Bu sefer durum farklı. 1973 petrol krizi üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçti. Petrol, jeopolitik ve küresel ekonomi üzerinde hala müthiş bir etkiye sahip. Fiyat eğrileri yükseldi ve oldukça dik bir şekilde yükseldi. Bir ay önce varil başına 69 dolar olan Brent ham petrol fiyatı 120 dolara yaklaştı. Ham petrol fiyatının varil başına 100 dolarlık psikolojik eşiği aşması, borsalarda bir panik dalgasının yayılması için yeterli oldu.
Bu sefer durum farklı. 1973 petrol krizi üzerinden yarım yüzyıldan fazla zaman geçti. Petrol, jeopolitik ve küresel ekonomi üzerinde hala müthiş bir etkiye sahip. Fiyat eğrileri yükseldi ve oldukça dik bir şekilde yükseldi. Bir ay önce varil başına 69 dolar olan Brent ham petrol fiyatı 120 dolara yaklaştı. Ham petrol fiyatının varil başına 100 dolarlık psikolojik eşiği aşması, borsalarda bir panik dalgasının yayılması için yeterli oldu.
* * * *
Bölgenin petrol arzının uzun süre kilitli kalacağı giderek daha fazla varsayıldıkça, analistler fiyatın 150 doları aşabileceğini tahmin ediyor; bu seviyenin devam etmesi durumunda ise dünya çapında bir durgunluk olasılığı artacak. Gerçi durum, elli üç yıl öncekiyle aynı değil. O zamanlar petrol, dünyanın enerji ihtiyacının neredeyse yarısını karşılıyordu ve ihracatçı Arap ülkelerinin uyguladığı ambargo, fiyatları birkaç ay içinde dört katına çıkarmıştı. O dönemde net ithalatçı olan ABD‘de de benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluşmuştu.
* * * *
Bu arada, petrolün küresel enerji talebindeki payı yüzde 30'un altına düştü ama küresel petrol tüketimi de 1970'lerin başından bu yana neredeyse iki katına çıktı. Küresel ekonomi bugün enerji için petrole daha az bağımlı olsa da, yakıt hala ulaşım ve sanayide önemli bir yere sahip. Arz kaynakları çeşitlendi. ABD kaya petrolü devrimi sayesinde dünyanın önde gelen ham petrol üreticisi haline geldi. İklim felaketine ilişkin artan farkındalıkla birlikte diğer enerji kaynakları önemli ölçüde gelişme gösterdi.
* * * *
Fabrikaları çalıştırmak, elektrik üretmek ve evleri ısıtmak için doğal gaz ise eskisinden çok daha önemli bir rol oynuyor. Doğalgaz fiyatları da yükseliyor: Amsterdam’daki emtia borsası doğalgaz megawatt saat başına 30 avronun biraz üzerinde işlem görüyordu. Geçen Pazartesi fiyat tekrar yükseldi ve neredeyse iki katına çıktı. Küresel doğalgaz arzına yönelik tehdit bu hafta daha da gerçekçi bir hal aldı. Katar yetkilileri, İran'ın saldırılarının, dünyanın en büyük LNG tesisi olan Ras Laffan'a yıllardır sürecek hasar verdiğini açıkladı.
* * * *
Doğalgaz fiyatları Avrupa ve Asya genelinde fırladı. Soğuk bir kışın ardından Almanya ve diğer Avrupa ülkelerindeki doğal gaz depolama seviyeleri düşük. Orta Doğu'daki uzun süreli bir savaşın gaz depolarının yeniden doldurulmasını daha zor ve daha pahalı getirmesinden endişe duyuluyor. Yaşadığım Almanya doğalgazının büyük bir kısmını ABD ve Norveç'ten alması nedeniyle doğalgaz kıtlığına karşı nispeten daha iyi korunuyor.
* * * *
OECD’ye bağlı Uluslararası Enerji Ajansı'nın on yıldan fazla bir süredir başkanlığını yapan Fatih Birol, Cuma günü Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine konuşmuş. 80 milyon avronun biraz altında oldukça mütevazı bir yıllık bütçeye sahip olmasına karşılık entelektüel bir otorite olarak dünya çapında saygı gören Birol’un sözlerinin hem bilim dünyasında hem de siyasette ağırlık taşıdığı biliniyor.
* * * *
Uluslararası Enerji Ajansı başkanına göre, krizin ciddiyetini göstermek için birkaç rakam yeterli. Petrol arzı, 1973 ve 1979 yıllarındaki iki kriz döneminde günde yaklaşık on milyon varil azalırken, şu anda günde on bir milyon varil seviyesinde bulunuyor. Birol, 'Bu nedenle kayıp bu iki büyük petrol fiyat şokunun toplamından daha büyük' diyor. Devam ediyor konuşmasına; ‘Doğal gaz söz konusu olduğunda ise şok daha da büyük. Ukrayna savaşıyla birlikte arz 75 milyar metreküp azalırken, Orta Doğu'daki mevcut azalma yaklaşık 140 milyar metreküpe ulaşarak önceki rakamın neredeyse iki katına çıktı‘
* * * *
‘Petrokimya ürünleri, gübreler ve kükürt ve helyum gibi diğer önemli hammaddelerin ticaretinin de Hürmüz Boğazı'ndan geçmesi durumu daha da vahim hale getiriyor. Birol, 'Bunlar küresel ekonominin ana damarları ve neredeyse hepsi felç olmuş durumda' diyor. Ve durum her geçen gün daha da kötüleşiyor. 'Tüm bunları bir araya getirdiğimizde, Hürmüz Boğazı yakında yeniden açılmazsa küresel ekonomi çok büyük risklerle karşı karşıya kalacak' diye ekliyor.
* * * *
Dünya ekonomisinin nabzını tutan Financial Times gazetesi de yorumunda ‘Çatışma ne kadar uzun sürerse, fiyat artışları ve tedarik zinciri aksamaları o kadar kötüleşecektir. Savaş mucizevi bir şekilde kısa sürede sona erse bile, su yolunun güvenliği konusunda sürekli sorular olacaktır. Körfez'deki ticaret, ulaşım ve yatırımlar bir daha asla aynı olmayacak. Nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Destansı Öfke Operasyonu dünya ekonomisinde silinmez bir iz bırakacaktır‘ diyordu. Umarız bir an önce sona erer.