BUNLAR ADAM OLMAZ KÖHNEMİŞ ZİHNİYET AYNİ

Bütün umutlar , Maria hanımın girişimlerine ve sürdürdüğü temaslara bağlandı .

Bütün umutlar , Maria hanımın girişimlerine ve sürdürdüğü temaslara bağlandı .
Bunu bağlayanlar kim ?
Güney .
Daha doğrusu , bu umutları kendi halkına pompalayan bir Niko .
Hangi Niko .
Niko 2 .
Birinci Niko ile dirabezayı deviren de bu .
Hangi umudu , beyhude kendi halkına pompalıyor ?
“Birleşik Kıbrıs’ı .“
Bunun temeli de GK kararları ve AB müktesebatı .
“ Modası geçmiş , garanti sisteminden ari bir birleşik Kıbrıs “ hayalini halkına ha bire pompalayıp duruyor .
Paçaları tutuştu .
Niye mi ?
Tanınma korkusu ve bunun getirdiği travma .
Şuşa’da Temmuz ayında yapılacak Türk Devletleri Teşkilatına , Ankara’dan İlham Aliyev tarafından , Sn. Tatar’a yapılan Şuşa daveti , bu travmayı daha da yükseltti .
Paçalar tutuştu , hem de nasıl tutuştu ?
Dolayısı ile Maria Hanımın gelişini bir fırsat gibiymiş gibi , Rum Halkına umuda yolculuk yaptırarak , bir şeyler göstermek istiyor .
Güneyde , bu gelişmeler olurken , bunun yanında buna gelişme diyemeyeceğim . Kafalarının değişmediğini gösteren eylemleri de sürdürmeye devam etmektedirler .
Nedir bu eylemler ?
Kapıların açıldığı tarihten beri .
Gidiş gelişler başladı ve halen de devam etmekte .
Kuzeye gelen Rum komşularımızın , haddi hesabı yok .
O oranda olmasa bile , kuzeyden güneye de geçişler olmakta .
Kapıların açıldığı tarih olan 23 Nisan 2002 tarihinden beri , sistematik bir şekilde , güneye geçen Türklere , saldırılmakta veya araçlarına zarar verilmekte .
Ayni tarihten itibaren , Rumlar da Kuzeye geçmekte .
Buradan , soruyorum .
Kapıların açılmasının üzerinden 22 yıl geçti .
Kuzeye geçenlerin sayısı , belki de o tarihten günümüze dek milyonları bulmuştur .
Hangi Rum , şiddete maruz kaldı ve burnu kanadı .
Bir tek kişi gösteremezsiniz .
Demek ki Kıbrıs Türkünün de kafasında bir değişiklik olmadı .
Nedir , kafasında murat ettiği ?
Her iki halkın da , yan yana , barış içinde , adil bir anlaşmanın yapılmasını , 1963 yılından beri istemekte ve bunda bir değişiklik yapmamaktadır .
Pazar günü .
20 yaşlarında 8 gencimiz , Trodos dağlarında kar görmek ve gezmek için oraya gidiyor .
Vay sen misin giden .
Rum gençler tarafından , araba plakalarının Türk olduğu görülünce , Türk gençlere fiziksel saldırıda bulunuluyor .
Oradan geçen , başka Rumlardan yardım istemelerine karşın , yanıt olumsuz oluyor .
Bu olaylarla , 2002 yılından günümüze dek , dosyalar doldu taştı .
Kovuşturma , soruşturma , bunlar için güneyin başsavcılığı tarafından açılıp başlatıldı mı ?
Bilen varsa , beri gelsin .
Bunlara soruşturma açılmaz .
Çünkü .
Elen davası için mücadele eden kişilerdir bunlar .
Zaten bunlara soruşturma başlatacak polis ve dava açacak savcı , güneyde daha anasından doğmamıştır .
Ben buradan soruyorum :
Bu olayların olması ve yapanların yanına kar kalması politikaları ile iki halk arasındaki güven bunalımı , daha da tavan yapmaz mı ?
Yoksa , bir siyasetçimizin dediği gibi .
Bu mentalite ile güneyle yapılacak bir anlaşmada . Her Türkün evi polis korumasına mı alınacak ?
Tabii , polisin milliyetinin önemi de ortaya çıkmaktadır .
Güven yaratmanın , iki toplumlu şarkılar , çengiler ve komitelerle mümkünatının olmadığını , hep yaşadık ve gördük .
Bunun en son kanıtı ise :
Trodos olmuştur .
Bilmem anlatabildim mi ?
Bu haber 796 defa okunmuştur

:

:

:

: