EKMEK HANGİ RAKAMLARA KOŞMAKTA

Savaşsan da savaşmasan da ille ki etkilerini göreceksiniz .

Savaşsan da savaşmasan da ille ki etkilerini göreceksiniz . Bundan kaçılmaz . Hele hele her alanda bu cenderenin içerisindeyseniz , bundan kaçış mümkün değil .
İnsanoğlunu , ayakta tutan en önemli şey beslenmesidir . Tabii bundan kasıt yeterli ve dengeli gıda maddesi almaktır .
Mali ve ekonomik güç bunun bir nebze belirleyicisidir . Bir nebze dedim . Beslenmek için gıda maddelerinin büyük bir çoğunluğunda dışa bağımlı iseniz, paranız da olsa bunları elde edemezsiniz . Ukrayna - Rus Savaşının dünyayı getirdiği nokta bu .
Globalleşen dünyada , ihtiyaçlar dışarıdan da temin edilebilir . Fakat şimdi gelinen aşamada , bunları elde etmeniz mümkün olmayabilir .
Tarım , ağır koşulları olan bir sektör . İnsanoğlu hiç zahmetsiz , köşeyi dönecek sektörleri seçer ve tez vakitte zengin olmayı yeğler .
Amma .
Gıda üretiminde dünya toslarsa , şimdiki gibi , zenginlik bir işe yaramaz . Fiyatlar yükselir ve fakir fukara beslenmede zorluk çeker . Bu zorluk yeterli üretim olmazsa , para babalarını da etkiler .
Birinci Dünya Savaşından sonra , dünya bu durumda idi .
Milli Kurtuluş Savaşı ile Türkiye , tam bir yıkım içerisindeydi . Üretim hiç yoktu. Aileler kendi ihtiyaçları için ekip biçiyorlardı .
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de beslenme sorunu gündemdeydi .
Atatürk Türkiye’si , bilhassa gıdada olmak üzere , devlet destekli kooperatifler kurarak . Halkı üretimde söz hakkı yaparak . Bir çok kooperatifin kurulmasını sağlamıştı .
Mensucat sanayinde , Sümer Bank devreye girerek , baştan tırnağa kadar Türk Halkını giydirip kuşatmıştı .
Devlet destekli otuzdan fazla fabrika kurulmuş ve çok kısa zamanda başta gıda olmak üzere , tüm alanlarda büyük atılımlar yapılmıştı .
15 yıllık iktidar döneminde Atatürk , beş yıllık kalkınma planları ile 1930 ‘daki dünya ekonomik krizinden , Türkiye’yi ekonomik ve mali açıdan zarar görmeden çıkarmıştı .
Türkiye , çok yakın bir geçmişe kadar bu ekonomik önlemlerle ve kooperatifçilikle , gıdada kendi kendine yeten 26 ülkenin altıncı sırasında idi .
Dışarıya , gıda ihracatında bulunuyordu .
90’ lı yıllardan sonra , serbest piyasa ekonomisine , yani sınırsız kapitalist sisteme geçince . Zaman içerisinde karma ekonominin getirdiği ve ülkeyi ayakta tutan devlet destekli teşekküllerin , ortadan kaldırılması ile enflasyon ve paradaki değer kaybı . Enflasyonun getirdiği olumsuzluklar karşısında piyasaları allak bullak etti .
Dışa ihraç edilen gıda maddeleri , şimdilerde dışarıdan ihraç edilir duruma geldi.
Ukrayna Savaşı bize bir gerçeği daha gösterdi .
Globalleşen dünyada , kapitalizmin dünyayı getirdiği üçüncü dünya savaşı tehlikesine .
Militarist olarak Batı , bu işe girişmedi ise de ekonomik olarak işin tam içinde .
Ateş kes ve anlaşmada olsa , artık dünya iki kutuplu ve bu iki kutba teğet geçecek olan ülkeler var .
Ülkemizi de ister istemez bu kapitalizmin golanı sarmış durumda .
Kapitalizmin panzehiri , ne radikal tedbirler , ne de sözde denetimlerdir . En etkili denetim kooperatiflerdir . Yani kooperatifçiliktir .
Madem ki siyaset kurumu bunu düşünmüyor . Görev sendikalara düşüyor . Derhal hiç gecikmezsizin gıda amaçlı tüketim kooperatifleri kurulmalı .
80 ‘li yıllarda bu başarılmıştı .
Tüm Belediyeler “Halk Ekmek Fırınları” oluşturmuşlardı .
Sonra gelen Belediye Başkanları bunları kapattı .
Türkiye’de ekmek 2. 75 TL oldu .
Bizde ne olur bilmem .
En temel gıda maddesi ekmek .
Buna , ileride talep , daha da artacak .
Gıda maddelerinin en iyi denetim yolu bu .
Hükümet , planlı bir süreç içine girmeli ve ileriye dönük yatırımları teşvik etmeli . Aksi , gıda maddelerinin yokluğunu ve pahalılığını yaşamaktan kurtulamayacağız .
A ‘dan Z’ye , hayatımızı planlamak zorundayız . Aksi olursa , kaos daha da büyüyecek .
Geçmişte planlayamadığımız için , elektrikte içine düştüğümüz durum , yürekler acısı .
Tabii diğer kurumlarımızın da , bunlardan ne farkı olduğunu hepimiz görmekteyiz .
Öyle ise :
Plan , plan , plan .

Bu haber 3575 defa okunmuştur

:

:

:

: