SORUN SİYASİ Mİ HUKUKİ Mİ

AİHM’nin son kararı karşısında , bizde de , güneyde de yorumlar açıklamalar yapılıyor .

AİHM’nin son kararı karşısında , bizde de , güneyde de yorumlar açıklamalar yapılıyor .
Karara göre , AB iki kesimliliği kabul etmiş miş .
Yok iki devletlilik miş .
Yok Federasyonda da iki devletlilik varmış savı , ortaya atıldı .
1963’te ortaklık devletini yıkıp , adayı Yunanistan’a bağlamak için Akritas Planını uygulayan Rum Yunan ikilisine karşı , 11 yıllık mücadele sonucu . 20 Temmuz 1974’te , Kıbrıs Türk Halkı özgürlüğüne kavuştu .
1963 yılı itibarı ile ilk görüşmeler Beyrut’ta Rauf Denktaş ve Klerides arasında yapılmıştı .
Tabii BM gözetiminde .
Bu görüşmeler Crant Montana’ya kadar değişik tarihlerde devam etti .
Bazen GS bazen de GS’in görevlendirdiği kişi görüşmelere müdahil oldu .
İki tarafta , görüşmelerdeki sorunların çözümü bulunacak , bir siyasi çözüm olacak konusunda taraflar ve BM anlaşarak , siyasi görüşmeleri devam ettirdi .
77-79 Doruk anlaşmalarında bulunacak siyasi çözümün ana hatları belirlenerek . BM tarafından da benimsenip kabul edildi .
Rum Yunan tarafı , görüşmeleri yarım asır oyalayarak , AB’ne Yunanistan’ın şantajı ile alınarak . Rum tarafı olarak , sorunu siyasi olmaktan çıkarıp , Kıbrıs sorunu bir hukuki sorunmuş gibi AİHM’ ne havale etmenin yollarını aramaya başladı .
Tam da bu ortamda beklenmedik bir gelişme oldu ve 21 Ocak 1990‘ da zamanın TC Hükümeti , AİHM kararlarını tanıyacağını açıkladı . Bu da AB‘nin zamanın hükümetine AB havucunu uzatma aldatmacası ile oldu .
Hükümetin başı ise Özal’dan sonra Başbakan olan Yıldırım Akbulut’tu .
Bu açıklama karşısında , malları kuzeyde olan binlerce Rum , teşvik edilerek Türkiye’ye karşı AİHM’de dava açmaya başladı .
2003 yılına kadar açılan davaları zamanın Türk Hükümetleri kabul etmediler .
Son Başbakan olan rahmetli Ecevit ise , Kıbrıs sorunu çözülmeden hiçbir davanın kabul edilmeyeceğini dünyaya duyurdu .
2003 seçimlerinden sonra , Dışişleri Bakanı olan Sn. Abdullah Gül . Tüm ısrarlara rağmen , Loizidu davası için imzayı atarak , Kıbrıs konusunun en önemli unsurunu teşkil eden toprak sorununun çözümünü , Avrupa’nın Mahkemesine havale etmiş oldu .
Böylece Kıbrıs sorununun en büyük çıkmazı olan toprak , siyasi görüşme masasından alınarak , AİHM’ ne devredilmiş oldu .
Kıbrıs sorununun çözümünde toprak , Kıbrıs Türk Halkı için çok önemli bir unsurdur .
Bu 77-79 Doruk anlaşmalarında da teyit edilmişti .
AB , kuzeydeki Rum mülkleri için kurum oluştururken . Güneydeki Türk malları için hiçbir girişimde bulunmamıştır .
TMK , KKTC ‘nin bir alt yönetimi olarak kabul ve ilan edilmiştir .
İki devletli çözüm önerisinde talep edilen , uluslararası statünün tanınması için dünyadan talepte bulunduk .
Devletlerin egemenliği var .
Devlet bunun üzerine inşa edilir .
KKTC , Egemen ise .
TMK’ nun KKTC’de ne işi olabilir ?
Kıbrıs sorununu uluslararası mahkemelerde çözeceksek ve egemen değilsek , tanınma talebimizi kim kaale alır .
1990 ve 2003 ‘te girdiğimiz bu girdaptan bir an evvel kurtulmanın yollarını aramalıyız .
Beyler, Kıbrıs sorunu bir siyasi olay ve sorundur .
Hukuki sorun değildir .
Karşılıklı tazminatlar , siyasi görüşme masasında ele alınıp çözülmelidir .
Kuzeydeki Rum mallarına , AB marifeti ile tazminat ödenecek .
Peki , benim yakılan , yıkılan 103 Türk köyünün , toplu mezarlardaki şehitlerimizin haklarını , ne zaman talep edeceğiz .
Adada , savaşı başlatan Rum Yunan ikilisinden , bunun hesabını ve tazminini istemeyecek miyiz ?
Bu çifte standarda bir son verilsin .
TMK safsatasını , egemen isek sonlandırmalıyız .
Kapısına kilit vurulmalı .
İşte o zaman , tanınma isteğimiz dünyada itibar görür .
Bu haber 2937 defa okunmuştur

:

:

:

: