Liderler New York’ta

İki hafta önceki yazımda liderlerin New York yolsusu olduğunu yazmıştım daha da basına bu konuda o günlerde bilgi gelmemişti ancak BM Genel Sekreterinin yılsonu raporu öncesi CB sn Eroğlu ve Rum lider sn Hristofyas ile yüz yüze görüşmek istediğini ifade etmişti.
İki hafta önceki yazımda liderlerin New York yolsusu olduğunu yazmıştım daha da basına bu konuda o günlerde bilgi gelmemişti ancak BM Genel Sekreterinin yılsonu raporu öncesi CB sn Eroğlu ve Rum lider sn Hristofyas ile yüz yüze görüşmek istediğini ifade etmişti. Yaklaşık yarım asırdır süren bu sorunun sonuna gelindi mi? Bu son bir anlaşma ile mi sonuçlanacak, iki halkın beklentisi de bu bağlamdadır. Bir anlaşma umudu Rum halkı anlaşma olma olasılığından biz Türk halkından daha da umutsuz, anlaşma olma olasılığı zor diyorlar.
Türk tarafı mülkiyetle ilgili paket bir öneri yaptı ve Rum tarafını karıştırmaya yetti.

Kıbrıs sorununun en temel konusu mülkiyet olduğunu daha önceki yazılarımda da yazmıştım, bu mülkiyet konusu çözümlenmeden adım ilerlemek kalıcı olmaz. Rum tarafı Kıbrıs sorununun, 1974’te Ada ya Türk askerinin müdahalesi sonucunda ortaya çıktığını savunmaktadır, bugüne kadar Dünya Rum’un gözü ile bu yalana maalesef inandı. Ancak bu günlerde durum bizim lehimize gelişip değişmektedir, gerçekte Annan Planının KKTC halkı tarafından kabul edilmesi Rum halkının bu planı ret etmesinden üzerine ciddi fikir değişimi olmuştur. Ancak Kıbrıs Türk halkına AB tarafından verilen sözlerde yerine gelmiş değildir, doğrusu da AB üyesi olan Kıbrıs Rum tarafının engellenmesi ağır bastı.

BM Genel Sekreteri Ban ki Moon ucu açık görüşmenin olmasını kabul etmediğini gayet açık bir dille ifade etti, New York’ta sn Eroğlu ve Hristofyas sunacakları görüşleri ile şahsi fikrime göre anlaşabilmelerinin mümkün olmadığı ortaya çıkacak.

Korkutucu olmuyorum gelişmeleri önceden görüyorum çünkü süreci iyi takip etmekteyim ve en önemlisi iki halk açısından da gerçeklerin ortaya çıkması daha doğru değil mi anlaşamıyorsak anlaşamıyoruz demek daha akılcı olduğunu düşünüyorum. Anlaşmaya az bir konu kaldı demekle kendimizi kandırmıyoruz mu?

Nasrettin Hocadan bir hikaye anımsamak istiyorum.
Nasrettin Hoca komşusundan borç para alır ve ödeme günü gelince ödeyemez, uykuları kaçar ne yapacağını bilmez duruma gelir evinde bir huzursuzluk sokağa çıkamaz olur. Bir gece ansızın aklına bir fikir gelir ve komşusunun kapısını çalar komşusu bur hocam der Nasrettin Hoca komşusuna ben aldığım borcu ödeyemeyeceğim der ve ayrılır evine gider eşine gidip komşuya borcumu ödeyemeyeceğimi söyledi ve rahatladım şimdi neşemiz yerine gelecek.
Bu hikayenin ne kadar büyük anlamı var düşünüyor musunuz?

Halkımıza boş ümitler vermektense gerçekler ortaya çıksın da herkes ne yapacağını bilsin anlaşma olmayacaksa dünyanın sonu değil o zaman farklı siyasetler gündeme farklı stratejilerle gelir amaç huzurlu yaşam değil mi onun üzerinde beyin fırtınası yapalım.
Neticede TC BB sn Tayyip Erdoğan’ın bir adım önde olacağız politikası meyvelerini verecek duruma geliyor, CB sn Derviş Eroğlu’nu uzlaşmaz olacak diye suçlayanların haksızlığı ortaya çıkmış olacak.

Sn Eroğlu gayet açık bir şekilde ki önerileri ile BM’nin desteklediğini aldı. Bazı AB üye ülkeleri de bu önerileri yapıcı buluyor AİHM ‘de özellikle mülkiyet ile ilgili açılımlarda bizi destekliyor, o zaman haklılığımız ortaya çıkıyor demek doğru yoldayız, her kim katkı koydu ise de halk adına teşekkür ederim.

Fikirlerimiz farklı olabilir bu bizim kültürümüzdür ancak KKTC halkının güvenliği, geleceği ve huzuru söz konusu olunca birlik olmayı hedef görmeliyiz
Bu haber 116 defa okunmuştur

:

:

:

: