Çelikhane için savaş

Şöyle başlayalım. Her biri Alman sanayiinin simge isimleriydi. Her biri 1800’lü yıllarda kurulmuş.

Şöyle başlayalım. Her biri Alman sanayiinin simge isimleriydi. Her biri 1800’lü yıllarda kurulmuş. Tarihsel kökleri çelik üretimi olan Thyssen ve Krupp 1999’da Thyssenkrupp adıyla tek çatı altında birleşmişti. 1800’lü yılların ortasından itibaren Almanya ile Osmanlı arasında kurulan yakınlık, dostluktan en çok yararlananlardan biri işte ünlü çelik tekeli Krupp’tur. İki ülke arasındaki dostluk sözcüğün gerçek anlamıyla ‘çelikten bir dostluktu’. Hem Osmanlı hem de yeni Türkiye Cumhuriyeti erken döneminde ordunun en önemli silah ve cephane tedarikçilerinden biri Krupp’tu.
* * * *
Anadolu’nun bir baştan bir başa demiryolu ağı ile örülmesi, ordunun top, tüfek, mermi ile donatılması için çelik gerekiyordu. Çelik deyince ilk akla gelen Alman şirketi Krupp oluyordu tabii ki. Krupp’a büyük karlar sağlayan önemli demiryolu projelerinden biri de Berlin-Bağdat Demiryolu Hattı oldu. 2. Wilhelm döneminde Osmanlı ile kurulan yakın ilişkiler sayesinde demiryolu hattının yapımı Almanya’ya verildi. 1913’te tamamlanan projenin her türlü çelik ihtiyacı Essen’deki fabrikalardan karşılandı.
* * * *
Şimdi Thyssenkrupp'ta günlerdir çelik fırtınaları esiyor. Çelik bölümünün yüzde 20 hissesi Çek milyarder Daniel Kretinsky'ye satılıyor. Çek milyarder başlangıçta hisselerin yüzde 20'sini devralacak; daha sonra hisseler yüzde 50'ye çıkarılacak. Giderek holdingin çelik bölümü bağımsız hale gelecek. Alman çeliğinin geleceği artık belirsizliklerle karşı karşıya. Çelik bölümü küçülecek. Kapasite 11,5 milyondan sadece dokuz milyon tona düşürülecek. Çelik bölümündeki yaklaşık 27 bin çalışan ister istemez etkilenecek. Ayrıntılar belli olmasa da işten çıkarmaların büyük olabileceği söyleniyor.
* * * *
Thyssenkrupp sanayi grubunun binlerce çalışanı gösteri yapıyor. Essen’deki şirket merkezi önünde toplanıyorlar. Thyssenkrupp'un kurumsal çalışma konseyi başkanı ve denetim kurulu üyesi Tekin Nasikkol, kalabalığa ‘Savaşmaya hazır mısınız?‘ diye bağırıyor. Kalabalık 'Evet!' diye sesleniyor. “Ben de öyle‘ diyor. Çelik çekici havaya kaldırıyor. Kimse unutmuyor. 1987’de de yüzbinlerce Krupp çelik işçisi haftalarca gösteri yapmış, ama yine de birçok çelik tesisi kapatılmıştı. Aslında Almanya'nın en büyük çelik üreticisi yıllardır krizde. Çünkü çelik üretiminin yeşile dönmesi gerektiği artık herkes için açık. Bundan kaçış yok.
* * * *
Thyssenkrupp Çelik tek başına şu anda Almanya'nın karbondioksit emisyonunun yüzde 2,5'ine neden oluyor. 2019 Avrupa Yeşil Mutabakatı ise 2030’a kadar sera gazı emisyonunu yüzde 50-55 azaltmayı, 2050’ye kadar ise ‘karbon nötr‘ olmayı hedefliyor. Stratejik pek çok sektöre girdi sağlayan Alman çelik sektörü, bir türlü dönüşemiyor. Uzmanlar Almanya’da yeşil çelik üretiminin karlı veya rekabetçi olmasının pek mümkün olmadığını söylüyorlar. Sebeplerini de gizlemiyorlar: Ukrayna savaşı, enerji krizi: bu faktörler Alman ekonomisi üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.
* * * *
Yüksek enerji fiyatları, ekonomide zayıf büyüme ile sera gazı emisyonu konusunda daha gevşek ülkelerden gelen ithal çelikle rekabet. Alman Ekonomi dergisi Capital ‘Herkes Thyssenkrupp'un çelik bölümünün dramatik durumuna bakıyor. Eğer çelik için sürdürülebilir bir çözüm bulunamazsa, geleneksel şirket aslında geleceğiyle kumar oynuyor demektir‘ diyor. Haberlere bakılırsa önemli Alman holdinglerinden biri geleceği için mücadele ediyor. Çelik şirketi bir zamanlar sanayi ülkesi Almanya'nın yükselişini temsil ettiği gibi, şimdi de sanki onun gerileyişini simgeliyor. Kısacasi Almanya‘da ‘Çelikhane‘ için savaş var. İzleyip sonucu göreceğiz.

Bu haber 191 defa okunmuştur

:

:

:

: