günümüzde gerçek sevgiler tozlu raflarda unutuldu gitti...Ne yazık ki!

Olur ya hani,bir gün ansızın biri çıkar karşınıza...
Düşlerden çıkıp gelmiş gibi...
Hayallerin ötesindeki ülkelerden birinden mesela...

Sevdalı bir yürek çağırırsa sizi, kimseye kulak asmadan koşun... ' Yüreğin çağırdı beni, ben sana geldim...' deyin...

Başkalarının ne diyeceğine bakmadan...
Önünü ardını düşünmeden hem de...

Bırakın aşk sizi sobelesin...
Hesapsız kitapsız sevin...

Delice...
Tutkuyla...
Sevmek bir tutkudur...
AŞK daha büyük bir tutku...

' Daha sonra demek, çoook GEÇ demektir...
Şimdi 'SENİ SEVİYORUM...' deme zamanı...'

Ayşe TURAL

GELSEN

gel
dudağımdaki gürültüyü sil
silebilirsen...
ya da yüzümdeki aşk lekesini
gücün yeterse...

sen kaç aşktan kalmasın sahi
kaç kadının açık saçık izleri bulaşmış gözlerine
utanmayı düşünüyorum nedense
sana baktıkça...

sence
sende
temize çekebilir miyim şiirlerimi
ağustos böceklerinin şamatasında...

belki bir şans verebilirim
sana ve bana
aşk gözlerinde çiçekler açarken...

Ayşe TURAL

ANNEANNE VE BABAANNE GÜNLERİ BAŞLADI MI?

Okullar tatile girdi. Her yaş grubundan çocuğumuzun önünde iki üç aylık bir tatil var.

Yaz okulları olabilir elbette ama onun da adı OKULdur. Özellikle ilkokul ve ortaokul çağındakiler için çok anlamlıdır, neneler ve dedelerle geçecek zamanlar...

Hele de köylerde yaşayanlar varsa, bahçeli evlerde olanlar... Tavuklar, ördekler, bağ, bahçe... Fırın yakma, hellim ya da macun yapma...

Aslında çocuk evle ilgilenmez; büyüklerinden gördüğü ilgi ve sevgi, farklı uğraşlar onu çok mutlu eder...
Toz toprakla üstü başı kirlenmeli ...
Meyveleri dalından koparıp yemeli...

Bizler kocaman aileler içinde anneanne, dayı, yenge, yeğen ve dede yanında büyüdük.

Yaz tatilinde üç ayı da babaanne ve dede yanında, amcalar, hala, yeğen kalabalığı içinde çok mutlu geçirirdik.

Büyüklerimizde anne babanın sabırsızlığı yoktur. Geniş özgürlükler tanırlar. Çok hoşgörülüdürler...

En önemlisi de kucak dolusu sevgi verirler. Onlardan öğrenecek çok şeyi olur çocukların...

Ben çiçekleri, ağaçları, kuşları sevmeyi onlardan öğrendim.

Onların böreklerinin, ayranlarının, makarnalarının ya da köftelerinin tadı hiçbir yerde bulunmaz...

Haftanın birkaç gününü anneannede veya babaannede geçirmek çocuklarınıza ilaç gibi gelecek...

Elbette torunlarımız biz büyüklere de kucak dolusu YAŞAMA SEVİNCİ verecekler...

Haydi gençler çocuklarınız için programlarınızı yapın...

Unutmayın sizi o aileler büyüttü... Çocuklarınıza da en az sizin kadar iyi bakacaklardır...

GÖZLERİNİN MERHABASI

bir akşam
gözlerinin merhabasında
buluşuverdik ansızın...

yüreğimiz
mis gibi bir kahve molasında
hatırına
tüm kırk yılların...

ya da birlikte çıkılan
uzun ve ışıklı bir yolun
yasemin kokan başlangıcında...

Ayşe TURAL


İNSAN NE EDERSE KENDİNE EDER

Yaşam sadece sizin savaşınız değil, etrafınızdaki her bireyin savaşıdır. Sosyal yapıda uyum ve anlayış, ancak birbirimizi düşündüğümüz oranda gerçekleşecek bir olgudur.

Çevremizde öyle olaylara tanık oluyoruz ki ' Yok artık bu kadarı da olmaz ' dedirtiyor insana... Gerçekten ağzımız açık kalıyor...

Bu ne bencillik!
Anlamış değilim...

Yaşam sizin emrinize amade değildir unutmayın!
Sizin istekleriniz...
Sizin planlarınız...
Sizin rotanızla yürümez...

Sizin dışınızdaki insanları da düşünmek zorundasınız...

Başarı da birlikte hareket edildiğinde elde edilen bir sonuçtur. Yani sizin, ailenizin, arkadaşlarınızın, dostlarınızın ahengiyle oluşan tıpkı bir ORKESTRA gibi olduğunda keyif verir.

Yaşama SANATI da bu işleyiş içindedir...

Ben bilirim...
Ben yaparım...
Ben yaptım, oldu hikayeleriyle kimseyi kandıramazsınız...
Olabilir KENDİNİZİ KANDIRIRSINIZ...

Kısa vadede kazandığınızı sanırsınız ama UZUN VADEDE kaybeden siz olursunuz. Başkalarının zararına hareket etmek, dediğim dedik davranmak hem size hem çevrenize çok şey kaybettirir. İnsan ne ederse kendine eder. X

Huysuzlanarak, öfkeyle, burnunuzun dikine giderek elde edeceğiniz şeylerin zamanla HİÇBİR İŞE yaramadığını göreceksiniz...

O zaman da ÇOKTAAAAAN İŞ İŞTEN GEÇMİŞ OLACAK...
Çünkü KAYBEDEN SİZ olacaksınız...
Benden söylemesi...

Bu haber 1726 defa okunmuştur

:

:

:

: