BEYNİN GİZEMİ + UYKU + RÜYA VE BİLİNMEZLERİMİ ÇÖZÜMLEYEMEME

Anatomik veya beyinle ilgili eğitim almayanlar için beyinin çalışma sistemi anlaşılamayacak ve çözülemeyecek girift bir yapıdadır. Dışarıdan bakanlar için onu çözümlemek uzay boşluğunu düşünüp sorgulamak kadar karmaşık ve anlaşılmazdır. “Beyin, yaklaşık 86 milyar sinir hücresinin (Nöron) oluşturduğu karmaşık bir ağ üzerinden elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır.” Çok bilinmeyenli bir denklem gibi; ne kadar gizemli bir organ. Hakkında o kadar bilinen varken hala bilinmezler yumağı bir organ.

Anatomik veya beyinle ilgili eğitim almayanlar için beyinin çalışma sistemi anlaşılamayacak ve çözülemeyecek girift bir yapıdadır. Dışarıdan bakanlar için onu çözümlemek uzay boşluğunu düşünüp sorgulamak kadar karmaşık ve anlaşılmazdır. “Beyin, yaklaşık 86 milyar sinir hücresinin (Nöron) oluşturduğu karmaşık bir ağ üzerinden elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır.” Çok bilinmeyenli bir denklem gibi; ne kadar gizemli bir organ. Hakkında o kadar bilinen varken hala bilinmezler yumağı bir organ.

Yedi duyu organımızı idare eden mekanizma... Düşünen, öğrenen, yorumlayan, konuşan, karar veren, korku, sevinç, stres tepkileri oluşturan, solunum, kalp atışını düzenleyen, vücut dengesini sağlayan velhasıl vücudun tüm zihin ve hareketlerini düzenleyen bir buçuk kilodan az bir organ; beyin.

Uyku ise vücudun ve beynin dinlemesini, toksinlerden temizlenmesini, öğrenilenlerin kaydedilmesini sağlayan bir süreçtir. Yani beyin dinlenirken de aktivitesini sürdürmektedir. Uyumanın ve uyku esnasında görülen rüyaların iyileştirici özelliği olduğu söylenir. “Uyku bedeni rüya ise ruhu dinlendirir.”
tezi doğru ise kötü hatta kabus şeklinde görülen rüyaların da ruhsal sağaltım sağladığını düşünmemiz gerekmektedir.

Yaşantımız boyunca veya daha kısa evrelerdeki günlük deneyimlerimiz, anlarımız, yaşadıklarımız beyin tarafından kayıt altına alınır. Bilinçaltının bu kayıt altına alınmış datalar bütünü olduğunu söyleyebiliriz. Bu kayıt altına alınmış bilgilerin bizi en çok etkileyenleri uyuduğumuz zaman süzülerek rüya olarak karşımıza çıkar.

Sigmound Freud’a göre, “Yüzleşmekten kaçınılan anılar ve bastırılmış duygular bilinçaltında yer alır.” Bilinçaltının sadece bu duygulardan oluştuğunu kabul edersek rüyalar da bilinçaltının yansıması ise sadece kötü ve istemediğimiz rüyaları her gece bir kabus gibi görmemiz gerekmez miydi? Ancak bilinçaltı hafıza ise bu hafızanın en dibinde bastırılmış olanların yani kötü anıların olduğunu kabul edebiliriz. İnsanların güzel anılarını bastırmak istemeyeceği gerçeğinden hareketle onlar sürekli zihnimize yakın bir yerde bulunurlar.
*****

Konu ile ilgili kendi yaşantımda karşılaştığım ve kafamda soru olarak duran bazı örneklemeler vermek istiyorum.

Bir insan hayatı boyunca aynı rüyayı tekrar, tekrar görebilir mi? Ben görüyorum. Üniversiteden mezun olmak için iki dersim var. Sadece sınavlara gidiyorum. Sınava gireceğim yeri bulamıyorum. Sınav tarihini öğrenemiyorum. Ders notlarım yok. Hiç çalışamamışım. Ve mezun olamıyorum. İnanın hiç abartmıyorum. Belli aralarla bu rüyayı görüyorum. Mezun olamamak, diploma alamamak ihtimali bizim için ne büyük bir travmaymış ki kırk yıldır peşimi bırakmadı. Üzerine o kadar bilgi biriktiği halde onları iteleyip bilinçaltından süzülüp rüyama giriyor. Oysa şimdi her şey ne kadar kolay!!!

Gecenin ağır ve karanlık saatlerinde, uykunun derin kollarındayken şarkı mırıldandınız mı? Belki de elli yıldır dinlemediğiniz, çocukluktan çıkıp gelen, yaşlanmaya başlamış beyninizin kuytu bir köşesinde bekleyen bir şarkıyı yarı uyur yarı uyanık söylemeye başlıyorsunuz. Neredeyse şarkının tümünü nasıl söyleyebildiğinizi çözümleyemiyorsunuz. Bu ne müthiş ve karmaşık bir organ.

Yine uyku halinin derin bir vakti. Birkaç gündür bir şiir üzerinde veya bir konu üzerinde çalışıyorsunuz. Uyku halinde iken aklınıza bir dize, imge olarak kullanabileceğiniz bir tümce, bir fikir veya bir metafor nasıl düşüyor. Netleşip de derinlerden suyun yüzeyine çıkıyor. O an kalkıp not almazsanız, güneşle birlikte o dize de buhar olup uçacaktır. Paul McCartney’de Yesterday isimli parçasının uyku esnasında doğduğunu söylemiş.

Bir dönemde hiç rüya görmediğimi veya gördüklerimi hatırlamadığımı düşünüyorum. Acaba bu durum beynin hangi evresinde, hangi yaşam diliminde olmuştu hatırlamıyorum.

Bu ve benzeri soru işaretleri eminin birçok insanın zihninde oluşmaktadır.
Beyinle ilgili bilgiler daha da çoğaldıkça psikoloji ile de eş güdümlü çalışmalar bu sorulara daha kolay yanıt verecektir.

Sağlıcakla kalınız.






Bu haber 49 defa okunmuştur

:

:

:

: