ANNE ALBÜMÜNDEN ÖYKÜLER XVI MEKTUPLARDAN ÇIKAN RESİMLER III

Bu resim de mektuplardan çıkarak albüme girmiş bir resim. Resimde Sıdıka Teyzem, Fatma Teyzem, annemin Edip ve Fatma halaları ve Fatma halanın kızı Keriman teyze var.

Bu resim de mektuplardan çıkarak albüme girmiş bir resim. Resimde Sıdıka Teyzem, Fatma Teyzem, annemin Edip ve Fatma halaları ve Fatma halanın kızı Keriman teyze var. Teyzemlerin Mağusa ziyaretinde çekilmiş olan bir resim bu. Resim şimdi kızı Fatma Türktenli’nin camekanlı dolabında duruyor. Sevgili Fatma abla bunu saklamış özenle. Ve kendisini ziyaret ettiğimde bana gösteriyor.
Mektupta bahsedilen amca Murat Mehmet (Murat Tekbıyık), dedemin kardeşi, Lefkoşa yakınlarında Eksora isimli kasabada bulunan bakır madeninde çalışıyor (İngilizlere ait Cyprus Mines Corporation, Kıbrıs Madenleri Şirketinde kırk yıl çalıştıktan sonra buradan emekli oluyor.) Teyzemler amcalarını ziyaret için Eksora’ya gidiyorlar. Oradan dönüşte uğrayacakları Lefkoşa’da ise Halil Mehmet (Tekbıyık) amcaları yaşıyor
Mektuplar o günün tarihiyle incelendiğinde daha bilgilendirici oluyor okuyan için. Örneğin on dokuz Şubat bin dokuz yüz elli dokuz tarihinde Londra Zürih antlaşması imzalandığı için bin dokuz yüz elli dört-bin dokuz yüz elli dokuz arası yaşanan sıkıntılı süreç bir rahatlama dönemine giriyor. Adada barış rüzgarları esmeye başlıyor. O yüzden bu dönem teyzemlerin adaya gidip dedelerini görme, amca ve halalarıyla özlem giderme dönemleri oluyor. Dersleri dolayısıyla bu yolculuğa katılamamış olan anneme mektup atıyor ablaları Kıbrıs’dan. Hatta mektupların sıklığı azalırsa annem çok özlediği için sitem ediyor her iki ablasına.

Çok Sevgili Gülerciğim

Sitemli mektubunu dün akşam aldım ve bu sabah cevap yazıyorum, halbuki sen bir ay sonra yazmamı söylemiştin. Evet senin mektubunu bir hafta geciktirdim. On beş gün değil. Onu da dediğim gibi fırsat bulamamıştım, hiçbir zaman senin mektubunu geciktirmem bilirsin.
Gülerciğim nasılsın iyi misin? Notlarının okuldan da İngilizceden de iyi oluşuna çok memnun oldum. Zaten iyi notlar alacağını kati olarak biliyorduk. Bizler de iyiyiz. Havalar artık iyice ısındı, dışarıya bir ince bluzla çıkılıyor, galiba bir hafta sonra da sıcaklardan şikâyet edeceğiz.
Ayşenur Yurdanur haydut oldular, görme dışardan içeriye girmiyorlar. Çobansız köy buldular, değneksiz dolaşıyorlar, elden ele geziyorlar. Edip halamda büyük camlı çerçevenin içerisinde hepimizin resmi var. Ayşenur senin resmini bulup, Aa bak! Güler teyzemin resmi, diye gösteriyor.
Gülerciğim biz birkaç güne kadar Eksora’ya amcama gideceğiz. Oradan dönüşte biraz da Lefkoşa’da kalacağız sonra tekrar belki Mağusa’ya döneriz. Kardeşim aklımdayken yazayım, geçen sefer unuttum, kol patronu istiyoruz belki bizim patrondan Gülizar’da da vardır. Onu ince bir kâğıda çıkar da mektubun içerisinde gönderiver hiçbir şey biçemiyoruz çok lazım.
Gülizar, Recep ağabeyim nasıllar? Haluk artık iyice tatlanmıştır. Ayşenur, Yurdanur’un yerine bol bol onu seviyorsundur.
Ankara’da havalar nasıl artık bahar geldi mi? Muvaffak’la pazarları sinemaya gidiyor musunuz? Güzel filmler geliyor mu? Biz geleli birkaç kere sinemaya gittik.
Gülerciğim mektubumu burada bitirirken ablam ve ben senin, Haluk’un gözlerinden öper, Recep Ağabeyime, Gülizar’a Muvaffa’ğa, babamlara selam ederiz.
Ayrıca dedem, halam ve Edip Halam hepinize ayrı ayrı selam eder gözlerinizden öperler.
Gülerciğim mektup yazdığında yine aynı adrese yazın.
Kol patronu için zahmet etme kalsın gönderme Muazzez’de varmış, ondan alacağız.
S. Mergen.
13.3.1959/Mağusa

 



Bu haber 483 defa okunmuştur

:

:

:

: