“ŞİİR BOŞUNA YAZILMIŞ OLMAYACAK” 2. BÖLÜM

Şiiri basite almayınız. Tepeden bakmayınız. Her aşık olan şairdir diye düşünmeyiniz. Bazen siz fark etmeseniz de şiirin içerisinde felsefe, sosyoloji, tarih, resim, müzik ve hatta matematik olabilir. Vardır. Bunları satır aralarında hissedersiniz. İletiyi alırsınız. Zor anlaşılan şiirleri sevmem.

Şiiri basite almayınız. Tepeden bakmayınız. Her aşık olan şairdir diye düşünmeyiniz. Bazen siz fark etmeseniz de şiirin içerisinde felsefe, sosyoloji, tarih, resim, müzik ve hatta matematik olabilir. Vardır. Bunları satır aralarında hissedersiniz. İletiyi alırsınız. Zor anlaşılan şiirleri sevmem.

Okur şairin yazdıklarını anlayabilmeli, hissedebilmeli ve duygu gelgitlerini yaşayabilmelidir. Üniversitede iken Bertolt Brecht’in bir oyununda küçücük bir rolüm olmuştu. Sahneye koymadan önce, çok uzun süre satır satır oyunu çözümleme çabamız olmuştu. Her replik birkaç sayfaya dönüşüyordu.

Tiyatro oyununu kurgulamak için bu gerekli olabilir. Şiirde, böyle bir içerik olursa zaten az olan şiir okuru daha da aşağılara düşer. İnsanlara ulaşabilmek kaygısı taşımak, halk dalkavukluğu yapmak sonucunu doğurmaz. Kendimizi insanların üstünde görürsek onlara ulaşamadan kendi camdan köşkümüzde birkaç arkadaşımızla birlikte birbirimize şiirler okuruz.

Şiiri, diğer sanat disiplinlerinin çekirdeği gibi düşünebiliriz.
Şiir bazen bir öyküyü çağrıştırabilir. Bir romanın atomu olabilir. Şiirden tiyatro yaratılabilir. Resme ilham olabilir. En çarpıcı, yakıcı şiirler bir melodide şarkı sözü olarak karşımıza çıkar.

Şiir ve öykü; Benim şiirlerim de genellikle hayatlarımızın parçacıklarıdır. Günlüklerimizin izdüşümüdür. Travmalarımızın yarattığı kabusdur. Sevinçlerimizin mısralarla ifade edilmesidir. Hüzünlerin, gözyaşı, ve anıların aynada yansımasıdır. Bunların birçoğu öykü olarak da kaleme alınabilir. Bir yazıda rastlayıp da not aldığım şu sözcük bunu çok güzel anlatmaktadır. “Şiir öykünün dans eden halidir.”

(...)Nenemin masallarını dinler
denizde iseler
Bereketçilerin yollarını gözlerdik.
Onların yüreğinin sandalın kenarından
her an denize düşecekmiş
gibi durduğunu bilirdik.(...)


Şiir ve tiyatro; Şiirlerden tiyatro eserleri oluşturulmakta ve sahnelenmektedir. Bunun da çok örnekleri vardır. Örneğin; ülkemizde de Fikret Demirağ’ın şiir kitabi Hüzün Ana L.T.B. tiyatrosu tarafından oyunlaştırılmıştı.

Şiir ve dizi; Dizilerde en can alıcı sahneler şiirle süslenir. Çünkü oradaki sahnenin seyircide duygusal tavan yapabilmesi için şiire baş vurulur. Şiir duyguları en etkili şekilde ifade eden bir araçtır. Tuncel Kurtiz’in, Çetin Tekindor’un dizilerdeki şiirleri unutulmaz. Hadi siz de şiirleri yüksek sesle okuyunuz ve sesinizi dinleyiniz.

Şiir ve roman; Şiir şeklinde yazılmış manzum romanlar ve destanlar olduğunu da biliyoruz. Örnek verecek olursak Shakespeare’in Puşkin’in Nazım Hikmetin bu tarz yazılmış eserleri mevcuttur. Ayrıca bazı şiirler bir romanı tetikleyebilir. Onun en küçük atomu olarak doğabilir.

Şiir ve müzik; En güzel şarkı sözleri şiirden oluşturanlardır. Şiirin ritmi ve duygusal yapısı melodiye uygunluk göstermektedir. Şiir melodilerle örtüşmektedir. Sezen Aksu’nun Murathan Mungan’dan bestelediği şiirinden bir dörtlük.

(...)Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.(...)

Şiir ve resim; Şiirler resime de ilham olabilir. Her dışa vurum, zihnimizdeki birikimlerin yansıması ise şiir içindeki betimlemelerde ressam fark etmeden tuvaline akabilir. Resim, tek sahne ve bakış açılarına göre onun bize dolaylı anlatıkları ile, zihnimizde oluşan görüntülerdir. Şiir de ise her kıtadan veya her mısradan zihnimize yansıyan farklı resimler olabilir. Didem Madak’ın şiirinden iki mısra: zihninizde hemen resmini çizebilirsiniz.

(...)Bilmiyorsunuz. Darmadağın gövdemi
Çiçekli perdelerin arkasına saklıyorum.(...)


Bu da benden;

(...)dar sokaklarda insanlar yaşar
baba eskisi evlerde insanlar,
pencerelerinden sardunyalar sarkar
sardunyalar arasından insan gözleri
olmayan denizi arar.
İki kişi köşe de tavla oynar.(...)

Şiir ve anı; bu örnek de en çok iç içe giren edebi türlerdendir. Anılardan esinlenerek yazılan bir çok şiir vardır. Bazıları o kadar detaylara inmektedir ki, ahenkli bir anı yazısı okur gibi olursunuz.

(...)Üzerine ökse kurduğumuz badem dalı
asfaltında top oynadığımız
dar kıvrımlı sokaklar
Yusufcuk kesmek için
üzerinden atladığımız taş duvar
arkadaşımın saçına taktığım papatyalar
geride kaldı.(...)

Geçen hafta “Yaseminin Gözyaşları” isimli kitabımın “Şiiri Savunmak” başlıklı bölümünden esinlenerek şiir ile Sosyal bilimler etkileşimini, bu
hafta da şiir ile diğer sanat disiplinlerinin etkileşimini kendi çapımda inceleyerek şiiri savunmak istedim. Aysız, yıldızsız karanlık bir gecede bir şiiri ağır ağır yüksek sesle okuyunuz ve sesinizi dinleyiniz. Karanlıkta olduğunuzu hissetmeyeceksiniz.

Şiirle kalınız.

Bu haber 433 defa okunmuştur

:

:

:

: