YAŞAM AMACIMIZ NEDİR?

Yaşam, bizlere sunulmuş bir armağansa; bu yaşamımızdaki amacımız nedir?

Yaşam, bizlere sunulmuş bir armağansa; bu yaşamımızdaki amacımız nedir? Armağanı tüm güzelliğiyle yaşayabilmek mi; yoksa elimizde var olan güzellikleri fark etmeden yaşamda arayış içinde olup da oraya buraya savrulmak mı? Savrulurken de olanı da amaçlar yolunda kaybetmek mi? Seçimin ne? Hazırda var olan ortamın içinde akışta kalmak, küçük planlarla yaşamı güzelliğiyle sürdürmek ve bizim de ötemizde bizi koruyan, bize yön veren güçlü bir evrenin varlığına inanmaya ne dersin?
“Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın.
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu;
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın.
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle;
Çünkü acılar da sevinçler gibi olgunlaştırır insanı.
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına;
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı.
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına.
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.”
Türk şair, yazar, çevirmen ve edebiyatçı Ataol Behramoğlu, bize yaşamın bir armağan olduğunu yaşadıklarından öğrendiklerini aktarırken söylüyor.
Arayış İçinde Olmak
Aramak, bana göre pek de doğru değil. Neyi arıyoruz? Dünya’da her şey var. Var olan bir şeyi aramaya çıkmak, ne kadar doğru bir eylem? Yaşamda bazı insanlar, sağlıklı olmayı; bazıları, mutlu olmayı; başkaları, zengin olmayı; daha başkaları, huzuru aramakta. Bilmeliyiz ki sağlık da huzur da mutluluk da zenginlik de hep var. Yok olmanın gücü yerine var olmanın gücünü kullandığımız zaman, çevremizin tüm duygu ve düşünce; kısacası maddi ve manevi zenginliklerini görebiliyoruz.
Yaşamdaki Amaçlarımız
Amaç edinmek, amaçlarla yaşamak, bizleri doğruya, güzele götürür mü? Gündelik yaşantımızda kısa süreli de olsa, yaşamı anladığımızda uzun süreli planlar yapmıyoruz, planlar yapıyoruz. Dünya saatiyle de bunları deneyimliyoruz. Deneyimlediğimiz her anımız; belki de bizim amaçlarımız. Örneğin, arkadaşımızı görmek, onunla dertleşmek için onu kahve içmeye davet ediyoruz. Belki de birkaç senedir biriktirdiğimiz paraları yurt dışı tatilinde yemeyi amaçlamışızdır. Güzel bir yaşam sürmek için belki de kendimiz için ideal kişiyi bulmaya çalışıyoruzdur.
Akışta Kalmak
Yaşamın bizzat kendisi yaşanmalı bence. İnsan, akışta kalabilmeli. Tabii ki güzel bir yaşam için öncelikle, nelere niyet ettiğimizi bilmeliyiz. Fakat yaşamda, hep amaçlarla yaşarsak; zamanla amaçlarımız, listemizin ön sıralarında yer almaya ve amaçlarımıza ulaşmak için de araçlar kullanmaya başlayabiliriz. Böylece, amaçlarımız için kendi yaradılışımızdaki gerçek nedeni unutabiliriz. Ne kadar akışta kalırsan ve yaşamın bizzat kendisine samimi davranırsan; bu çemberin içindeki mutlu, huzurlu, saygıdeğer, zengin, sevecen, güzel, beğenilen, değer verilen seni bulursun. Sen, akıştayken sensin. Role girdikten sonra sen, sana bile yabancı gelir. Zamanla da kendini unutur gidersin.
Bu haber 283 defa okunmuştur

:

:

:

: