Şehitlerimizden bize kalan vatan…

Yarından itibaren 21-25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası vesilesiyle bu ülke için can veren babalarımızı dedelerimizi anacağız yine…

Yarından itibaren 21-25 Aralık Milli Mücadele ve Şehitler Haftası vesilesiyle bu ülke için can veren babalarımızı dedelerimizi anacağız yine…
O günlerde yaşananları gelecek kuşaklara aktarmanın çabası içinde olacağız…
Siyah beyaz zamanlardı. Dünyanın çok da aldırmadığı bir ülkede, bir halk yıllarca birlikte yaşadığı diğer halkı boğazlamaya, ülkeyi başka bir ülkeye yamamaya çalışıyordu.
Soğuk bir şubat günü, bundan tam 58 yıl önce Mağusa’ya portakal götürmek için yola çıkan iki Kıbrıslı Türk, şüphesiz o şiddet ikliminde başlarına gelecekten habersizdi.
Tek dertleri ürünlerini Mağusa’ya götürüp satmak olan Kıbrıslı Türkler Rifat Salih ve Ertan Ali’nin yolu, bir grup gözü dönmüş Rum tarafından kesildi. Sonra da büyüklerinin planladığı o siyasi hedefler için o iki cana kıyıp bir kuyuya attılar.
Rifat Salih ve Ertan Ali’nin ruhu 53 yıl huzur bulmadı. Bir dikili mezar taşları bile yoktu.
Ta ki 2017 yılında Kayıp Şahıslar Komitesi Koççinodrimitya’da bir kuyuda ikisinin kalıntılarını bulup, DNA testiyle kimliklendirinceye kadar.
Dile kolay iki insanın 53 yıl boyunca bir mezar taşının bile olmamasının ne demek olduğunu ailesine sorun, bakalım ne diyecekler?
Bahçelerinde ürettikleri portakalı satmak için evlerinden yola çıkıp Mağusa’ya giderken bir daha hiç geri dönmeyen o iki insan için, babaları, abileri, eşleri ne söyleyecekler?
Siyah beyaz zamanlarda yaşanan o trajedinin bıraktığı travmaları yarım asır geçmesine rağmen üzerimizden atamadık.
O yüzden şimdi müzakere masasında duyulan derin güvensizlikleri anlayamayanlara öfke duyuyoruz.
Batılıları bir nebze olsun anlayabiliriz. Ama ya içimizde birbirimize karşı yaptığımız suçlamalar, bölünmüşlükler…
Bunlardan cesaret alan Rumlar, zaten “unutun geçmişi, bize güvenin, AB’ye güvenin, bizim yönetimimize güvenin” diye tutturuyor.
Rumların “Biz sizi öldürdük ama bundan sonra öldürmeyeceğiz” sözlerine nasıl inanalım?
Geçmişten alınacak bir çok ders var. Ama en büyük ders 1974’ten bu yana huzur ve güven içinde uyuduğumuz devletimizin çatısına sahip çıkmak.
Hiçbir şey ders olmuyorsa Filistin halkının bugün İsrail’de uğradığı zulme bakın.
Bu bile tek başına, bugün topraklarımızda yaşadığımız güven ortamını bize sağlayan devletimizin kıymetini bilmemiz için yeterlidir. Bizden söylemesi…

Bu haber 1661 defa okunmuştur

:

:

:

: