HAYAT AKIYOR
Artık toparlanıp AYAĞA KALKMA zamanı…
YARALARI sarma zamanı…
Yapılacak ÇOK İŞ var…
GELECEK planlarını hazırlama zamanı…
HAYAT BEKLEMEZ…
ZAMAN
şimdi
ben zamana akıyorum...
bir gün
umarım
zaman zincirlerini kırıp
bana akar...
Ayşe TURAL
DEĞİRMEN TAŞI GİBİ
Yaşamın içinde düşüncelerini paylaşabileceğim kişilerle, görüşlerine değer verdiklerimle konuşmaktan, sohbet etmekten büyük keyif alırım. Benden büyük ya da küçük olması hiç önemli değildir.
Akşam da Aydın Haber Merkezi sahibi değerli gazeteci, basın emekçisi Ahmet Kisa ile bir görüşmemiz oldu. Sohbetimizin arasına hemen bir küçük hikaye ekleyiverdi.
Sizlerle paylaşmazsam olmazdı...
“ İnsanın aklı DEĞİRMEN TAŞLARI gibidir. Arasına buğdayı ( bilgi, deneyim, kıyaslama, görgü..) koyup da öğütmezsek o zaman iki taş sürtünerek aşınır... Aşınma da unutkanlıkları ve HAYATTAN KOPUŞU getirir. “
Ne kadar önemli değil mi?
Okuyup öğrenmenin yaşı ve zamanı yok. Yaşadığımız sürece ne kadar çok şey öğrenirsek o kadar hayata bağlanırız...
HER AN
her an
aşka bulaşmaya hazır gönlüm
ah! deli gönlüm...
uslanmaz gönlüm...
sokaklarda dansediyor
ocak güneşi
ıslak kaldırımlara
gülümsüyorum...
sek sek oynamak geçiyor içimden
bahar uç veriyor
yol kenarında şaşırmış papatya
ayartıyor beni...
veda sokaklarını
arkamda bırakıyorum...
Ayşe TURAL
YAŞAM YOLCULUĞUNDA
SİZ GİDERKEN
BİR GELİYORDUK
Bizim kuşak yokluklarla, savaşlarla ve acılarla büyümüş bir kuşaktır. Şimdi bile hem yaşlılara hem de gençlere yetişmeye çalışan arada sıkışmış kuşaktır.
Fedakardır, cefakardır ve paylaşımcıdır.
Neyi varsa bölüşmeye hazırdır...
Kanaatkardır, azla yetinmeyi bilir.
Sevecendir, çocuklarını korur kollar; hatta başkalarınınkini bile...
Bu satırları okurken kafa salladığınızı görür gibiyim. Bir kısmınız da hayır diyorsunuz. Ben de genel olarak söyledim zaten. Aramızda doyumsuzlar da çıkmıştır elbette ama genel profilimiz budur.
Her konuda genel bilgilere sahibizdir. Okumayı severiz; bilgiçlik taslamadan hem de... Genel konuşmalarımızdan kolayca anlarsınız.
Çok yaşayanın bilmekten çok yaşam deneyimi fazladır. ' Perşembenin gelişini çarşambadan biliriz' ve siz gençleri uyarırız. Anne baba olarak, öğretmen olarak ya da sizden büyük biri olarak...
Elbette herkes bu dediğime kulak asmaz, dinlemez. Kendileri bilir. Ne var ki HAYAT çokça BİLGİ ister gibi görünse de DENEYİM olmazsa çok da bir anlam taşımaz.
Makine mühendisinin diplomasını aldığı halde bir motora FRANSIZ FRANSIZ BAKMASI gibi kalakalır...
Meslek seçimini yaptığınızda lütfen o mesleklerde isim yapmış kişilerle görüşün. Eğitiminiz sırasında her fırsatı değerlendirerek o konuda bol bol pratik yapma fırsatı yakalayın. Okul biterken değil, okula başlarken bunu yapın...
Biz büyükler olarak da gençlere anılarla deneyimlerimizi aktarabiliriz. İlgi çekici her konu önemlidir. Hatta öğretmenler öğrencilerine anne babalarının ya da büyükanne ve dedelerin hayat hikayelerini ödev olarak vermeli.
' Annen baban hangi liseyi bitirmişti? ' sorusu en çok kullandığım tanıma sorusudur. Çocuk dudak büker, bilmem der. Bence hatanın büyüğü bizde. Kendinizi anlatın, abartmadan olduğu gibi...
' Sınıfın en başarılısı bendim' demeden, doğal bir çocukluk sürecini hatalarınızla anlatın. Kuşaklararası iletişim böyle gerçekleşir.
Sizi ve hayatınızı merak etsinler. Deneyimlerinizden dersler çıkarsınlar. DÜN ile BUGÜNÜ doğru değerlendirmeleri için bunu yapmamız şart...
Elbette bizler, onların yürüdüğü yollardan geçtik, şimdi dönüş yolundayız. Aynısı olmasa bile deneyimlerimiz onların işine yarayacaktır...
Sevgiyle, mutlulukla ve bilgiyle kalın...
ÖTEKİ YÜREK
ayaza keser yürek
yangınını bilmeyen
öteki yüreğe baktıkça...
nehirler nasıl da çağlar
denize yaklaşınca...
buluttan ayrılan su damlası
yorulmaz toprağa kavuşurken...
dur!
iyice bir bakayım gözlerine
beni aklından çıkarmayasın...
Ayşe TURAL
TERKEDENLER ASLA GERİ DÖNMESİN... / Gözüme de görünmesin...
Genç kadın, uzun saçlı kumral başını sallayarak ' Ardından çok acı çektim, Hocam, çok... Sanki yüreğimi de söküp götürdü... Uzun zaman, galiba birkaç yıl sol yanımda kocaman bir delik, boşluk kaldı... ' diye anlatıyordu...
Her duraklayışında o, derin bir iç çekip ellerinin tersiyle sicim gibi sessizce akan gözyaşlarını siliyordu...
Terk edenleri işte tam bu noktada,
ASLA affetmeyin...
Onca acılar çektirenler, arkalarına bile bakmadan gidebilmişse
GÜLE GÜLE deyin...
Tekrar limanınıza dönmelerine izin vermeyin sakın...
Onlar, o sevgi limanını, huzur ve mutluluk limanını hak etmiyorlar...
Böyle yaraları sarmak, iyileştirmek insanın yıllarını alır...
Sakın ha!
Başka baharlara kapılarınızı aralayın ama sizi incitene kalp kalenizin kapılarını sıkı sıkı kapatın...
Unutmayın!
Siz dünyada BİR TANESİNİZ…
Veee çok DEĞERLİSİNİZ..
Böyleleri gözünüzden akan bir damla gözyaşına değmez...
Gülümseyin...
Sizi HAK EDEN GELSİN…
BU DÜNYA SİZİN
bu kuş
bu böcek
şu dalda açan rengarenk çiçek
sizin...
dağlar, tepeler
en güzel bahçeler
gözümde ışık
gözümde sevgi
tarlada tohum
buğdayda başak
hepsi sizin...
umutlar filizlensin
öpücükler çiçeklensin
dünyanız renklensin
bu dünya
hepinizin...
Ayşe TURAL
GÜZEL İŞLER BAŞARANLAR...
Yıllarca pek çok ülkede edebiyat etkinliklerine katıldım.
Ben bu güzel etkinlikler sayesinde dünyanın dört bir yanında dostlar edindim. Merhabalarım çoğaldı. Gönül zenginliğim arttı.
En önemlisi de ülkemi, yurdum insanını, sevgiyle, gururla temsil ettim.
Sevgili GENÇLER, yaşamınızda böylesi fırsatları kaçırmayın, hatta siz yaratın.
Ülkenizi çok sevin.
Ona olan borcunuzu onu tanıtarak, sevdirerek ödeyin...
UNUTMAYIN!
“ GÜZEL İŞLER BAŞARANLARIN YANINDA HER ZAMAN ONLARA İNANANLAR BULUNUR.'