Güzel yürekli, sevgi dolu öğrencim ALİ DEMİRÖRS ( 22 )

Ali, sen ne zaman, nerde doğdun oğlum?

Ali, sen ne zaman, nerde doğdun oğlum?

Ben 4 Şubat 1959 yılında Kulu´da doğdum. Büyük bir olasılıkla gün ve ay yanlıştır.

Hatta yılın da garantisi yok. Çünkü eskiden okula başlarken nüfus kaydını yaptırıyorlarmış. Ayrıca da doğumlar genelde evde ebeler ya da bu işten anlayan yaşlılar tarafından yaptırıldığı için, bir çoğumuzun doğum yılı, ayı ve günü doğru degildir. Biz artik nufusta ne yazıyorsa onu doğru görmek durumundayız.

Anne babalarımıza sorduğumuzda da “ kuzular doğmaya başladıydı ya ekinler biçilirken sancılandıydım ya da dayımın Ali askerden izne geldiydi…” diye başlayan hikayeler dinleriz. Doğduğumuz ay bile yazılanı tutmaz.

Ailen hakkında da bilgi ver bize…

Biz 7 kardeşiz Hocam. 5 erkek 2 kız… 6 kardeş İsveç’teyiz bir kardeşimiz Ankara’da yaşıyor.

Deden ve baban HÜRRİYET Sinemasının sahibiymiş. O günleri senden dinleyelim.

Rahmetli babam dedemle birlikte ilk sinemayı Kulu’da açandır. Yıl 1960… Uzun yıllar orayı çalıştırdılar. Kışlık sinemaydı, zaman zaman yazlık sinema da açtık. Adı Hürriyet Sinemasıydı. O yıl doğan kardeşimizinadını da HÜRRİYET koydular. 1960 İhtilali olduğu İÇİN bu adı hem sinemamıza hem de kardeşime koymuşlar.

Ben öğrendim ki siz kardeşim Hürriyet’i okutmuşsunuz. Kulu’ya geldiğiniz bir zaman görüşme fırsatınız da olmuş.

Babamlar 1970’lere kadar bu işi yaptı. Sinemacılık 10 yıl sürdü. Bir ara nakliyecilik yaptı. Bizi kimseye muhtaç etmeden büyüttü, okuttu.

Babamı 1980’de kaybettik. Sonra annemi de alıp yanımıza getirdik. Hısım akrabalar hep burda. Çocukluk arkadaşlarım da hep geldi. Bu sebepten ben rahatım.
Hiç Kulu hasreti çekmiyorum.

Ne zaman ilkokula başladın?
Öğretmenlerini hatırlıyor musun?

Ben önce Kulu Merkez İlkokuluna gittim. Orada öğretmenim Hikmet İlgöy’dü. Halamın eşiydi, eniştemdi yani. İlkokul müdürümüz de Hasan Yalçın’dı. Sonra o da okuyup ortaokul öğretmeni oldu, Kulu Lisesine geçti.

Daha sonra ortaokul ve liseyi Kulu Lisesinde okudum. 1979’da
Ankara Eğitim Enstitüsünden Temel Eğitim öğretmeni olarak mezun oldum.

Öğretmenliğe nerede ve ne zaman başladın?

Mezun olunca Kars´a tayinim çıktı ama gitmedim çünkü o zamanlar Türkiye’de ne yazık ki sağ- sol çatışmaları vardı. Akla gelmedik olaylar yaşanıyordu.

Ben de o kargaşada en doğru işin İsveç’e gitmek olduğunu düşündüm.

Tam 1979´un 10 kasımında İsveç´e geldim. Yani büyük Atamızın ölüm yıldönümü olduğu için geldiğim ayı ve günü unutmam olanaksızdır.

Önce ne yapmayı düşündün?

İsveç’e geldiğimde ağabeyim ve yengem İsveç’teydiler zaten. O yönden çok şanslıydım. Onların yanında kaldım, başlangıçta her türlü ihtiyacımı onlar karşıladı.

İsveç´te Stockholm Üniversitesinde İşletme Ekonomisi okumak için öğrenci olarak gelmiştim ama okulu bitiremedim.

İsveççeyi öğrenmekte zorlandım ve okula devam etmedim.

Sonra doğal olarak para kazanmam gerekiyordu, boş oturamazdım. Çalışmaya başladım.

İlk işim Gyllene Ratten isimli bir restorant idi. Bir süre orada çalıştım. Sonra 4 ay kadar 'Pripps' içecek fabrikasında çalıştım.

Daha sonra Stockholm’un büyük hastahanelerinden olan'Söder Sjukhuset'te başladım.
Hastahanelerde mutfak bölümünün her biriminde çalıştım.

Hastane mutfağında bulaşıkçılık, aşçı yardımcılığı ve depo sorumlusu gibi...

Daha sonra da hastane mutfağı kapandı ve ben de bir başka hastahaneye geçtim. O hastahanede de bir süre çalıştım, ardından 3. olarak bir başka hastaheneye geçtim.

Bu arada aşçılık kursuna katıldım. Artık işi daha iyi bilen bir aşçıydım. 6 ay kadar çalıştım ama bel ağrılarımdan dolayı işi bırakmak zorunda kaldım.

İnsan bunları sayarken çabuk sayıyor ama yıllarımı aldı. Yoruldum, yıprandım. Hayat kimse için kolay değil! Hele de dilini bilmediğin bir ülkede yaşıyorsan…

Uzun yıllar işsizlik yardımıyla geçindim. Sonra üç yıl kadar da yedek öğretmen olarak çeşitli okullarda çalıştım.

Sekiz ay kadar önce de erken emekliliğe başvurdum ve emekli oldum.

Ailemden hemen hepsi burda. Benden sonra dört kardeşim ve annem de buraya geldiler.

Ali, gelelim evliliğine…
Olağanüstü cana yakın, sevimli bir eşin var. Ne zaman nasıl evlendin? Eser’in de bir tarafı Kululuymuş zaten. Anne tarafı…

Evet Hocam, 1990 yılında Eser’le evlendim. Bir kızımız oldu. Dilara…Allah herkesinkini bağışlasın, bir de dünyalar tatlısı bir torunumuz oldu. Çok şükür çok mutlu ve huzurluyuz.

Peki Ali, okul yıllarına Kulu’ya dönelim. Beni nasıl hatırlıyorsun?

Sizi bizim sınıfa 1971 yılında Eylül ayında okul açıldığında, galiba Necmettin Hoca bizimle tanıştırmak için getirmişti. O zaman Necmettin Bey başmuavin idi.

Okulumuzun yeni Türkçe öğretmeni Ayşe Tural diye tanıttı. Esmer güzel, incecik, düz uzun saçlı, yemyeşil gözlü bir öğretmen… Hepimiz sizi çok beğenmiştik.

Olsa olsa bizden 8- 10 yaş büyüktünüz. Çünkü okulu yeni bitirip ilk görev yeri olarak Kulu’ya gelmiştiniz.

Ayşe Tural hocam bizim dersimize girmedi ama galiba esas öğretmenimiz olmadığında bize geliyordu sanki…

Sanırım bizim Türkçe derslerine bir başka öğretmen girmişti inanın o hocamızın da ismini anımsayamadım.

Aslında yıllar sonra Ayşe Hocamla buluşmak beni çok mutlu etti. Onu yakından tanımak, evimizde ağırlamak bana hala rüya gibi geliyor.

Ali sen bana herkesten önce, ulaştın Facebook’ta beni buldun ya!

Evet Hocam, bu kadar tanınmış, ünlü biri bizim öğretmenimizmiş. Bunu öğrenince İsveç’ten sizin için 7 yıl önce ( 2016 ) Facebook’ta HAYRAN sayfası hazırlayıp açmıştım. Elbette sizden izin isteyerek… Hem de sadece sizin şiir ve yazılarınız yayınlanmak kaydıyla… O sayfa sayesinde tek tek öğrencilerinizle buluşmaya başladınız zaten…

Peki İsveç’e gelişim nasıl bir olay oldu? Anlat bakalım…

Hocam gelmeniz tüm öğrencileriniz için BÜYÜK SEVİNÇ oldu. İsveç´e gelerek bizi onure ettiniz ve sizi yakinen tanıma olanağı bulduk.

Çok kucaklayıcı,cana yakın ve kendinizle barışıksınız. On parmağında on hüneri olan bir cevherle karşılaştık. Güler yüzünüzle, sevginizle bizi kucakladınız.

Sizinle görüşen bizler ve arkadaşlarımız çok mutlu olduk. Sizinle bir araya gelip o güzel sohbetlerinizi dinledik. Bizlere hala bir öğretmen edasıyla yol göstermenizi ve sevecen yaklaşımınızı asla unutmayacağız. Anılarımızın en güzel yerinde kalacaksınız.

Peki Ali son sözlerini alalım ve noktayı koyalım.

İnanın bana Ayşe Hocamla, bu güzel anıları yaşayacağımı hic hayal edemezdim. Onu tanıma şerefine nail olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Dünyalar tatlısı ve yanında bizlerle gurur duyan öğretmen duruşu hepimizi çok mutlu etti. Bizler onun bizi ne kadar çok sevdiğini hissettik. Sevilme duygusunu bize yaşattı.

Yıllar sonra biz arkadaşlarımızla bir araya getirdi. Kaynaştık. Yıllardır görmediğimiz arkadaşlarımızı gördük. Sayesinde yeniden dost, arkadaş olduk.

Kendisine kendi adıma ve arkadaşlarım adına çok çok teşekkür ediyorum.

Eşim Eser, kızım Dilara ve torunum Mateo da Ayşe Hocamı çok sevdiler... O artık ailemizden biri… Canımız ciğerimiz… Bizim evimizde 4 gün kaldı. Gidince arkasında kocaman bir boşluk kaldı. Ona o kadar çok alıştık ki!

Ayşe Hocam, yaşadığı ülke Kıbrıs’a döndü. Sık sık telefonda görüşüyoruz. Her fırsatta da onu ziyarete gideceğiz.

Kulu kitabımızın imza gününü yine bir ara İsveç´te yaparız umudunu taşıyorum ve şimdiden heyecanla o günü hayal ediyorum.

Kendisine yeniden sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz ve sağlıklı, mutlu, uzun bir yaşam diliyoruz ve geldiği çok çok teşekkür ediyoruz...

Ali DEMİRÖRS
Bu haber 4091 defa okunmuştur

:

:

:

: