DÜNYA KADINLAR GÜNÜ İÇİN UZUN BİR ŞİİR

“Beyni küçük, gücü, kudreti büyük canlılar; sözüm sizedir. Ben artık ERKEK kelimesini ironi yapmak için kullanıyorum. Trafikteki maganda benim için bir ERKEKTİR. Hararetli bir tartışmada bağırarak muhatabının üzerine yürüyen kişi bir ERKEKTİR. Söz dinlemeyen köpeğini değnekle döven bir ERKEKTİR. Oğluyla kavga eden çocuğu tokatlayan bir ERKEKTİR. Hayat arkadaşının bütün kararlarını veren bir ERKEKTİR. Boşanmak isteyen karısını öldüren bir erkektir. Öğretmen, doktor, futbol hakemi, kadın, çocuk döven bir ERKEKTİR.

“Beyni küçük, gücü, kudreti büyük canlılar; sözüm sizedir. Ben artık ERKEK kelimesini ironi yapmak için kullanıyorum. Trafikteki maganda benim için bir ERKEKTİR. Hararetli bir tartışmada bağırarak muhatabının üzerine yürüyen kişi bir ERKEKTİR. Söz dinlemeyen köpeğini değnekle döven bir ERKEKTİR. Oğluyla kavga eden çocuğu tokatlayan bir ERKEKTİR. Hayat arkadaşının bütün kararlarını veren bir ERKEKTİR. Boşanmak isteyen karısını öldüren bir erkektir. Öğretmen, doktor, futbol hakemi, kadın, çocuk döven bir ERKEKTİR.

Yaseminin Gözyaşları kitabımdan; ERKEKLER tarafından öldürülmüş kişiler için.

SEVİYORUM LAKİN

Korksam da onlardan
yine de bisiklet süren kadınları
seviyorum.
Sokakta kahkaha atan
pasajda rakı içen kadınları
seviyorum.
Şiir okuyan,
saz çalıp türkü,
gitar çalıp şarkı söyleyen kadınları
seviyorum.
Ama onlardan korkuyorum.
Mitinglerde yumruğunu havaya kaldırmış
veya doğru bildiği fikrini
bana kabul ettiren kadınları
seviyorum.
Bebesine öğretmen olan
kızıyla sabah koşusuna çıkan
bıyıklı, sakallı, tespihli adamların önünden
başı dik, burnu havada geçen kadınları
seviyorum.
Ama korkuyorum onlardan.
Fabrikada işçi
okulda öğretmen
üniversitede hoca olanları,
roman yazıyorsa
tiyatro oynuyorsa
kısaca, hayatın her alanında
bir yıldız gibi parlayan kadınları
seviyorum.
Ama onlardan çok korkuyorum.

Onlar; gözlerinin
sadece önünde giden adamının
ökçelerine basılmış topuklarını görmeye
yaramadığını anladığı zaman.
Onlar akmaya başlayınca
kentlerin sokaklarında
ve kendilerine verilmemiş hayatı
avuçlayıp ele geçirince
kübist bir resme dönüşecek dünya.
Bu kaosun kargaşanın alt üst oluşun resmidir.
Bu bozulan düzenin
kaybedilen tek düzeliğin resmidir.
Bu güç ve saltanatın yitirilişidir.
İşte bu yüzden korkuyorum.
Seviyorum bu kadınları ama.......
Seviyorum bu kadınları fakat.....
Seviyorum bu kadınları lakin.....
Övüyoruz bu kadınları ama, fakat, lakin.
Yine de korkuyorum.

Yarın işe gideceğim
gömleğim ütü ister.
İşten geleceğim yarın
ve ben her zaman kurt gibi açım.
Oturduğum masama suyum
kurulduğum koltuğuma çayım
yayıldığım bahçeme kahvem gelsin
hakkım bunlar benim. .
Biraz beni çekmeli
katlanmalı bana biraz
işin stresini evde atabilirim ancak.
İlerleyince ise gece;
dönüşmeli kadın sokulgan bir kediye
ve hatta kıvrak bir sürüngene.

Ey kendisinin Ademin kaburgasından
yaratıldığını sananlar.
Büyükler konuşurken söze karışamayanlar
ve hizmetin görevleri olduğuna inandırılanlar.
Ey eşi, işi, aşı atası tarafından belirlenenler.
Yazılmış kaderlerine inanıp
yaralarına merhem yapanlar.

Viski de buz,
su da eriyen tuz,
rüzgarın önündeki yaprak değilsiniz siz.
Kafeste kanarya,
yerde karınca,
vazo da çiçek değilsiniz siz.

Uçağın kuyruğuna bağlayıp kafesi,
siz içinden çıkmadan uçabilirsiniz.
Kendinizi mavilikler de hürde hissedebilirsiniz
oysa gökyüzü kadar değil
kafesiniz kadar özgürsünüz
bilmezsiniz.

Kızlar;
oturup pencerenin önünde
beyaz atlı prensi beklemeyiniz.
Çünkü gerçeği söylemiyor size anneleriniz.
Giyip mor elbiselerinizi
binip siyah küheylana
onlara siz gidiniz,
Ayağa kalkın!
ve akmaya başlayın
kentlerin damarlarında.
Çünkü hayat size başkası tarafından verilmedi
sizin olanı ele geçiriniz.
Bu haber 23 defa okunmuştur

:

:

:

: