GÜNÜN KIYMETİNİ BİLİN

Güzel bir gün diliyorum hepimize…

Güzel bir gün diliyorum hepimize…

Güne ne kadar keyifli başlarsanız kendiniz, aileniz hele hele de çocuklarınız İÇİN o kadar şahane olur her şey!

Sabah onları okula götürürken öfleyip püflemeyin…

Unuttuğu kalem kutusu için söylenmeyin…

Hırkasını giyemedi diye BECERİKSİZ yaftasını yapıştırmayın…

Okula koşarken arkasından bir sürü EMİR yağdırmayın…

Unutmayın onlar daha ÇOCUK!

Bakıyorum da çocukluğunuzu pek çabuk unuttunuz!

En güzel anılar çocukluğunuzdaydı…
Sevgiyle kucaklandınız..
İstediğiniz oyuncaklar alındı…
Arkadaşlıklarınız ne kadar tatlıydı…

Şimdi onlara GÜZEL ANILAR yaratma zamanı…

Yakınmadan, sabırla, sevgiyle…

Kusura bakmayın!
😀😀😀😀😀😀😀
Ben ÇOCUKLARDAN YANAYIM…

Fotoğraf:
Şehit Turgut Ortaokulu / GÜZELYURT
Sevgili Cengiz Topel Uzun o yıllarda okulun müdürüydü…

GÜN BİTERKEN

ufukta kızıllıklar...
gün,
ağır ağır tülünü kapatıyor yüzüne...
akşamın ürpertileri
içimi üşütüyor...

guguk kuşu yuvasında
esmer akşamda bulutlar
birer birer kapanıyor kapılar...

içimize dönüyoruz
sıcacık buğusunda çorbanın
yorgun dizler molada
bir başka şarkılarda ZAMAN...

(Ayşe Tural, Girne)

HER SABAH OKULA GİDER GİBİ...

Havalar serinleyeli, sabahları biraz daha geç uyanıyorum. Nedeni de bahçeme istediğim saatte çıkıp ağaçlarla, çiçeklerle haşır neşir olmak lüksüm var da ondan...

Güneş başını eğerek geçiyor artık... Fazla yakmayan aydınlığı hoşuma gidiyor. Sağlıklı beden ve ruha sahip olmak en büyük şansımız... Bunu aynı şekilde sürdürebilmekse ondan da önemli...

Geçenlerde bir uzmanın tavsiyesi şuydu: Yürümeyi görev gibi hiç aksatmadan yapın diyordu. Mesela HER SABAH OKULA GİDER GİBİ... Bu söze bayıldım gerçekten... Çok etkilendim... Ben de sabah yürüyüşlerime başladım.

Sabahın mis gibi havasını içine çekerek yürümek... Tepelerden Akdeniz'i seyretmek harika... İnsan yaşadığının farkına varıyor o zaman... Küçük atıştırmalık sonrası, başımda şapkam, rahat ayakkabılarım, renkli yürüyüş kıyafetimle (yeşiller, portakallar, sarılar, morlar, pembeler...) soluğu sokakta alıyorum. Dönüşte nefis bir kahvaltıyı hak etmek için yürümeliyim...

Tempolu yürüdüğümü sanmayın. Salına salına, bakına bakına, ağaçları selamlayarak, sabah yeni açmış çiçeklere hatır sora sora yürürüm ben...

Kuş seslerini dinlerim, ayırt etmeye çalışırım... Minik serçelerin neşeli cıvıltılarına bayılırım mesela...

Dün fark etmediğim bir bitkiye ' Ah seni dün görmemişim, özür dilerim, ne şeker şeysin...' derim... Koklarım, çiçeklerini parmak uçlarımla okşarım...

Gökyüzünde birkaç parça sevimli bulut var mı diye bakarım... Beşparmaklar'a hatır sormadan olmaz... Görkemli başları beni hep mutlu etmiştir. Tanımadıklarıma merhaba demeye hazırımdır; ama bir şartla: gözlerimiz çakışmalı...

Selamlaşma konusunda yabancılar daha sıcaktır sanki... Belki de beni kendilerine benzer buldukları için olabilir... Galiba bizler (kimimiz elbette) yabancı saydıklarımızdan günaydını bile esirgeriz...

Tembellik etmeyin... Yürüyüş kıyafetlerinizi geceden hazırlayın...

HAYDİ OKULA GİDER GİBİ... Sağlıklı yaşamanın, mutlu olmanın sırrı bu... Sizi çok seviyorum..

YARIN SEVİNCİ

gece uykuya dalınca
şakacı tan ağarır birden
çatlar tohum
uzatır başını topraktan
gün ışıkları boyarken gökyüzünü
yaldızlanır yeryüzü...

ansızın
kırlangıç uçuşlarıyla
bulutlanırsa gökyüzü
arka bahçedeki çamaşırlar
varsın ıslansın...

bir yağmur kuşu
gagasında umutları
bir bir eker gönlüme...

gemiler geçer ufuktan
yol verir hüzünlere
umuda yelken açar
deniz bekler...
kumsal bekler...

Ayşe TURAL


BİR İSVEÇ MASALI...

Sevgili Kulu Lisesi eski öğrencilerim... Bana böylesine güzel bir armağan verdiğiniz için sizlere SONSUZ TEŞEKKÜR borçluyum... 17. Kitabım 'Haydi Gülümse' yi İsveç'te imzalamak; benim için hayatın sunduğu en anlamlı güzelliklerden birisi olarak kalacaktır. Misafirperverliğiniz, yüzlerinizde ki gülümsemeler, içten sohbetleriniz ve daha fazlası... Beni gerçekten gururlandırdız... İYİ Kİ VARSINIZ... 💐

BU SABAH
Bu sabah kısmeti bol bir BALIKÇI OL
mesela…

Güzellikleri YAKALA…
Sevgi dolu YÜREKLERE BAK…
Hayata SEVGİYLE GÜLÜMSE…

BİR KADIN, BİR ADAM VE AŞK

Mevsim sonbahar... Lefkoşa Kumsal Parkı...

Ağaçların yaprakları sarıya, kızıla ve kahverengiye dönerken sararmış yaprakları hafif rüzgarla oraya buraya savruluyor. Kocaman leylak ağacı da sonbahara boyun eğmiş. Esen rüzgara bırakmış dallarını... Veda ediyor kurumuş çiçeklerine...

Altındaki boyaları yer yer dökülmüş sarı bir bank... Yüzlerinde yetmişli yaşların çizgileri bulunan bir çift... Belleri hafifçe bükülmüş... Adam gazete okuyor yüksek sesle... Yoruma gelince, gözlüklerinin üstünden bakıyor kadına... Yavaşça gülüşüyorlar...

Kadın üşümüş gibi sarıyor kollarını... Adam gazeteyi bırakıp yanında duran şalı sarıyor elli yıllık yol arkadaşına... Sarılıyor...
Anla artık!
AŞK DANSEDİYOR...

YALNIZLIĞINIZ

güne sırtı dönük
ayçiçek misali
unutulur dünler
kanar zamanın dal uçlarında...

bir nihavend şarkıda
dibe vurur umutlar
bir çağrıda sonsuzluk düşü
yakar kavurur içini...

sen kalabalıklar içinde
yalnızlar sapağındasın
çabuk mu unutulur
ömrü talan eden sır...

Ayşe TURAL

YAŞAMA KULAK VERİN...

Ben yeni günün, günün doğuşu ile başladığına inanırım nedense...

Gece yarısı, günün diğer dilimine geçiştir oysa... Dışarda yıldızlı, aylı bir gece var... Kıyıda köşede birkaç dilim de bulut... Lacivert gökyüzü muhteşem görünüyor...

Hafiften gece esintisi ağaçların yapraklarını hışırdatıyor...

Kıbrıs'ın ikinci baharı başlar neredeyse... Havalar serinleyip ara ara yağmurlar düşmeye başlayınca; doğa, ağaçlar, çiçekler daha bir canlanır, uyuşukluklarından silkinir, adeta neşelenirler...

Yeni baştan çiçeğe dururlar, gelin gibi süslenirler... Ben her zaman bu baharlara VURGUNUMdur...

Yalnızlığı çok seviyorum ben... Ona bayılıyorum adeta... Orası benim mutluluk ülkem... Orada saltanat süren benim. Benim iznim olmadan oraya kimse adım atamaz.

Bazen küçük bir gezgin, bazen maceracı bir çocuk olurum... Yalnızlığın gizemli bahçelerinde dolaşmaya bayılırım... Ruhumu, kendimi tanırım. Bir sürü sorular sorar, yanıtlar ararım...

Ardından artık dış dünyaya çıkabilirim... Perde arkasında işim bitti...

Hayat sahnesinde kendim için seçtiğim rolü, en güzel şekliyle, mükemmel oynamalıyım.

Yaşamımı, kendi felsefeme uygun kararlarla yürütmeliyim. Umutsuzluğa düşmeden, gerekirse tökezleyerek ama asla BIKMADAN, USANMADAN, ÖFLEYİP PÜFLEMEDEN...

Bana yakışan şekilde, onurlu, gururlu, dimdik ayakta...

Ben yakınmayı sevmiyorum... Mızmızlanmayı da... Kendime yakıştıramıyorum çünkü...

İnsan ONURLU davranmalı her zaman, her koşulda... Zayıflığınızı ilan ettikçe zayıf olursunuz çünkü...

İnanın çoğu insan sizi çaresiz görmeye bayılır... Unutmayın kendinizi güçlü hissettikçe daha güçlü olursunuz...

Yaşadığım sürece yapacak çoook işim var...

YAŞAMA DÖRT ELLE SARILIŞIM, onu ÇOK SEVİŞİM BOŞUNA DEĞİL...

Siz de öyle yapın. Başınızı kaşımaya zaman bulmayanlardan olursanız, inanın çok mutlu olursunuz... Hem de kolay mutlu olursunuz...

' Boşuna değil çırpınışlar, boşuna değil haykırışlar
yaşamak bu kadar güzelken...'

' Yaşama biraz kulak verin ne olur...
Onda harika melodiler bulacaksınız...'

Yalnızlık

bir karşılaşıverse bakışlarımız
gözlerim, birden kamaşsa, diyorum...

bir çalıversen yüreğimin kapısını, hani
sonlanıverse hüzünlü yalnızlığım...

dokunuverse ellerin mesela/ tesadüfmüş gibi/
alaza kesse yüzüm, terlese avuçlarım...

yaşam denizine bir olta da ben sallasam
ve sen çıksan bahtıma...

sensiz ve sessiz akşamlara
birlikte koysak noktaları...

bil ki,
yalnızlığadır tüm yakarışlarım...

Ayşe TURAL

ANNE OLMAK...

ANNE sözünün çağrıştırdıkları sayfalara sığmaz elbette…

KADINsanız,
anneyseniz,
kendi annenizi,
ancak kendiniz anne olduğunuzda daha iyi anlıyorsunuz…

Kapıdan çıkarken “ Sırtına bir şey al…”diye seslenen annenin kızı, kendi çocuğuna bakar önce, aman o üşümesin diye…
Herkes kendi yavrusunu düşünür…

Annenizin sizin için endişelerini, gözünüzün içine bakışını, her şeyini sizin için fedaya hazır oluşunu işte tam da o zaman anlıyorsunuz…
Anne olduğunuz zaman…

Ara sıra arkamıza bakmakta da fayda var elbette…
Anne ve babalarımıza yani…

Ömürleri özveriyle geçen, artık yorgun yürekler ve yorgun bedenler…

Sadece bizden tatlı bir çift söz ve gülümseme bekleyen büyüklerimiz…

Onlar bizi gördükçe mutlanırlar… Bir telefon kadar yakındırlar. Her sabah ya da her akşam “ Nasılsın anacığım? “ sız bırakmayın…

MUTLU HAFTA SONLARI DİLİYORUM HEPİMİZE…

Bu haber 3719 defa okunmuştur

:

:

:

: