Kantarın topuzunu kaçırmayalım!..

Son günlerde kamuoyunda güvenlik başlığı etrafında yürütülen tartışmalar, maalesef çoğu zaman sağduyudan uzaklaşarak genellemelere ve algı üretimine evriliyor.

Son günlerde kamuoyunda güvenlik başlığı etrafında yürütülen tartışmalar, maalesef çoğu zaman sağduyudan uzaklaşarak genellemelere ve algı üretimine evriliyor.
Oysa güvenlik, sloganlarla ya da sosyal medyada yükselen seslerle değil; verilerle, hukukla ve kurumsal ciddiyetle ele alınması gereken hayati bir meseledir.
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’un 2025 yılına ilişkin paylaştığı rakamlar bu açıdan önemlidir. Sadece bir yıl içinde 5 bin 230 kişinin KKTC’ye girişine izin verilmemiş olması, “herkes elini kolunu sallayarak ülkeye giriyor” şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Elbette hiçbir ülke güvenlik konusunda “kusursuz” olduğunu iddia edemez. KKTC de bu bağlamda eksiklikler ve atılması gereken adımlar vardır.
Ancak buradan hareketle devletin tüm kurumlarını hedef alan, güvenlik güçlerinin emeğini yok sayan ve toplumda bilinçli biçimde korku üretmeye çalışan bir dilin benimsenmesi, eleştiri sınırlarını aşmaktadır.
Eleştiri demokratik bir haktır; fakat bu hakkın sorumlulukla kullanılması gerekir. Kantarın topuzu kaçırıldığında, eleştiri yapıcı olmaktan çıkar, doğrudan devlete ve toplumsal huzura zarar verir.
Başbakan Ünal Üstel’in son açıklamaları da bu noktaya işaret etmektedir. Yaşanan her güvenlik olayını Ankara’ya bağlamaya çalışan yaklaşımın bir algı operasyonu olduğunu ifade eden Üstel, hükümetin güvenliği siyasi polemik konusu yaptırmama kararlılığını net bir şekilde ortaya koymuştur.
Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile Polis Teşkilatının olaylara gecikmeden ve taviz vermeden müdahale ettiğinin altını çizen Başbakan, suçla mücadelede caydırıcılığı artıracak yasal düzenlemelerin Meclis’e sevk edildiğini de açıklamıştır.
Bu, eleştirilerin boşlukta kalmadığını; aksine somut adımlarla karşılık bulduğunu göstermektedir.
Devlet ciddiyeti, sosyal medya paylaşımlarıyla ya da yüksek sesli ithamlarla değil; hukukla, kararlılıkla ve kurumsal işleyişle sağlanır. KKTC devleti vardır, güçlüdür ve tüm kurumlarıyla görev başındadır.
Bu gerçeği görmezden gelerek yapılan her sorumsuz açıklama, farkında olarak ya da olmayarak toplumda güvensizlik yaratır. Oysa bugün ihtiyacımız olan şey, güvenlik güçlerimizin moralini zedelemek değil; eksikleri varsa bunları yapıcı bir dille dile getirerek çözümün parçası olmaktır.
Sonuç olarak, eleştirelim; ama yıkıcı olmayalım. Sorgulayalım; ama haksızlık etmeyelim. Güvenlik konusunda daha iyiye ulaşmak istiyorsak, devletimizin kimliğine ve kurumlarına zarar verecek söylemlerden özellikle kaçınmalıyız. Çünkü bu devlet hepimizin. Halkın huzur ile güvenliği, hiçbir siyasi hesap uğruna tartışmaya açılmaması gereken ortak değerimizdir. Bizden söylemesi…
Bu haber 132 defa okunmuştur

:

:

:

: