Tarihte 1964 yılı , Kıbrıs Türk halkı için en çetin , sıkıntılı ve hayat hakkının tanınmadığı bir yıl olarak tarihe geçecektir !
1964 de 7 gün kala , Kıbrıs Türküne başlatılan katliamlara , 1964 yılında en acımasız şekilde devam edildi .
Pekala Kıbrıs Türküne biçilen katliam kararını , Rumlar nereye dayandırarak icraya koymuşlardı ?
Kıbrıs sorununun içinde , Türklerin rolü , neydi de , katliama uğratıldılar .
Aslında bu bir soy kırımdı .
Fakat buna güçleri yetmemişti .
Dilerseniz , Kıbrıs sorunundan başlayalım .
Kıbrıs sorunu nedir ?
İki halkın durup dururken karşı karşıya geldiği bir sorun mu ?
Tabii , bunu bu şekilde algılatmaya çalışanlar var .
Kıbrıs sorununun kaynağına inersek , bunun bir enosis sorunu olduğunu göreceğiz .
Birinci Dünya Savaşında , İtilaf devletlerinin yanında , İngiltere’nin de karşısında olan Osmanlının tavrı . Ada üzerindeki , Türklere karşı , İngiltere’nin baskıcı politikalarının başlama kaynağı olarak tarihe geçmiştir .
İkinci Dünya Savaşında , sıkışan İngiltere . Savaşa girmesi karşılığında , Kıbrıs Adasını , Yunanistan’a vereceği vaadi ile adada sorunun temellerini atmış oldu .
İlerde , adadaki Türk varlığının potansiyeli , İngiltere’yi bu vaadinden vaz geçirdi .
Ortak bir formül bulunarak , ortaklık cumhuriyeti oluşturuldu .
Rumlar , enosise giden yolda bunu bir araç alarak kullandılar ve enosise giden yolda , engel olarak gördükleri Kıbrıs Türklerini ortadan kaldırmak için soy kırıma tabii tuttular .
Sorun bir enosis sorunu olarak ortaya çıkmış oldu .
4 Mart 1964 ‘ te 186 sayılı kararı üreten Güvenlik Konseyi sayesinde , buna dayanarak , katliam hareketlerine devam ettiler .
186 sayılı Güvenlik Konseyi kararı .
Sorunu çözmek yerine , sorunun günümüze kadar uzamasına neden oldu .
Kısaca . GK . Sorunun kendisi oldu .
4 Mart kararını arkasına alan Rumlar , 1964‘ te adadaki Türkleri imha etmek için , harekete başladılar .
Neydi hareketleri ?
Silahlı saldırı .
Güç dengesi kat kat üstün olan Rum ve Yunanlılar .
Orantısız bir güçle .
Türk bölgelerine saldırmaya başladılar .
1964 yılı .
Kıbrıs Türküne kök söktürdükleri yıl olarak tarihe çoktan yazılmıştır.
İlk önce .
Leymosun Türkleri nasibini aldı .
Hemen akabinde ise .
Sıra , Baf Türkünündü .
Bu günkü gibi . 61 yıl önce , yine bir pazartesi günü , Baf kasabasının Türk semtine saldırıya geçtiler .
Saldırıyı yaşayan biri olarak , tek kelime ile dehşetti .
Sabah altı da , Türk kesimine saldırıya geçtiler .
Semti uzaktan , havan ve roketatarlarla dövmeye başladılar .
Türk mevzilerinde , TMT ye kayıtlı mücahitler ve İkinci Dünya savaşında İngiliz askeri olarak savaşa katılan Türkler vardı .
Türk semti yoğun bir havan ateşi altında idi .
Hedef , tüm Türk kesimi idi .
Buna sivil yerleşimler de dahildi .
11 Baf Türkü , bu direnişte kahpece şehit edildi .
Kahpece diyorum .
Rumlar tarafından ele geçirildiklerinde , hepsi de hayattaydı .
Kesici ve delici aletlerle katledilip , şehit edildiler .
9 Mart çarpışmalarından önce de , Türk semtinden ayrı olan ve tamamı ile Türk semti olan , Mescit semtinde de , saldırılar sonucu direniş gerçekleşti .
Burada da , 4 Baf Türkü , kurşunları tükendiği için , barış gücüne sığındılar , onlar da bunları Rum polisine teslim etti .
Halen kayıplar listesindedirler .
Hastane olmadığı için , çarpışmalarda yaralananlar , Ortaklık Cumhuriyetinde hasta bakıcı olan , Musa ağabeyimize emanetti .
Yaralananlar , bir nevi kaderlerine terkedilmişlerdi .
Çarpışmalar , Salı gününe kadar devam etti .
Barış gücünün aracılığı ile , ateşkes ilan edilerek , anlaşma imzalandı .
Kıbrıs Türkünü , 10 yıllık bir var oluş savaşı bekliyordu .
Çatışmalardan sonra .
Türk kesimine , Rumlar , her türlü ambargoyu uyguladılar .
Çalışma hayatı , can güvensizliği nedeni ile durmuş .
Gelir kaynakları sıfırlanmış , gıda temin etme ve beslenme sorunu hat safhaya gelmişti .
Tam bu umutsuzluklar içinde , gıda ve beslenme sorununun imdat haykırışlarına Türkiye Kızılay’ı , yetişti .
Baf Türkü , adadaki diğer Türkler gibi .
On yıl sürecek bir var oluş mücadelesinin hazırlıklarına da başlamış oluyordu .
1964 yılında , Adanın her tarafında , bu çetin direniş ve savaşımlar olmamış olsaydı .
Veya .
Bu direnişler başarısız olsaydı .
Varın gerisini siz düşünün .
Tümünü tanıdığım şehitlerimizi rahmetle , minnetle , saygı ve özlemle anıyorum .
Gazilere gelince , çoğu gerçek dünyaya beyaz atları ile göçmüşlerdir . Nurlarda uyusunlar . Onları da saygı , minnet ve özlemle anıyorum .
Bu günlere gelmemizde , değerlendirilemeyecek oranda canları, kanları , terleri vardır .