Yerinde sayan düşünceler

Yapay zekâ, son dönemde sosyal medyada en çok eleştirilen teknolojilerin başında geliyor. Özellikle metin yazma ve fikir üretme alanındaki yaygın kullanımı, düşünmeyi tembelleştiriyor, herkesin aynı şeyi yazmasına yol açıyor ya da özgünlüğü yok ediyor gibi yorumları beraberinde getiriyor. Bu eleştirilerin önemli bir kısmı anlaşılır olsa da, tartışmanın çoğu zaman eksik bir çerçevede yürütüldüğü görülüyor.

Yapay zekâ, son dönemde sosyal medyada en çok eleştirilen teknolojilerin başında geliyor. Özellikle metin yazma ve fikir üretme alanındaki yaygın kullanımı, düşünmeyi tembelleştiriyor, herkesin aynı şeyi yazmasına yol açıyor ya da özgünlüğü yok ediyor gibi yorumları beraberinde getiriyor. Bu eleştirilerin önemli bir kısmı anlaşılır olsa da, tartışmanın çoğu zaman eksik bir çerçevede yürütüldüğü görülüyor.

Yapay zekâ bir sözlük değildir. Kendi başına bilgi üretmez, düşünce kurmaz, anlam inşa etmez. Kendisine verilen ifadeleri işler ve ancak o ifadelerin sınırları içinde cevap verir. Bu nedenle ortaya çıkan metnin niteliği, doğrudan onu kullanan kişinin bilgi birikimi, kelime hazinesi ve düşünme alışkanlıklarıyla ilişkilidir. Aracın kendisinden bağımsız bir kalite beklentisi, teknolojinin doğasını yanlış okumak anlamına gelir.

Bu durum yalnızca bireysel kullanım için geçerli değildir. Günümüzde devlet kurumları da yapay zekâdan, işlemleri hızlandırmak, veri analizi yapmak, başvuru süreçlerini sadeleştirmek ve karar destek mekanizmalarını güçlendirmek amacıyla yararlanmaktadır. Ancak burada da belirleyici olan unsur teknolojinin kendisi değil, verilen komutların içeriği ve insan denetimidir. Yapay zekâ kamuda da karar veren değil, karar süreçlerini kolaylaştıran bir yardımcıdır. Yanlış yönlendirildiğinde bireysel kullanımda olduğu gibi yüzeysel sonuçlar üretir.

Bunu herkesin rahatlıkla anlayabileceği basit bir örnekle açıklamak mümkündür. Yapay zekâya bana bir tatil öner diyen bir kişi, genel ve sıradan önerilerle karşılaşır. Aynı kişi, kısa süreli, kalabalıktan uzak, çocuklu bir aile için uygun ve bütçeyi zorlamayan bir tatil öner şeklinde daha net bir ifade kullandığında ise çok daha isabetli bir yanıt alır. Buradaki fark, yapay zekânın becerisinden değil, soruyu soran kişinin ne istediğini bilmesinden kaynaklanır.

Aynı durum yazı yazarken de geçerlidir. Kelime hazinesi sınırlı olan bir kişinin verdiği komutlar, sınırlı bir düşünce alanını yansıtır. Yapay zekâ bu sınırları kendiliğinden aşmaz. Dil, düşüncenin taşıyıcısıdır. Kullanılan kelimeler ne kadar yerindeyse, ortaya çıkan metin de o kadar güçlü olur. Yapay zekâ ancak bu zeminde anlamlı bir yardımcı hâline gelir.

Sosyal medyada sıkça dile getirilen yapay zekâ ile yazılmış metinler hemen belli oluyor eleştirisi de çoğu zaman bu noktada anlam kazanır. Belli olan şey, aracın kullanılması değil; düşünsel emeğin eksikliğidir. Hazır kalıplarla, zayıf ifadelerle ve tekrar eden cümlelerle üretilen metinler, ister insan ister yapay zekâ tarafından yazılsın, kolayca ayırt edilir.

Bu nedenle tartışmanın odağı yapay zekâyı bütünüyle reddetmek değil, onu hangi zihinsel düzeyde kullandığımız olmalıdır. Düşünmeden, okumadan ve dil üzerinde emek vermeden kullanılan her araç, yüzeyselliği büyütür. Yapay zekâ da bu gerçeğin dışında değildir. Sorun teknoloji değil, onu yönlendiren zihnin hazırlıksızlığıdır.

Eğitimde, kamusal alanda ve devlet kurumlarında yapay zekâdan sağlanan fayda, ancak insan düşüncesiyle kurulan doğru ilişki sayesinde anlam kazanır. Yapay zekâ karar vermez, sorumluluk almaz, muhakeme etmez. Bunların tamamı hâlâ insana aittir. Bu nedenle yapay zekâyı düşüncenin yerine koymak değil, düşüncenin yükünü düzenleyen ve hızlandıran bir araç olarak konumlandırmak gerekir. Aksi hâlde teknoloji ilerlerken, düşünce yerinde sayar. Asıl mesele de tam olarak burada başlar.
Bu haber 43 defa okunmuştur

:

:

:

: