(Kim bayılmaz ki?)
Oldum olası, aşk üstüne anlatılan tüm hikayeleri dinlemeyi severim... Tatlı bir sohbet ve beyefendi anlatıyor yıllar yıllar öncesini...
Kendisi nişanlı... Nişanlısıyla bir eğlence mekanına gidiyor. Bir sandalyede arkası dönük oturan, yüzünü bile görmediği kadına bir bakışta vuruluyor. İşte diyor, ' Ben böyle kadınlardan hoşlanırım...' Hanımın evli olduğu öğreniliyor... Daha sonra bu espri aralarında evlendikten sonra da devam ediyor. Karısı, her karşılaşmada ' bak seninki.' diye adama takılıyor.
Uzaktan uzağa beğenmeler, karşılaşmalar, hakkında bilgilenmeler sürüyor ama güzel kadının bu hayranlıktan yıllarca haberi bile olmuyor...
Kader bu ya yollar 33 yıl sonra tekrar kesişiyor... Yine ters bir zaman... Adam, kadına ' Beni bekleseydin ya...' diyor. Kadın şaşkınlıktan ne diyeceğini şaşırıyor... Ağzı bir karış açık, ' Bu adam ne saçmalıyor ki...' diye düşünüyor...
' Sabreden derviş, muradına erermiş...' misali, o ters durumlar bir kez daha aşılıyor. Hani derler ya kısmetse bir şey, döner dolaşır ve yine sizi bulur...
Yılların istek ve arzusu gerçekleşiyor. Gerçekten film gibi... Şimdi mükemmel bir çift ... Tanrı mutluluklarını daim etsin...
Hep uzun soluklu aşkları, sevgide bağlılığı sevmişimdir... Sizin de farkına bile varmadığınız, uzaktan uzağa yıllarca sevildiğiniz olmuştur eminim... Bizim kuşakta benzer hikayeler hep yaşandı... ' Arkadaşımın aşkısın...' şarkısındaki gibi 40 yıl derinden derine sevmelerin hikayesi dillerden düşmedi...
Gökten üç AŞK elması düştü... Biri anlatanın, biri aktaranın biri de bu yazıyı okuyanların başına...
DÜŞÜNCE MEVSİMİ
sararıp solan bahçelerde nedense
alabildiğine hüzünler saklıdır...
aşkın, hayatın
belki de ölümün sırrı...
neden gün batımları
içini acıtır insanın...
damlayan su misali
akar gider avuçlarımızdan hayat...
sen yine de sorgula hayatı
yarına açacakmışsın gibi gözlerini...
bir umut kırıntısı kalsın tabakta
hüzün damlası ıslatsa da yastığını...
gün doğarken şu tepenin ardından
Yaratan’ına uzat avuçlarını
içinin aydınlığını ekleyiver gülümseyişlerine...
UMUT
ha çaldı ha çalacak kapını
haydi
yaşama KULAK VER...
Ayşe TURAL
ZAMANIN EFENDİSİ OLMAK
( Yok canım HANIMEFENDİSİ olmak diyelim )
Son zamanlarda kendimi pek bir mutlu hisseder oldum. Nedeni de hayatımı kendim programladığım içindir, diye düşünüyorum.
Öyle ya saatlerinizi hatta dakikalarınızı, gününüzü, haftalarınızı ve aylarınızı bile kendiniz programlıyorsunuz...
Sizi sıkan, cendereye sokan zorunluluklarınız yok artık. Hayat, sizin çizdiğiniz yol haritanıza uyarak akıyor.
Örneğin erken yatmayı istediğim gecelerde biraz kitap okuyup uyuyorum.
Sonra sabah tan ağarmadan uykumu almış olarak uyanıyorum. Bir bardak süt ve birkaç bisküviyi mutfak masasında atıştırırken karar veriyorum.
Yarım kalan kitap mı, internet mi yoksa biraz yazı yazmak mı?
Bazen sırasını bozarak başlıyorum. Nerede sıkılırsam onu bırakıp diğerine geçiyorum. Özellikle yazmak konusunu ertelemiyorum.
Çünkü ertelersem konu önemini kaybetmiş oluyor, aklıma geldiğinde eskimiş gibi geliyor ve vazgeçiyorum. Sıcağı sıcağına olmalı her şey...
Şiir yolculuklarım da öyle... Aklıma geldiğinde birkaç dize karalasam bile başka gün devamı geliyor. Aslında onu yarım bırakmayı sevmiyorum.
Kalem kağıdın üstünde ya da parmaklarım bilgisayarda koşar adım gidiyor. Oldum olası şiiri daha çok seviyorum sanki...
Bazen güneş doğuncaya kadar okuyup yazıyorum. Kimi zaman da uyku bastırınca elimde her ne varsa yere bırakıp uzanıveriyorum.
Uykum geldiğinde o sihirli anın bozulmasına gönlüm razı olmuyor. Biliyorum ki o an çok mutlu ve huzurlu uyuyacağım.
Uyku konusunda hep şöyle derim:
' Aç kalabilirim, susuz kalabilirim ama UYKUSUZ ASLA... '
Sanırım en büyük gıdam uyku...
Hayatımın ipleri benim elimde olunca yaptığım her işten büyük haz alıyorum. Keyifle bir işi yapmanın insana verdiği iç huzur ve mutluluk bambaşka...
Siz karar veriyorsunuz, siz istiyorsunuz ve kimse size karışmıyor...
Ruhun özgürlüğü bedeninize de yansıyor...
Tan ağarıyor. Galiba uykum geldi. Eksik kalan uyku dilimime de hakkını vermeliyim...
Güzel bir güne uyanmak dileğiyle...
SİHİRLİ FÜLÜT
içimdeki çocuk
dur durak bilmez
nedense bütün oyunları
silbaştan oynamak ister...
uçurtma ipim
ne olur beni de taşı
pamuk şekeri bulutlara...
bir su damlası
nasıl unutur gökyüzünü
güzelim toprağa dokundu diye...
kışa küsen sardunya
ne zaman güldü
sarmaşığa?
kocaman bahçemde
tek kanatla
nasıl uçar kelebek?
erik ağacına mı saklandı
'Bremen Mızıkacıları'm...
Ya 'Çizmeli Kedi'm nerede
Kaf dağına mı kaçtı?
hey 'Sihirli Fülüt'
çabuk iş başına...
gel gidelim seninle
masal ormanımıza…
Ayşe TURAL
BEN
HER ZAMAN
ÇOCUKLARDAN YANAYIM
Güzel bir gün diliyorum hepimize…
Güne ne kadar keyifli başlarsanız kendiniz, aileniz hele hele de çocuklarınız İÇİN o kadar şahane olur her şey!
Sabah onları okula götürürken öfleyip püflemeyin…
Unuttuğu kalem kutusu için söylenmeyin…
Hırkasını giyemedi diye BECERİKSİZ yaftasını yapıştırmayın…
Okula koşarken arkasından bir sürü EMİR yağdırmayın…
Unutmayın onlar daha ÇOCUK!
Bakıyorum da çocukluğunuzu pek çabuk unuttunuz!
En güzel anılar çocukluğunuzdaydı…
Sevgiyle kucaklandınız..
İstediğiniz oyuncaklar alındı…
Arkadaşlıklarınız ne kadar tatlıydı…
Şimdi onlara GÜZEL ANILAR yaratma zamanı…
Yakınmadan, sabırla, sevgiyle…
Kusura bakmayın!
😀😀😀😀😀😀😀
Ben her zaman
ÇOCUKLARDAN YANAYIM…
BEKLEYİŞ
Umudun ışıtsın gözlerimi
Kaldır aramızdaki soru işaretlerini
Umutla beslenirim ancak...
İçimdeki kuşkuların
Yamasını sök artık...
Güzelce bir akşamı paylaşmalıyız seninle...
Hatırla....
İlk yaz serinliği
Karıştırıyor saçlarımı
Gözlerin geziniyor yüzümde...
Bir kuş sesi duyuyorum
Sevgin kanat çırpıyor yüreğimde....
Ayşe TURAL
HARİKA YOLCULUĞUMUZ...
Hayatının, yalnız sana ait olduğuna karar verdiğin gün, senin tam da dönüm noktandır. Özürler ya da bahaneler olmadan, dayanacak, güvenecek veya suçlayacak başka kimse aramadan hem de...
Bu armağan senindir... Bu harika bir yolculuk ve onun kalitesinden sorumlu olan da sadece sensin... İşte hayatın, gerçekte o gün başlar...
Benim harika yolculuğum başlayalı uzun zaman oldu... Tıpkı bir keşiş gibi, yaşamın patikalarını severek, merakla geziyorum... HUZUR ve YAŞAMA SEVİNCİ bana eşlik ediyor...
Evet yaşamımın tek sorumlusu benim... Kararlarımı istediğim gibi veriyor, sonuçlarına da boyun eğiyorum, hatta önlerinde saygıyla eğiliyorum...
(Ben biraz Akdenizim sanki...)
AKDENİZ
Bir çigan müziği
Ruhumu alıp götürüyor
Uzak diyarlara...
Tuz kokulu kıyılar
Akdenizin mor salkımlı
Nar çiçekli sokakları...
Bayırlardan incecik buğulu bulutlar
Hep denize iner akşamları...
Bir kızın yasemin kokar saçları
Etekleri açılır hafiften
Yakasından içeri dalar
Çapkın rüzgarın eli...
Çatanalar, tekneler
Mavi, beyaz, kırmızı yelkenli
Yanık tenli kaptan
Ufukları gözler
Siperinde ellerinin
Çatlamış, yosun kokulu...
Özgürlüğe koşar yüreği
Alır alır da başını
Gider uzaklara
Martı kanadında sevileri....
Ayşe TURAL
YENİ GÜN...
Uykumu alıp da uyandığımda bana armağan edilen yeni güne bir seviniyorum ki!
BİR GÜN DAHA
Birine elinizi uzatmak için...
Gülümsemek için...
Merhabalar için...
En önemlisi de sevmek için...
Sakın geç kalmayın...
BİR BAŞKA BAHAR
Dünyama
Kocaman aydınlıkları
Kucaklayıp getiriyorsun.
Sevginin izdüşümü
Dudaklarındaki gülümseyişlerde...
Parmak uçların
Çizerken yüzümü
Saçlarım tutuşuyor ellerinde....
Başka baharlar istemem artık
Bulutsuz göklerime....
Ayşe TURAL