MUTLULUKLAR

Mutluluk alınmıyor, satılmıyor ya da altın tepsi içinde size sunulmuyor değil mi?

Mutluluk alınmıyor, satılmıyor ya da altın tepsi içinde size sunulmuyor değil mi?

Siz onu arayıp bulmalısınız.
Siz yaratmalısınız.
Kocaman kocaman şeylerde aramayın boşuna.
En kocamanından bir evde bulamazsınız mesela.
En pahalı ve lüks bir arabanın koltuğuna da hediye paketi olarak bırakmamışlar ne yazık ki!
Durmadan kabaran banka hesaplarındaysa hiç yok!

Mutluluk küçük şeylerde saklıdır.
Bir gülüşte belki.
Sevgiyle uzatılan mis gibi bir fincan kahvede.
Birlikte atılan kahkahada.
Seni gördüğünde kollarını kocaman açıp kucaklayan kişide…

Telefonun ucunda sana
“ İyi misin? Seni merak ettim”
diyen sıcacık seste…

Uyuduğu koltuktan annesinin ya da babasının kucağında yatağına giden çocuğun sarılarak “ İyi geceler baba / anne!” diye mırıldanan mis gibi sevgi kokan sesinde…

Az şey mi bu?

Mutluluklar, birlikte olunca çoğalır.
Siz ailenizle, arkadaşlarınızla, çevrenizdekilerle doğru ve sağlam ilişkiler kurarsanız; çocuklarınız da sizi örnek alacak büyüdüklerinde birbirlerini kollayıp koruyacaklar…

Mutluluğu önce siz içinizde, yüreğinizde çoğaltın. Gözlerinizle, gülmseyişinizle, davranışlarınızla onlara da en güzel örneklerini gösterin...

YENİ GÜNE GÜNAYDIN

Gece
sakin adımlarla yürürken sabaha
gün günaydına hazırlanır

Tan
şapka çıkarır yavaşça
pembelenir şafak

Upuzun bir selvinin arkasına
saklanır güneş

Ansızın bir dal arasından sobeler
göz kırpar altın ışıklar

Avuçlarım açılır yaratanına
yeni günle gelen armağana

Ayşe TURAL

BÖYLE GÜNLERDE

Kapalı, sıkıcı, karanlık günlerde ruhumuz da yer ile gök arasına sıkışıp kalmış gibidir. Bunalırız, sıkılırız, ne yapacağımızı bilemeyiz.

Güneş bize yüzünü bir türlü göstermez. Bir şeylerle oyalanmaya çalışsak da bu sıkıntımızı hafifletmez.

Siz neler yaparsınız bilmem ama ben kendime iş icadederim.

Dolapları bir güzel elden geçirir, yerleştiririm. Giymediklerimi ayırır, sokaklardaki giysi kutularına atarım.

Kendime fazla yüklenmeden ütü yaparım. Sıkılınca bırakır, birkaç saat sonra yine devam ederim.

Kitaplığımı elden geçiririm. Kendimce sıralar, konusunu unuttuğum ilgimi çeken kitapları ayırırım.

Mola zamanı kahvemi içerken onları karıştırırım. Hatırladığım yerde başka kitaba geçerim.

Ufak tefek söküğü olan ya da değişiklik yapmak istediğim bir şeyler varsa eğer onları ayırıp dikiş makinesinin yanına yığarım.

Ocağın başına geçip bu soğuk günlere yakışır sıcacık farklı çorbalar da deneyebilirsiniz. Sabahleyin ben terbiyeli, tavuklu bir şehriye çorbası yaptım bile. İçine bolca havuç rendeleyerek. Hem de kocaman bir tencere dolusu…

Baktım yine beni kesmezse bir arkadaşıma gidip kahve eşliğinde sohbet ederim.

Bugünler geçecek… Adı kış ya! Yarın nazlanarak da olsa güneş yüzünü gösterecek…

Bizler yine de çok şanslıyız. On bir ay güneşle dansediyoruz. Haydi biraz gülümseyin bakalım.
Güzel gün dileklerimle..

İÇİM ÜŞÜYOR

Bu gece
alabildiğine soğuk
kış
geç kalmışlığın telaşında

Verip veriştiriyor
durmadan
bir kırbaç gibi vuruyor camlara
acımasız yağmur

Uğulduyor
çatılarda arsız rüzgar

Bir kedi
sinmiş kalmış çalılıklarda

Uykusunda annesini emiyor
yavru köpek

Bir siren sesi geceyi
yırtıyor boydan boya

Evsiz barksızlar düşüyor aklıma
içim üşüyor

günün ışımasına
daha çooook var

Ayşe TURAL / 23 Ocak 2024

OKUMAK
ve ANLAMAK

Okumak, yüzlerce sayfayı yalayıp yutmak değildir.

Telefonunuzu elinize alıp her yazılanı kabullenerek okumak da değildir.

Seçtiğiniz kitabı elinize alıp sessiz ve sakin bir köşeye çekilip her satırını anlayarak okumak demektir.

Sadece anlamak yetmez; okuduklarınızdaki bilgi ya da akılcılığın ne kadar doğru olup olmadığına da bakmalısınız.

Yani okuduklarınızı AKIL SÜZGECİNDEN geçirin.

ODAKLANIN
DERİNLEŞİN
SORGULAYIN…

Sorgularken şüpheye düşerseniz de o zaman araştırın, başka kaynaklardan da arayıp bulun.

Bu adımları yavaş yavaş atınız. Yanınızda kağıt kaleminiz de olsun. Gerekirse notlar alın.
Bu, başlangıçta size zor gelebilir.
Asla YILMAYIN
VAZGEÇMEYİN…

Unutmayın, değerli olan zorluklarla elde edilendir.
ELEŞTİREL düşünmeye alışın. Okumayı, düşünmeyi, felsefeyi, araştırmayı SEVİN.

Öğrenmeyi sevmek, meraklı olmak kendimizi geliştirmemizi sağlar.
Ünlü düşünür SPİNOZA der ki:
“ İnsanın gerçekleştirebileceği en yüksek eylem, ANLAMAK amacıyla ÖĞRENMEKTİR; çünkü ANLAMAK demek ÖZGÜRLEŞMEK demektir.”

Güzel kitapların satır aralarında buluşmak dileğiyle…

YOK OLMUŞ BU EVLERDE

Birkaç parça taştan başka
hiçbir şey kalmadı
bu evlerde

Kuytu köşesine yuvalanmış
kör baykuşun
hazin ötüşünden başka

ister orada ister burada
onca insandan
bu taşlar kadar bile kalmadı

En parçalanmış ÜLKE
benim yüreğim

Ayşe TURAL / 23 Ocak 2024

YAŞAMAK
CESUR YÜREKLİLERİN İŞİDİR

Yaşamınızda yeni adımlar atmaya korkuyorsunuz mesela...
Tıpkı kabuğundan çıkmadan etrafı gözleyen kaplumbağa gibi...
Yeni insanlara elinizi uzatmaya çekiniyorsunuz...
Hatta ödünüz kopuyor...
Size göre herkes tehlikeli...
Art niyetli...

Sizden yararlanmayı düşünüyor...
Allah aşkına siz kendinizi ne zannediyorsunuz?
Yaşıyor musunuz yani?
Ot gibi...

Hani kıyıya bağlanmış tekneler gibi...
İçinizi çeke çeke enginlere bakacaksınız ve o sahilde çürümeye mahkumsunuz...
Yaşamak cesur yüreklilerin işidir...
Risk almayanlar kaybetmeye mahkumdur ...

ONLAR BİTMEDİ / BİTMEYECEK

Rüzgarı öldürdüler
kuşları da
yetmedi

Her şey bizimdir dediler
inatla

Oysa
gökyüzü ve toprak
hiç sevmedi onları

Sahiplendikleri şeylerden
vazgeçmemek adınaydı
her şey

İnsanı ve insanlığı bile
yok ettiler
ateşe verdiler dünyayı

Ayşe TURAL

GÜZEL YÜREKLİ GÜZEL İNSANLAR

Hep olumlu düşünmeye çalışıyorum ya!
Hep PEMBE gözlüklerle dünyaya bakmaya çalışıyorum ya!
Hatta bu yüzden en çok da bu yüzden fazla POLLYANNACI olduğum bile söyleniyor ya!

Elbette ben de olumsuzluklar karşısında zaman zaman pes eder gibi oluyorum. Tam da o sırada / böyle düşünme dercesine/ biri çıkıveriyor karşıma…

Sabah Nilay Tunçalp Nilaycığım ve ailesine başsağlığı dilemek için Bellapais ‘e gitmiştim. Duymuşsunuzdur o ELMAS DEDE’sini kaybetti. Büyükbabalar ve büyükannelerin torunların hayatlarında çok derin, anlamlı izleri vardır. Tüm aileye Allah sabırlar versin.

Dönüşte küçük bir iş için vergi dairesine uğradım. Pek gittiğim bir yer değil. Girişteki görevliye kiminle görüşmem gerektiğini soruyorum. Yönlendiriyor. İçeri girip arşivi soruyorum. Camlı bölmenin ardında üç hanım var.
- Pardon!
Bir şey sorabilir miyim? diyorum.
Bölüm sorumlusu olduğunu tahmin ettiğim arka masada oturan hanım hemen başını kaldırıp gülümsüyor. Ne öğrenmek istediğimi anlatıyorum. Yerinden kalkıyor, yanıma geliyor. Bir form verip doldurmamı, sonra da eliyle göstererek sırasıyla gitmem gereken noktaları gösteriyor.

Masasına dönüyor. İçi rahat etmemiş olacak ki daha ikinci noktada yanımda bitiyor.
- Durun, ben size yardımcı olayım, deyip kağıdı elimden alıyor. Her görevliye rica edip sonunda daha kıdemli olduğunu tahmin ettiğim beyefendinin yanında dosyalar bulunup işlem tamamlanıyor.

Adının Hatice Uyanır olduğunu işlemlerin bitiminde öğrendiğim, gözlerinin içi gülen hanıma şaşkınlığımı ifade ediyorum.

- Sizin gibi insanlar kaldı mı?
Ah! Bir bilseniz beni ne kadar mutlu ettiniz!
İnsanın geleceğine dair umutlarım çoğalıyor, diyorum.

Birlikte konuşa konuşa arabama doğru yürüyoruz. Kim olduğumu anlatıyorum. Serhan EGEMEN beyefendiye de “ HAYATIN İÇİNDEN “ kitabımı imzalıyorum, kendisinden ona vermesini rica ediyorum.

Gülümseyerek arabama binip oradan ayrılıyorum. Arkama güvenle yaslanıp “ Şükürler olsun, hala gülümseyen, başkalarına yardım etmekten vazgeçmeyen insanlar var…
Öyleyse UMUT VAR “ diyorum.

Ne olur sizler HAYATIN İÇİNDE HEP OLUN… ÇOK OLUN diyorum.

DÜŞÜNCE MEVSİMİ

sararıp solan bahçelerde nedense
alabildiğine hüzünler saklıdır...

aşkın, hayatın
belki de ölümün sırrı...

neden gün batımları
içini acıtır insanın...

damlayan su misali
akar gider avuçlarımızdan hayat...

sen yine de sorgula hayatı
yarına açacakmışsın gibi gözlerini...

bir umut kırıntısı kalsın tabakta
hüzün damlası ıslatsa da yastığını...

gün doğarken şu tepenin ardından
Yaratan’ına uzat avuçlarını

içinin aydınlığını ekleyiver gülümseyişlerine...

UMUT
ha çaldı ha çalacak kapını
haydi
yaşama KULAK VER...

Ayşe TURAL

GÜNEŞ KADAR OLMASA DA…
😀🙏😀🙏😀🙏😀🙏
Haydarpaşa TİCARET LİSESİ Ailesine sevgilerimle…

“ Bugün okulumuz daha da aydınlıktı, niye mi ? Adının anlamı bile AYIŞIĞI olan şair,yazar ve çok çok kıymetli hocamız Ayşe Tural bizlerleydi.

Bir yazınızda 'MUTLU İNSAN HUZUR, BAŞARILI İNSAN IŞIK SAÇAR' dediniz ya saygıdeğer hocam, işte ışığınızla, gülen gözlerinizle, o tatlı sohbetinizle okulumuza, bizlere ve öğrencilerimize renk kattınız.Iyiki bizimleydiniz, iyiki geldiniz.

Sizi HTL ailesi olarak çok seviyoruz.Bu güzel yazı dizisi için yüreğimizin taa derinlerinden teşekkür ediyoruz.❤

(Meltem ADALI/ HTL Müdürü)

HAYDİ GÜLÜMSE

Gün ışığını yakala...
Bir çiçeğe dokun...
Uçan kelebeği fark et...

Martı kanadında özgürlüğü yakala...
Yeni doğmuş bebeğin kokusunda yaşamı...

Bir çocuğu sevgiyle kucakla...

Bir fincan kahveyi dudaklarına götürürken önce kokusunu içine çek, sonra yudumla...

YAŞIYORUM diyerek GÜLÜMSE...

Ayşe TURAL

ZAMANI DOĞRU DEĞERLENDİREBİLMEK

Zamanın uzunluğu kısalığı değil, içine neleri sığdırdığınız önemli, derim ya hep. Bu konuda uzmanlaştım.

Dönüş yolunda arayıp Prof. Dr. Ulvi Keser Hocamız ile ayaküstü görüşelim dedik. Hemen FİNAL Üniversitesinin ana girişinde buluştuk.

Hocamız İzmir Kibatek Balkanlar toplantısından yeni döndü.
Bana da kitaplar getirdi. Sağolsun varolsun…

Çok değerli insan, Bosna- Hersek Fahri Başkonsolosu, rahmetli KEMAL BAYSAK’ın hayatını anlatan kitap ile Feyyaz SAĞLAM Hocamızın AŞIK VEYSEL kitabı nihayet elime ulaştı.

Mutlu hafta sonu dileklerimle…
Bu haber 1949 defa okunmuştur

:

:

:

: