HİKMET ULUÇAM kimdir? 1950 yılında Kıbrıs’ta Uluçam (Baf) ‘da doğdu.1975 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisini Yüksek Lisansla bitirdi. İstanbul‘da İstanbul Reklam, Cen Ajans, Reklam Ajans’ta Grafiker ve Sanat Direktörü olarak çalıştı.1982-1988 UNDP programı çerçevesinde kurulan seramik atölyesinde Üretim Müdürü olarak çalıştı. 1988-1991 A-N Grafik (Kıbrıs) Ltd’de Grafik Bölüm Şefi olarak görev yaptı. 1996- 2003 A-N Grafik (Kıbrıs) Ltd’de Matbaa Müdürü olarak görev yaptı. Birçok kişisel ve karma sergilere katıldı. Yakın Doğu Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.
Bir Yalnızlık ki
Ne zaman
Bir tren düdüğü duysam
İçimde bir yerler acır,
Bir yalnızlık çöreklenir yüreğime...
Bir yalnızlık ki!
Kovarım kovarım gitmez....
Ne zaman
Bir gemi görsem
Ak yelkenli,kırmızı bayraklı
Bir çift göz düşer aklıma
Bir yalnızlık çöker içime...
Bir yalnızlık ki!
Kovarım kovarım gitmez...
Ne zaman
Bir kuş kanadı görsem,
Maviliklerde kanat çırpan
İnce sazdan nihavend
Düşer kaldırımlara
Yağmur sonrası....
Bir yalnızlık ki!
Sorma gitsin.....
Ayşe TURAL
HİKMET ULUÇAM’IN
9. BAHÇE SERGİSİ
Bugünümüzü çok güzel değerlendirdik biz GÜLSENCİĞİMLE… ( Gülsen Öneri)
Alıp başımızı Lapta’ya gittik. Lapta tepelerinden masmavi Akdeniz’e baktık.
Elbette amacımız Hikmet Ulucam’ın muhteşem doğa sergisini ve doğadan esinlenerek duvarları süsleyen eserlerini seyretmekti.
Her kıvrım, her taş arasından fışkırmış binlerce çiçek ve kaktüs size “ Merhaba bana da bakar mısın? “ derken medoş laleleri, kırmızı keten çiçekleri, papatyalar ve anemonlar “ Beni de gör !” diye sesleniyor… Gelincikler kıpkırmızı, arpa çiçekleri rengarenk…
Uçuk pembeden kırmızıya yeri halı gibi kaplamış siklamenler yavaşça ayaklarınızı okşuyor. Kocaman bir incir ağacı boylu boyunca yere uzanmışken büyük bir umutla dalları gökyüzüne açılmış.
Kaktüsler ağaç boyunca, sizi hayrete düşürüyor. Hepsi yüzünü Beşparmaklarda ışıldayan güneşe dönmüşler… Bir mutlu görünüyorlar ki sormayın…
Akça ağaçtan kırmızı alıç ağacına, selviden çiçeklenmiş bademe kadar bahçedeki her şey birbirine sevgiyle sarılmış. Toprakta gezinen karıncaların, çiçekten çiçeğe uçan kelebeklerin keyfine diyecek yok. En mutlu onlar bence…
Gören gözünüz, sevgi dolu yüreğinizle gezilecek bir cennet bahçesi… Kapanmadan gidin gezin ve yaratıcısına gönül teşekkürünüzü söyleyin.
BU SABAH
Güneşin kepçesinden
Bir ışık içiyorum.
Yollara düşüyorum sonra.
Yitirilmiş zamanları arıyorum
Kör kuyularda...
Derken bir kuş
Gagasında baharın tohumunu ekiyor gözlerime...
Ayşe TURAL
BAHÇEDE
Birçoğu Kıbrıs’a özgü 70 çeşit çiçek, 16 çeşit yabani orkide, 22 çeşit orman ağacı, 8 çeşit diken, 6 yabani sarmaşık, 22 çeşit meyve ağacı, 6 çeşit yabani sarmaşık ve 500 çeşit kaktüs var.
GÖNÜL BAHÇEM
Yaşamı
Dedemin marangoz rendesinde tanıdım.
Hiç taze tahta kokusu duydunuz mu
Ne güzel kokar! ..
Büyükannemin katmerli karanfilleri
Hala düşlerimdedir.
Akşam sefaları yaz ikindilerinde
Yaşama kulaklarını uzatır..
Uyku çiçekleri uykuya hazırlanır.
Bir solucan siner toprağa
Usul usul....
Tırtıl boylu boyunca
Dut yapraklarındadır.
İpek ipek örülür zaman
Dal uçlarında....
Ayşe TURAL
BEŞİBİRLİK ya da BEŞİ BİR YERDE
Bugün 4 altın kız ve ben BEŞİBİRLİK gibi gezdik dolaştık ve eğlendik. Güzel anılarımıza yenilerini kattık. KIbrıs, İngiltere ve Avustralya üçgeninde dört kız kardeş…
Sevgili dünürüm Elman Güllü, Gulsen Gullu, Gulgun Cagri ve en küçük kardeş İmran Balli ile dağ bayır dolaştık. Elbette
Hikmet Ulucam’ın botanik bahçesini gezmemek olmazdı. Onlar da hayran kaldılar.
Bugün bahçede ( düne göre) neredeyse iğne atsanız yere düşmez bir kalabalık vardı.
MİMOZA MEVSİMİ
Bir yürek açar
Bir filiz uzar
Yan bakışlar sevişmede
Şimdi mimoza mevsimi...
Akşam yeli saçlarında
Avuçlarında sevgiler
Haydi üfür sevdiğine
Şimdi mimoza mevsimi...
Salkım salkım gençliğin
Sıcacık sevgilerin
En güzel gülüşlerin
Şimdi mimoza mevsimi...
Ayşe TURAL
HER SABAH UYANDIĞIMDA
Her sabah uyandığımda yaşam sahnesine - benimle birlikte - binlerce hatta milyonlarca insanın adım attığını düşünürüm. Çok heyecanlanırım...
Güne hevesle başlayanlar... İsteksizce hayata karışanlar... Başrole soyunanlar...
Bazen kocaman dünyanın benzerini kurmaya çalışırız küçücük dünyamızda... Kimi zaman da birbirimizi seyrederek günlük oyunlarımıza başlarız...
İşte tam da bu noktada şaşar kalırım... Kurulmuş minik oyuncaklar gibi uygun adımlarla gruba katılırız...
Ya da alıp başımızı büyük bir cesaretle kendi oyunumuzu yazıp oynarız...
Sanırım HAYAT bu gizemli tarafıyla bizi büyüler...
Haydi sen de sevgiyle ve sevinçle hayata gülümseyerek katıl…
AŞK ACITIYOR
sevmek
delice ve tutkulu...
damla damla süzülür
çöreklenir acılar
yüreğin en derinine...
ayrılıkları öğrenmek güçtür
her derste...
sıkışır yüreğin
titrer gönül telin...
aşk acıtır
bir vurgundur
okyanusların en derininde...
elvedalar nedense
her aşkta bir defadır
biletler tek gidişe kesilir...
aslında sen
dönüş ülkem olmalıydın
tam da öğrendiğimde
sensiz düşünmeyi...
yüreğimin kırlangıç kanatları
çoktan kırılmış...
aşk inadına acıtıyor
ayrılık varsa...
Ayşe TURAL
KİLİTLİ SANDIKLAR...
Yaşam yolculuğunda herkesin içinde kalan düşleri vardır.
Oysa hiçbir düş, hiçbir özlem sandıklarda kalmamalı...
Yamalı bohçalardan çıkarılmalı, günyüzü görmeli...
Görmeli ki KEŞKEler çoğalmasın...
Haydi bugün kilitli sandıklarınızı, yamalı bohçalarınızı açın...
HAZAN hüzünleri çağrıştırıyor çünkü...
Kimbilir, belki birkaç damla GÖZYAŞI yüreğinizdeki acıları hafifletebilir...
Hepinize mutlu ve neşeli bir hafta sonu diliyorum.