Kıbrıs denkleminde NATO kartı!..

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaş Kıbrıs adasını da çevrelemiş durumda.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan savaş Kıbrıs adasını da çevrelemiş durumda.
İngiliz üslerinde günlerdir susmayan sirenler, Kıbrıs’ın yalnızca siyasi değil askeri açıdan da hassas bir konumda bulunduğunu bir kez daha hatırlattı.
Bu gelişmelerin ortasında Rum lider Hristodulidis dikkat çekici bir açıklama yaptı.
Rum tarafının askeri operasyona katılmayacağını söyleyen Hristodulidis, uygun şartlar oluştuğunda NATO’ya başvurabileceklerini dile getirdi.
Peki bu gerçekten mümkün mü?
NATO kapısı Rumlara açık mı?
Öncelikle NATO’nun yapısına bakmak gerekiyor. NATO üyeliği oybirliğiyle alınan bir karardır. Yani mevcut üyelerden biri bile itiraz ederse yeni bir ülkenin üyeliği mümkün değildir.
Bu noktada kilit ülke hiç kuşkusuz Türkiye.
Türkiye’nin onayı olmadan Güney Kıbrıs’ın NATO’ya katılması teknik olarak mümkün görünmüyor.
Üstelik mesele yalnızca teknik bir veto meselesi değil. Kıbrıs, NATO açısından zaten karmaşık bir dosya. Çünkü adada hem Türkiye’nin garantörlüğü hem de İngiltere’nin egemen üs bölgeleri bulunuyor.
Peki Rum yönetimi neyi hedefliyor?
Rum tarafının NATO söylemini gündeme getirmesinin birkaç olası nedeni var.
Birincisi güvenlik. İran savaşıyla birlikte Doğu Akdeniz’in hızla asker dolması, küçük devletleri daha büyük güvenlik şemsiyeleri aramaya itiyor.
İkincisi ise siyasi. Rum yönetimi uzun yıllardır Türkiye’nin garantörlük sistemini tartışmaya açmaya çalışıyor. NATO üyeliği, bu sistemi dolaylı olarak etkisizleştirme aracı olarak görülebilir.
Ancak burada ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor:
Yıllardır adadaki Türk askerinin varlığını eleştiren Rum yönetimi, NATO üyeliği gerçekleşirse fiilen Türk askerinin de bulunduğu bir güvenlik mimarisinin parçası olmak zorunda kalacak.
Peki Türkiye “evet” der mi?
Asıl soru burada başlıyor.
Türkiye’nin böyle bir üyeliğe onay vermesi, karşılığında çok büyük stratejik kazanımlar talep etmeden pek mümkün görünmüyor. Bunlar arasında şu başlıklar sık sık dile getiriliyor:
Kıbrıs’ta iki devletli çözümün kabul edilmesi…
Doğu Akdeniz’de enerji paylaşımı konusunda yeni düzenlemeler…
Türk askerinin adadaki varlığının kalıcı biçimde tanınması…
Bu noktada NATO üyeliği Rum tarafı için bir koz gibi görünse de aslında Ankara için de güçlü bir müzakere kartına dönüşebilir.
Peki NATO kartı kilidi açabilir mi?
Kıbrıs sorunu onlarca yıldır çözülemeyen bir denklem. Ancak uluslararası krizler bazen donmuş dosyaları hareketlendirebilir.
Eğer Rum yönetimi gerçekten NATO üyeliğini ciddi biçimde gündeme getirirse, bu durum Kıbrıs meselesinin tüm parametrelerini yeniden masaya yatırabilir.
Bu senaryoda iki ihtimal ortaya çıkar:
Ya Rum tarafı bugüne kadar savunduğu katı pozisyonu yumuşatır ya da Türkiye vetosuyla NATO kapısı kapalı kalır.
Ama bir gerçek var ki, NATO tartışması başladığında mesele yalnızca üyelik meselesi olmaktan çıkar. Adanın statüsü, güvenlik mimarisi ve hatta Kuzey Kıbrıs’ın geleceği bile yeniden tartışılmaya başlanır. Bizden söylemesi…

Bu haber 41 defa okunmuştur

:

:

:

: