Vay be, hayat çok acımasız!

Aslında teknik adamların genelde yaşadıkları hayatında teknik içerikli olduğu kanısı geneldir hatta gazetenin yazı işleri müdürü ve editörleri bile beklide benden böyle bir yazı bekliyorlardı
Aslında teknik adamların genelde yaşadıkları hayatında teknik içerikli olduğu kanısı geneldir hatta gazetenin yazı işleri müdürü ve editörleri bile beklide benden böyle bir yazı bekliyorlardı fakat nedense içimden hiç de böyle bir köşe yazısı yazmak gelmedi bu gün.

Acaba ne yazsam diye düşünürken yaşadığım hayatın anlamsızlığı ve boşluğunun farkına varıp hayata dair bir yazı yazmak istedim. Tabii hal böyle olunca da o meşhur söylem dilimden dökülüverdi ansızın ‘vay be hayat çok acımasız’ ama gerçekten öylemi acaba?

Acımasız olan gerçekte hayat mı? Yoksa hayatı acımasız kılan insanlar ve acımasız insanların taşlaşmış duygularımı? Bir yudum mutluğu karşısındaki insana çok görebilen mermerden daha sert kalbe sahip olan şahsiyetler mi?

Evet sorumuz cevabı elbette ki belli aslında hayat acımasız falan değil, hayat gayet masum bir şekilde sürmeye devam ediyor acımasız olan ise insanların acımasızlaştırdığı hayatlar, geçmişte yaşadığı kötü anılarının kahramanlarının yerine hemen karşısındaki insanı acımasızca yargısız infazla koyanlar ‘zamanında o yaptıysa kesin buda yapar’ mantığıyla hareket edenler bir kez aldatıldı diye karşısına çıkan herkes tarafından aldatılacağını zannedenler, yaşadığı acıya sebep olanlardan bunun hesabını sormaktansa içine atıp hesaplaşmayı daha sonra karşına çıkan masum insanlarla bitirmeye çalışanlar, sevildiğinin farkına varmayıp seven zavallıya yaşarken kabir azabı çektirenler, karşısındaki insanın kendisine verdiği değerin farkına varamayacak kadar kör olanlar ve hayata at gözlüğüyle bakanlar, karşısındaki insan ile gerçekleri konuşacak kadar mert ve cesur olamayıp çözümü kaçmakta ve de alavere vere ile çözmeye çalışanlar, ölümüne sevilmenin ağırlığı altında ezilip şımarıklık içine girenler, ama en önemlisi ise şartlar ve koşullar ne olursa olsun sevmeye devam eden insanların duyguları ile alay edip karşısındaki insanı aptal yerine koyanlar, karşısındaki insan ben seni ölümüne seviyorum diye haykırırken basit ve yalın bir şekilde’ ben de seni ama’ gibi sıradan cevap cümleleri ile geçiştirenler, doğruluk-dürüstlük adına gerçekleri yaşadığı duyguları bedeli her ne olursa olsun göze alıp da dimdik ayakta durup söyleyebilen insanları verdiği cevaplar ve de tavırlarıyla bir karınca misali ezerek hayata karşı aciz duruma düşmesine sebep olanlar, çaresizlik yada acizliğin kelime anlamını dahi bilmeyen insanları hayatı boyunca bu şekilde yaşamaya mahkum edebilecek kadar acımasız ve de gaddar davranabilenler;

Kısacası gerçeklerlerle yüzleşmeye korkup şartlar ve koşullar altında cesurca davranamayıp zincirlerini kıramayan kendince doğru olduğuna inandı diye karşısındaki insanı hiçe sayıp paçavra gibi bir kenara atanlar, zalimliğin adını ben senin iyiliğin için böyle yaptım koyabilenler, bir gün dahi olsa karşısındaki insana konuşup içindekileri dökme fırsatı vermeyip kendince bir çerçeve çizenler, sudan çıkmış balık gibi yaşayabilmek mutlu olabilmek adına çırpınıp duran insanları görmezden gelip acımasızca yargılayabilenler.

Göz göze gelmekten yüz yüze konuşmaktan korkup da hep bir takım bahanelerin ardına sığınanlar, sanki hayatları boyunca hep o şekilde yaşamışlar gibi sıkıştıklarında mevcut durumu toplumun değer yargılarına aykırı bulup kabullenmeyenler yada kabullenmek işlerine gelmediği için yaşanmakta olan duyguları ve karşısındaki insanı hiçe sayarak toplumun değer yargılarından dem vuranlar; yani sizler, bizler, hepimiz

Bu yazıyı okuduktan sonra sadece birkaç saniye için gözlerinizi kapatın hayatınız boyunca yaşadığınız ve yaşattığınız acıları bir gözden geçirin sonuçta göreceksiniz ki;

Hayat aslında yeni doğmuş bir çocuk gibi saf ,temiz ve de günahsız ama hayatı acımasızca yaşanmaz kılan kendimizi mutsuzluğa müebbet olarak mahkum eden aslında bizleriz!!!
Sonuç: Vay be, gene de hayat çok acımasız!
Sevgiyle kalın.
Bu haber 365 defa okunmuştur

:

:

:

: