MÜTEŞEKKİRİM HEPİNİZE…

Bana ait Facebook’taki üç sayfama da baktığımda 50 yıl önceki öğrencilerimle geçen zamanı neredeyse kitaplaştırmışım.

Bana ait Facebook’taki üç sayfama da baktığımda 50 yıl önceki öğrencilerimle geçen zamanı neredeyse kitaplaştırmışım.

Gerçekten onların da isteği bu doğrultuda zaten. Kısmetse gelecek yıla bir kitap hazırlayıp Kulu’da buluşacağız.

Söz uçar yazı kalır ya hani!
Hayatımın gazetecilik yanı da belleğimi tazelememe yardım ediyor elbette.

Facebook da bu konuda iyi bir BELLEK TAZELEYİCİ…

Kitaplarımı yazmaya başlamam ile gazeteciliğim / köşe yazarlığım/ hemen hemen aynı zamanlara rastlar.

Rahmetli HARİD FEDAİ , ilk kitabım FARKLISINIZ’ın dosyasını 1996 yılında inceleyip onay vermişti.

Ardından TMK’da müdürüm olan rahmetli ŞİNASİ TEKMAN’ın SANAT GALERİSİ’nde ilk ŞİİR SERGİMİ ( daha sonra GİRNE Dome Otelde ve Mağusa Doğu Akdeniz Üniversitesinde açmıştık.) HARİD Fedai Hocamın konuşması ve Şinasi Hocamın birlikte açması ile gerçekleştirmiştik.

O sıralarda AKM’de açılan bir sergide Şinasi Hocam beni, o yıllarda KIBRIS gazetesinde yazan ve yetkili olan Sevilay SADIKOĞLU ile tanıştırmış ve benim çok güzel yazdığımı, bana da bir köşe ayırmasını rica etmişti.

Ayak üstü sohbette hemen ( yıl 1996 Eylül olmalı) başlamam uygun görülmüştü. YAŞAMA SEVİNCİ isimli köşemde uzun yıllar haftada bir yazdım. Hatta sonra bir de çocuklar için EĞİTİMCİ GÖZÜYLE isimli bir köşem daha oldu.

1999 yılında önce adı AVRUPA daha sonra AFRİKA olan ikinci gazetemde yazdım. Sanırım 4 yıl kadar da orada yazdım.

1999- 2001 yıllarında Çanakkkale Özel Kolejinde çalışırken Çanakkale’de yayınlanan OLAY gazetesinde eşzamanlı yazılarım yayınlandı.

Orada da oldukça popüler bir insandım. Uluslarası toplantılar, ŞİİR AKŞAMLARI, 19 Mart Üniversitesindeki etkinlikler, il çapında genç eğitimi konulu paneller ve Çanakkale Özel Kolejinde yapılan eğitim çalışmaları…

2001 yılında Ada’ya döndükten sonra da bir süre daha Afrika’da yazdıktan sonra ORTAM gazetesinde yazmaya başladım, ta ki kapanıncaya kadar…

Derken yazı işleri müdürü sevgili Mehmet Davulcu STAR KIBRIS’a geçince beni hemen aradı. Yıl 2008 Eylül ayı…

Ne büyük rastlantıdır ki / değildi- yaşam çizgimdi/ aynı gün ADA TV. yayın müdürü NAZMİ PINAR ile karşılaştık.

Hemen etrafına emirler yağdırdı.
“ Ayşe Hocam hemen bizde başlıyor. Üç gün içinde programın jeneriği, tanıtımı hazırlanacak. Adı AYŞE TURAL’LA SANAT olacak, dedi ve acele bir toplantıya katılmak için yanımızdan ayrıldı.

Ben daha ne olduğunu anlamaya fırsat bulamadan kendimi çekimlere başlamış buldum. ( 2005 yılında kurulan ve hemen birkaç ay içinde kapanan AVRASYA TV için hazırladığım bir dosya elimdeydi zaten.

Kaç yıldır duran dosyaya baktıkça üzülüyordum. Demek ki 3 yıl sonrasına o yıldan hazırlık yapmışım.

O günden bugüne her hafta aralıksız ADA TV. deki programlarım ve STAR KIBRIS’taki kocaman sayfalarım devam ediyor.

Her zaman derim ya:
“ EMEKLERİNİ ESİRGEMEYENLER MEYVELERİNİ BOL BOL TOPLAR”

Bugün geldiğim yer, emek verdiğim, çok çalıştığım ve hiçbir özveriden kaçınmadığım için hak ettiğim yerdir.

Gerek yazar, şair, tv. sunucusu, köşe yazarı ve ÖĞRETMEN olarak…
Ben bunları emeklerimle elde ettim. Bunun hazzı tartışılamaz…

Elbette yaşadığım bu ülke, öğrencilerim, sevgi dolu dostlarım, ülkemin insanları beni ben yaptılar.
MÜTEŞEKKİRİM…

GÜZ

iç çekişleriyle penceremde
bir çift kumru özlemiyle güz...
bulutlar inadına
güneşi saklıyor, bencil bakışlardan
kirpiklerimin ucunda sen...

zamanın dolunayında
neden saçların mavi?

yağan yağmur damlası
ulaştı yasemine
ne olur, kucağında tut beni!

yazın turuncu ipeği
solalı çooook oldu...
saman sarısı saatlere dönüştü
EYLÜL ellerinde...

Ayşe TURAL

ŞEFFAFLIK değil KOKUŞMUŞLUK

Yaşama ve insanlara yanlı değil tarafsız bakmak istemişimdir hep…

Son yılların acımasızca hatta zalimce bir ifade şekli var: SALDIRGANLIK…

Biz hiç bu kadar kaba ve görgüsüz olmadık. “ Gerçek bu ama “ diyerek aynı coğrafyada nefes alırken birbirimize saygı ve sevgi göstermeyi unuttuk.

Dikkat ediyor musunuz, ne kadar benciliz. Tüm dünya sanki sadece BİZİM etrafımızda dönsün istiyoruz. Her şey sadece BENİM olsun diyenlerle dolu…

Bu HIRS, bu ÖFKE toplumları nasıl bir kaosa sürükler bilemiyorum. Aklım ermiyor.

Oysa ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYAYI ancak anlayışlı, sevgi dolu, dayanışma içinde olan çalışkan ve dürüst insanlar kurtarabilir.

Herkesi ve her şeyi SALDIRGANCA bir tutumla eleştirenler, gelecek için HUZUR ve MUTLULUK tohumları ekmiyor.

Ne ekersek sadece onu biçeceğimizi unutmayalım. Ve istesek de istemesek de dünyanın SULTAN SÜLEYMAN’a bile kalmadığını görmek zorundayız.

Aklımızı başımıza toplayıp gelecek nesilleri doğru eğitmek adına; debelendiğimiz düşünce, sanat, politika, yazı, aile, komşuluk, dostluk ve dayanışma… kısacası her şeydeki bu KOKUŞMUŞLUKTAN kurtulmak zorundayız.

Tarihi sıfırdan başlatabilir miyiz bilemem ama toplumu ve elbette insanı daha TEMİZ hale getirebiliriz…

İşe çocuklarımızdan başlayabiliriz mesela…

Onları güzel duygu ve düşüncelerle büyütmeye, eğitmeye ne dersiniz?

GÜNAYDIN

duy!
sabahın sabahlığı
çiçeklerle bezeli...
burnuma bir öpücük kondurmalısın
öten guguk kuşuna nispet...

kirpiklerini aralayıp
bana bakmalısın...
fokurdayan çaydanlık
güne davet etmeli bizi...

uyku kokulu tenine
gömüp yüzümü
kollarının açmazında
düşlere dalmalıyım yeniden...

Ayşe TURAL

SADECE YAŞAMA BAKIŞ

Kimsiniz,
hangi yaştasınız,
cinsiyetiniz ne,
ne iş yapıyorsunuz?

Soruları dilediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz benim yerime… Sonuçta değişmeyen, hepimizi özünde ilgilendiren tek şey YAŞAM…

Yaşamı çok sevdiğinden olmalı, ölümden de bir o kadar korktuğu söylenen Cahit Sıtkı Tarancı, ünlü şiiri “ Gün Eksilmesin Penceremden” de hem çok yalın bir anlatımla bir o kadar da düşündürür bizi.

Günün pencereden eksilmesidir yaşamın bitimi… Ya da “ Otuz Beş Yaş Şiiri”ndeki gibi yaşanacak zamanlara dikkat çeker yaşanmışlıktan çok…

Yolun yarısına gelinmiştir, bizi uyarır.
Çağımızda ortalama yaş hayli uzamıştır. Ülkelere ve coğrafyalara göre değişse de yetmiş beşi hatta sekseni bulmuş görünüyor.

Öyleyse insanın verimlilik yaşı da yükselmiştir diye düşünüyorum. Aklınız erdiğince, gücünüz yettiğince topluma katkı koymaya devam etmelisiniz.

ÜÇLÜKLER

ruhum gölgesinde HUZURun
sevdanın güneşinden
kaçıyor durmadan...

YAĞMURum ol
yağ evrenime çisi çisi
ayçiçeklerim açsın...

yüreğimin baharına
kelepçeler takma
MÜEBBET olmasın aşkın...

sen gün batımısın
bense yeni doğuşlara TUTKUN
boşuna çağrılama, gelemem...

yaşamın KEŞKElerine
bir son vermeli
yaşam bitmeden...

sen ayna gibisin güzelim
yüzüne bakınca
SEVDAmı görüyorum...

hepimiz
UMUT ağacının bir dalına
asılıyız...

Ayşe TURAL

SİZ HAYATIN NERESİNDESİNİZ?

Yaşam tam bir pencere gerçekten… Hangi renge boyadıysanız onu...
Ne kadar kocaman ya da ne kadar küçükse…

Aydınlık ufuklara mı açılıyor yoksa içinize mi dönük…

Her ne hal ise siz O’sunuz…

Hani hep söylerim ya, yaşamın sırrı önümüze konan sorularda değil, bizim ona verdiğimiz CEVAPlarda saklıdır, diye…

Ne kadar sabırlıysak o kadar kazançlı çıkıyoruz…

Ne kadar dikkatliysek o kadar az hata yapıyoruz.

Ne kadar iyimsersek o kadar OLUMLU şeylerle karşılaşıyoruz…

En azından olayları HAFİF geçiştiriyoruz…

Haydi şimdi, hemen arkanıza yaslanın ve gözlerinizi kapatın…

SAHİ SİZ HAYATIN NERESİNDESİNİZ?

HABERİN OLSUN

Yaşamın meyvesi
Güzel bir gündür unutma...

Gönlümün leylaklarını kırma
ne olursun...

Zamanın satır araları geç kalmalarına küserse bir gün...

Perde inmiş olacak
Haberin olsun...

Ayşe TURAL


SİZE DE OLUR MU?

Bazen bir konu ya da durum kafama takılır. Cevabını ararken, düşünürken bir şekilde karşıma çıkıverir... Şaşar kalırım...

Bu sabah evden çıktım, halletmem gereken işler vardı. Yolda birkaç gecedir neden uykumun orta yerinde uyandığımı düşündüm. Mevsime yordum önce...

Gece saat on bir gibi yatarım, bir saat kadar kitap okur, öyle uykuya dalarım. Kaç gecedir saat üç gibi uyanıyorum, geziniyorum, internete giriyorum ya da mutfakta dolanıyorum. Tan ağarırken tekrar yatıp bir güzel uyku çekiyorum...

Aklımdan bunları geçirirken arabanın radyosundan sunucunun kaliteli uykunun özelliklerini anlattığını duyuyorum. Yetişkinler için ideal uykunun 8 değil, 7 saat olduğunu ve bölerek uyunduğunda daha zinde olunduğunu söylüyor. Beyin daha iyi çalışıyormuş...

Vay canına... Galiba soruları sorduğumuzda cevaplar bir yerlerden karşımıza çıkıyor. Sadece biraz uyanık olmak, farkında olmak gerekiyor sanırım....

Mesela o an bir kitap okuyorsam, sorumun yanıtı sayfaların arasından çıkıveriyor. Ya da gece kuşu gibi uyanıp da tv. açarsam orada karşımda duruyor. Sahi bazen de o an telefonum çalıyor, arayan kişi o sorumla ilgili bir konuşma yapıyor benimle...

Bir gece LAYD GAGA' yı ve Brad Pitt ile Angelina Jolie'yi de böyle yakalamıştım. Yaşama bakışları, insana verdikleri değer ve çalışma düzenleriyle beni şaşkına çevirmişlerdi gerçekten... Hayran olunacak kişiler oldukları muhakkak... Olağanüstü işler başarıyorlar... Kişilikleri için söylüyorum elbette...

Güzel ve zinde uykularınız olsun , güne güzel başlayınız...

Bu haber 3953 defa okunmuştur

:

:

:

: