KENDİNİZİ SALIVERMEYİN

Hayat durağan değil, devingen ve değişkendir. Çevremizde her gün hatta her saat, alışageldiğimiz her şey bu hareketlilikten payını alır. Durmadan değişir.

Hayat durağan değil, devingen ve değişkendir. Çevremizde her gün hatta her saat, alışageldiğimiz her şey bu hareketlilikten payını alır. Durmadan değişir.

Bu, tıpkı çocukların oyunlarına benzer. Oyun dışında kalan çocuklar, sadece izlerler. Oyuna katılma süresine göre her oyuncunun daha işlevsel olma ve rol kapma payı olur.

Hangi yaşta olursak olalım; yaşam çemberinin dışında kalmamaya odaklanmalıyız.

Oldukça genç olmalarına karşın oyun dışına itilmiş ya da kendini gönüllü olarak kenara almış insanlar vardır.

Sakın bunu yapmayın. Hareketlilik azaldıkça depresyon artar. Sadece beden olarak değil, ruhsal olarak da çöküntüye uğrarsınız.

Erken yaşta gelen üşengeçlik, tembellik ve uyuşukluk sizi hayattan koparır. Canınız hiçbir şey istemez. Yarınlardan beklentiniz azalır. Bu son derece tehlikelidir.

Sadece bugün değil, yarın, gelecek hafta hatta gelecek ay için bile hedefleriniz olmalı…

Her zaman “ Çok işim var; bu hafta değil ama haftaya bir şeyler yaparız.” tarzı cümleler kurun.

Köşenize çekilmeyin. Gittikçe azalan hatta durma noktasına gelen davranışlardan kaçının.

Unutmayın, hayat sizi beklemez. Siz onun peşinden koştukça gençleşirsiniz, güzelleşirsiniz. Sağlıklı kalırsınız.

Yeni günü neşeyle mutlulukla kucaklayın. Hem de gülümseyerek…

NE ZAMAN

O ne zamandı
unuttum
Hani düş
güneşe kavuşuyordu
bulutları aralayarak…

Güvercin kanadı
uçurur mu sevgileri
mavi gökyüzüne…

Sonra da serper mi
bereketli tohum gibi
yeryüzüne…

Neden bilmeyiz kıymetini
yasemin kokulu saatleri
içimize çekerken…

Ayşe TURAL

HAZCI TÜKETİM KÜLTÜRÜ...

Notlarımda kayda değer bir şeyler buluyorum ve paylaşıyorum sizlerle... Çağın hastalığı... Reklamların bombardımanında yaşıyoruz...Dayatmalar sınırsız...
daha... daha... daha... en ... en... en....

mesela yeni bir telefon...
yeni ev eşyaları...
yeni elbiseler...
yeni bir AŞK...

yeni bir ARABA... kalitesi / hızı / rengi / modeli...
ne vadediyor?
HAZ üzerinden MUTLULUK vadediyor... YANLIŞ...

Neden mi?
Çünkü ' Deniz suyu içenin daha çok susaması gibi...' de ondan...alışınca hep daha çoğunu istiyorsunuz...

TÜKETMEK... Tükettikçe TÜKENMEK...
HAZCI TÜKETİM çılgınlığının sonuçları:

YETERSİZLİK...
TATMİNSİZLİK...
BUNALIM...
AMAÇSIZLIK...

Bence en tehlikelisi AMAÇSIZLIK...
Sadece DÜŞÜNÜN istedim... Sevgilerimle...

KADIN

Yılma
Sakın vazgeçme
Gözlerin gibi gönlün
Hep uzakları hedeflesin...
Bil ki sen
Gücünle
Becerinle
Sabrınla
Her şeyin en güzeline layıksın...
Zamana diren
O seni yıkmaya çalışsa da
Ulu çınarlar gibi es
Gölgende yeni fidanlar yetişsin...
Bil ki sen
Mangal yüreğinle
Vazgeçilmezsin....

Ayşe TURAL

ÇOCUKLUĞUM ve RECEP DEDEM

“ Hercailerim bahçede
Bahçe çocukluğumda
Çocukluğumsa
Masallarda kaldı… “ Ayşe TURAL

(Böyle dediğime bakmayın… Ben çocukluğumu hep cebimde taşırım…)
Ertesi günün yemeğine bizler karar verirdik, arada sürprizler de bulurduk elbette… Gülüş cümbüş yenen yemeğin tadı damakta kalırdı… Mutlaka öğle uykusuna yatırılırdık…Denize gitme saatlerimiz ayrılmıştı…

Çok renkli bir çocukluktu o…Tarladan öküz arabalarıyla getirilen karpuzlar elden ele verilerek samanlığa yerleştirilirdi… Bağa gitmek için güneş doğmadan kalkmamız gerekirdi… Uyku sersemi Bremen mızıkacıları gibi Ahmet Ağabeyimin arkasına dizilir, ancak mola yeri kuyunun başında gözümüz açılırdı… Elimizi, yüzümüzü orda yıkar, yanımızda getirdiğimiz ekmek, domates, peynir, zeytin ve salatalıkla kahvaltımızı yapardık…Ardından kuyunun mis gibi, buz gibi suyundan içer, elimizi, yüzümüzü yıkardık….

Orası yarı yoldu… Bağa vardığımızda dedem, çoktan üzümlerin, elmaların, armutların ve incirlerin hatırını sormuş olurdu… Bizi gülerek karşılar her birimize yolda neler gördüğümüzü anlattırırdı… Madalyalı dedem, Kurtuluş savaşında dokuz yıl kalmış dedem… Gururla Atatürk’ü, İsmet İnönü’yü, Fevzi Çakmak’ı anlatan dedem… Beyaz sakalını sıvazlayarak torunlarıyla neşelenen Recep dedem…

BİR HİKAYEYİ YAŞAMAK

hayata ve kaybetmelere karşın
ıskalamalarına
ve yan çizmelerine aldırmadan
bu hikayeyi ben yaşadım...

bir hikayeyi yaşamak
cesaret ve
yürek ister bayım...

tutkularımı da
arayışların çağrısını da
yüreğimin rotası yaptım hep...

kaybetmelere dayanmaz sanırdım
' turuncu hikayeler '

' Hiç kimse
hiç kimseye
kolay kolay bir aşkı vermez ' derler...

Kimi buluşmaları
inadına
unutmak istemez yürek...

hepten gitmek
mümkün mü bir gün
yaşanan hikayelerden...

olsun
bu hikayeyi ben yaşadım
hiç pişman değilim...

Ayşe TURAL

ÖĞRETMENİN MEKTUBU

Sevgili Çocuğum,

Ülkemde, dünyada var olan binlerce, milyonlarca öğretmenden sadece biriyim. Görevimin ve sorumluluklarımın ne denli güç olduğunun bilincindeyim...

Öğrendiğin her bilgide mutlu oldum. İleri attığın her adımda kendimi buldum. Gözlerinde ne zaman yaş görsem üzüldüm. Seninle dertlerini paylaşmak istedim. Yüreğini bana açmanı bekledim...

Yanlışların için sana kızdığım zamanlar olmuştur. İnanki bunlar hep senin iyiliğin içindi. Seni anlamadığımı düşündüğün zamanlar için BENİ AFFET…

Seni öz çocuğum gibi sevdim. Hatta ondan daha çok koruyarak, esirgeyerek… Çünkü sen bana emanettin. Kendi çocuklarıma göstermediğim sabrı sana gösterdim inan. Sen benim İDEALİMSİN…

Adım adım büyürken, başarılarından kendime pay çıkarırım. En çok da ÇALIŞKAN, ONURLU, BİLGİLİ ve DUYARLI BİR İNSAN olman beni sevindirir.

Toplumun hangi kesiminde görev alırsan al, sorumluluklarının bilincinde ol. ATATÜRK GENCİ olarak, benim sende yaktığım ışığı, sen de gelecek nesillerde yak…

İnsanlık adına çalışmalar yap. Sana yakışan şekilde davran. Önce kendine saygı duy ki başkaları da seni saysın…

Sana güzellikler, kucak dolusu sevgiler armağan etmek isterim.

Yaşamının her döneminde BEDENEN ve RUHEN sağlıklı olmanı, sevgi, saygı, dayanışma dolu bir dünya kurmanı diler, seni tüm sevgimle kucaklarım. TANRIM seni korusun…
Seni çok seven öğretmenin
Ayşe TURAL

YAŞAM

Gün batımlarında
Yanıp sönüyor zaman
Bir saksıda boy veriyor fidan
Buz mavisi kalpler
Işıltısız, sönük...

Sevgileri nerede tutsak ettiler?
Ak güvercinler unutmuş özgürlüğü...
Soğumuş yürekler nicedir atmıyor...

Sen
Suskun bülbülü gönüllerin
Şakı, uyandır dünyayı
Sevgiye, yaşamaya çağır...

Ayşe TURAL

ÖĞRENMEYİ İSTEMEK GEREK...

Öğrenmek için okumak, araştırmak, incelemek ve farkındalığımızı artırmak gerek... Bunu seve seve haz alarak, keyifle yapmak o kadar önemli ki! Bence yaşamın öğretisi en çok da kitaplarda gizli... Biliyorum sizler de benim gibi düşünüyorsunuz...

Sizi çok etkileyen bir kitabı düşünün... Aradan geçen yıllara rağmen hala belleğinizin bir yerlerinde taptaze duran bölümleri ...yok mu?
Başarmak, hepimizin hedefleri arasındadır. Başarıda en önemli etken de BİLGİdir. Yaşamda hedefler belirler ve yürürüz. Hedef için gereken çaba da elbette akılcı olmalı, tıpkı haritadaki gibi yollar belirlenebilmelidir...
Öğrenmekten ne kadar keyif alırsak, yaşama bakış açımız da o oranda gelişecektir. Bu da bizi daha olumlu ve pozitif yapacaktır... Sonuçta, kendine güvenen, cesur bir insan oluruz. Çünkü BİLGİ güçtür. Güç de enerji verir... İşte o zaman ne kadar kolay mutlu olduğumuzu fark edeceğiz...

Öğrenmeyi, hayatın her evresine yayabiliriz... Onun sayesinde kendimize olan güvenimiz artacak, konuşmamız güzelleşecek, kendimizi ifade etmemiz kolaylaşacaktır...

Bir önemli nokta daha var elbette... Bu sayede gerçekten değer vermemiz gereken konulardan seçmeler yapabileceğiz. Gereksiz şeylere kafa yormak yerine omuz silkip geçebileceğiz...
Bence OMUZ SİLKMEK de bir cesaret işidir... Gerçekten huzur denilen büyülü zamana katkı koyar...
Sözün kısası öğrendikçe YAŞAMI YENİ BAŞTAN KEŞFEDİP, onu daha çok SEVECEĞİZ...
Bu haber 1143 defa okunmuştur

:

:

:

: