Libya ve KKTC’nin bölgedeki önemi

Libya’da yaşanan vakalara yeni olaylar ekleniyor.
Libya’da yaşanan vakalara yeni olaylar ekleniyor. Muhalif güçlerin etkinliğini kırmaya çalışan Kaddafi kuvvetleri bir yandan kontrolünde bulunmayan kentleri bombalarken diğer yandan da koalisyon güçlerine karşı koymaya çalışmaktadır. Tunus’ta başlayan domino etkisi tüm coğrafyayı sarmışa benziyor. Suriye’de yaşananlar diğer Orta Doğu ülkelerini tedirgin etmeye yetiyor da artıyor. Bugün bu bölgede verilen güç mücadelesini sadece insancıl noktada değerlendirmenin anlamsız olacağını diğer yazılarımızda da bir çok kez dile getirmiştik. Libya’da yapılan katliamlar ve güç mücadelesi basından uzak bir şekilde lanse edilmeye devam edilse de bölgede ki karışık uzun süre olmasa da belli bir süre için karışıklığa mahkum kalacağa benziyor.

Türkiye’nin Libya açılımına bir grup Libyalı muhalif güçlerin tepkisi geçtiğimiz haftalarda dünya’nın gündemine oturmuştu. Muhalif güçleri kızdıran nokta Türkiye’nin bu güçlere silah dağıtılmasını istememesidir. Madalyonun diğer yüzünden haklı görünseler de Türkiye’nin burada ki tavrı açık ve nettir. Daha fazla insanın kıyımını engelleyecek ve iç savaşın daha ileri ki noktalara taşınmasını önleyecek açılımlar olarak değerlendirebiliriz. Türkiye’nin bölgede yaşanacak kargaşa ve savaş durumda karlı çıkma ihtimali, savaşsız, barış ve istikrarın hüküm sürdüğü coğrafyaya nispeten daha azdır. O yüzden Türkiye bölgede NATO’nun müdahalesi ve koalisyon güçlerinin müdahalesine en başta soğuk bakmıştı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında değişen hamlelerle kendini müdahaleler dışında da tutması Türkiye’nin avantajına olmadığından, Türkiye’nin bugünkü pozisyonu ortaya çıkmıştır.

Gelgelelim Kıbrıs’ın jeo-stratejik konumuna, Kıbrıs halen bazı zihniyetlerin idrak edemese de stratejik öneme haizdir. Güney’de bulunan İngiliz üstlerinin Libya müdahalesinde ne kadar etkili kullanıldığını gördük. Bunun tarihte birçok örneği de mevcuttur.

Kuzey Kıbrıs’ın da Akdeniz’deki stratejik önemini burada tek tek anlatmayı lüzum görmemekteyim. Coğrafya’da bu olaylar yaşanırken Kıbrıs’ta garantörlüklerin sorgulanması da eş zamanlı bir gelişme olarak görebiliriz. Bugün özelikle bu coğrafya’da ateş hattının her
yere dağıldığı bir zamanda bu gelişmelere paralel olarak garantörlüklerin sorgulanması da paradoksal bir süreçtir.

KKTC’nin şu an garantörlükleri tartışması Kuzey Kıbrıs için dezavantajdır. Çünkü Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığı KKTC’nin korunması ve barışın devamı açısından önemlidir. Bugün garantörlüklerin sorgulanması sadece Güney Rum Yönetimi’nin lehine bir durumdur. Sendikacıların yaptığı eylemlerde Türkiye’yi işgalci diye niteleyenler bir gün yaptığı yanlışı geçte olsa fark edecektirler. Burada yapılan mezalimleri hepimiz çok iyi biliyoruz. Rumların Kıbrıs’ta yaptığı oyunlar Bizans oyunlarını çoktan geçti. Tarih bize bunu çok iyi gösterdi. Uyanmamız lazım. Havuç- sopa ikilisini diplomasiden anlayanlar iyi bilirler. Güney Rum
Yönetimi’nin birleşme için, ada da kalıcı barış için süreci her zaman kendi lehlerinde maddeler ortaya koyarak yokuşa sürdüğünü yüzlerce kez gördük, görmeye de devam ediyoruz. Bu oyunlara gelmememiz lazım. Eylemlerde Türkiye’nin aleyhine slogan atanlar Rumların ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey yapmıyorlar. Kim dost Kim düşman bir kere bunu bilmemiz lazım! Sonra slogan atma zamanı geldiğinde şuurlu bir şekilde slogan atarız.

Orta Doğu’da bu gelişmeler yaşanırken anavatan ve yavru vatanın birbirlerine sımsıkı kenetlenmesi gerekmektedir.
Bu haber 399 defa okunmuştur

:

:

:

: