Güneydoğunun gözbebeği

Türkiye’nin gündemi Ergenekon davası, Japonya da ki deprem, Libya’da isyan ateşi vb konuyla çalkalanıp dururken İbrahim Tatlıses’e karşı uzun menzilli silahlarla saldırılması gündemi değiştirdi.
Türkiye’nin gündemi Ergenekon davası, Japonya da ki deprem, Libya’da isyan ateşi vb konuyla çalkalanıp dururken İbrahim Tatlıses’e karşı uzun menzilli silahlarla saldırılması gündemi değiştirdi. İbrahim Tatlıses’i seven eş ve dostlarına geçmiş olsun dileklerimizi yolluyoruz. En kısa zamanda sağlığına kavuşmasını en içten dualarımızla temenni ediyoruz. Bugün hastaneye yaptığımız ziyaret sırasında sanatçının yakınları ve dostları hastanenin önünü doldurmuş en ufak olumlu bir haber bekleyiş içindeydiler. İstek ve arzuları en kısa zamanda tüm sevenlerini bulur diye temennide bulunuyoruz. Nasıl oluyor da İstanbul’un göbeğinde uzun menzilli silahları konuşturabiliyorsunuz? Bu ne cesaret? Bu nasıl bir nefret ki, öldürmek amaçlı saldırıda bulunabiliyorsunuz? Bir sanatçıya karşı öldürmek için uzun menzilli silahlarla saldırmak size ne kazandırabilir ki? Tüm sevenleri ve tüm Türkiye İbrahim Tatlıses’ten gelecek en ufak iyi habere kilitlenmiş durumda.Bugün hastaneye yaptığımız ziyarette hiçbir arkadaşına gösterilmiyor.Sadece 1.derece akrabalarına gösteriliyor. Bu da doğru bir uygulama. Umarız en kısa zamanda sağlığına kavuşur ve tüm Türkiye’ye güzel bir haber vermiş olur. Yüzlerimizi güldürür.

Gelgelim Japonya’da ki depremden nasıl bir ders çıkarabiliriz? Türkiye yaşadığı kuşak bakımından deprem konusunda en riski bölgelerin başında gelmektedir. Türkiye’de de bazı bölgeler 1. Ve 2. Derece deprem kuşağı diye ayrılmıştır. Her ne olursa olsun depremi yaşamımıza sokmamızda fayda vardır. Geçtiğimiz günlerde Japonya’da yaşayan bir arkadaşımla inşaat yapanların kolaylıkla binaları dikip dikmediklerini sordum. Öyle bir cevap aldım ki şaşırdım. Türkiye’de ki gibi kullanılan malzemeleri kafalarına göre kullanamamaları beni çok şaşırttı. Biz de mühendisler,inşaatçılar artık siz ne diyorsanız en ucuz hangisi ise onu tercih ediyorlar. Bunu aynen arkadaşıma söyledim. Bana cevabı benim söylediklerimin tam tersi nitelikteydi. Japonya’da bu işi herkes yapamıyor. Türkiye’de kinin aksine her malzemeyi kafanıza göre kullanamıyorsunuz. Kısacası Türkiye’de ki gibi üç kuruş malzemeyle ucuz daire maal etmeye çalışmıyorlar. Ev alan ömür boyu evlerinde içleri rahat şekilde yaşayıp gidiyorlar. Ya bizde? Her 5 sene de bir ev tamiratı,deprem görmeden çatlayan kolonlar… Ne diyebilirim ki! Depremi yaşamımıza sokmamız lazım. Halk bu konuda bilinçlendirilmelidir. Ben depremler 14 yaşında karşılaştım. Acı ve korkutucu bir tecrübe oldu bana. Yaşadıklarımdan önce depremin hayatımda yeri yoktu. Ta ki 1999’da onunla tanışana kadar. Bir çok kişi yaşamını yitirdi. Bizdekinden 50 kat fazla olan Japonya’da ki deprem can almıyor bizde ise on binlerce insan yaşamını yitirebiliyor. Bunlar acı gerçekler. Hiç kimse gücenmesin. Sahte müteahhitlerin yaptığı cirit attığı bir memlekette bunların olması anormal olmasa gerek. Herkes yaşananlardan ders çıkarmalı. Çıkartmalıyız. Yaşadığımız coğrafyada depremle yaşamamak intihardan farkı yoktur. Kafamıza doğrultulmuş olan silahtan minimum seviyede etkilenmek istiyorsak tedbirlerimizi arttırmalı.Her önüne gelenin inşaat yapmasına izin vermemeliyiz.

Tekrar ve tekrardan TATLISES için geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum. En yakın zamanda sevdiklerinin yüzünü güldürmesini temenni ediyoruz.
Bu haber 559 defa okunmuştur

:

:

:

: