TATİLİ KÜÇÜK BİR SIRT ÇANTASINA SIĞDIRMAK

Tatil deyince aklımıza zor taşınan kocaman valizler, yorgunluk, uykusuzluk akla gelir. Geçtiğimiz bayram tatilinde gittiğim yerlerde çok yürüdüm, çok yer gördüm, yoruldum, uykusuz kaldım; fakat beni zorlayacak kocaman bir valizim yoktu. Böyle bir karar aldığım için çok mutluydum. Yakın ve anlaşabildiğim arkadaşlarımla tatil planı yaptığım için de ayrıca mutluydum.

Tatil deyince aklımıza zor taşınan kocaman valizler, yorgunluk, uykusuzluk akla gelir. Geçtiğimiz bayram tatilinde gittiğim yerlerde çok yürüdüm, çok yer gördüm, yoruldum, uykusuz kaldım; fakat beni zorlayacak kocaman bir valizim yoktu. Böyle bir karar aldığım için çok mutluydum. Yakın ve anlaşabildiğim arkadaşlarımla tatil planı yaptığım için de ayrıca mutluydum.
Tanımadığımız bir ülkeyle; kısacası yeni bir kültürle tanışmak ve birkaç gün de olsa oranın havasını solumak, muhteşem bir duygu. Bildiklerime yenilerini eklemek, bu dünyada şanslı olduğumu gösteren başka bir işaret olsa gerek. Özellikle Polonya’yı seçmek, farklı bir deneyim. Bence, tercih edilen tatil yerleriyle ilgili sıralama grafiğinde diğerlerine göre daha alt sıralarda kalan bir ülke. Fakat dünyanın her ülkesini olmasa da çoğunu gezme şansına erişebilmeyi kim istemez ki? Polonya’nın iki şehrinin, mevsim uygun olmasa da, parklarını, dükkanlarını, kafelerini, müzelerini, yemeklerini, tatlılarını, çikolata satan dükkanlarını, insanların giyim kuşamını, evcil hayvanların her yere girebilmesini, sokakların temizliğini, trafiğin düzenini, bu şehirlerdeki tarihi ve mimari yapıyı, genel disiplin ve düzeni, insanların sakinliğini, sokakta müzik yapmalarını çok beğendim. Beğenilmeyecek gibi de değildi. Presidential Hotel’in 40.katına çıkıp şehre bir de çok yüksekten akşam bakmanın keyfini yaşamak da başka güzel.
Tabii, her güzelin bir de ayıbı vardır. Bunun ne olduğunu merak ediyorsunuz değil mi? Benim de oraya gitmeden orada yaşamayı hiç tahmin etmediğim bir şey: Yabancılara kötü davranmak. Evet, gerçekten böyle. Turist olarak gittiğimiz Polonya’nın başkenti Varşova’da bilet gişesindeki görevlilerin bizi turist olduğumuz için dışlaması, bize kötü davranması. Bu davranışları gittiğim hiçbir ülkede yaşamadım. Anlam veremediğimiz şekilde bizden Polonya’da olduğumuz için o dili kullanmak zorunda olduğumuz söylendi. Krakow’a gitmek için tren biletlerimizi zor aldık. Hakarete uğradık, herkes önünde rencide edildik. Bununla ilgili başımıza bir tek olay geldiği için belki de Varşova’ya haksızlık ediyor olduğumu düşünebilirsiniz; fakat şehrin genel yapısında bir soğukluk hissediliyor. Bu soğukluk sadece, havanın soğukluğu değil. İnsanların yüzlerinde sevecen ifadelerin bulunmamasıdır. Belki de karasal iklimin insanlar üzerindeki yansımasıdır, bilemiyorum.
Gittiğimiz ikinci şehir Krakow, oldu. Krakow, büyük bir sahil kasabası gibiydi. Şehir, tarihi ve mimari yapısıyla insanı büyüleyen bir güce sahip. Küçük küçük, renkli hediyelik eşya dükkanları, küçük görünen, içerisi kocaman marketler, sanatı işleyen müzeler, eşsiz ve bana Venedik’teki meydanı anımsatan yapıdaki alan, kumaşçılar çarşısının ürün yelpazesinin genişliği görülmeye, hissedilmeye değer. Tek beğenmediğim şey, sokak dilencilerinin köpeklerini para kazanmak için teşhir etmesi oldu. O köpekler, güneşte, bağlı bir şekilde saatlerce para kazanmak için akordeon çalan sahiplerinin yanında durmak zorunda kalıyorlar. İnsanlar, o ülkenin hayvan sevenleri, polisler, bu durumu göremiyorlar mı? Krakow’da Varsaw’a göre turistin fazla olmasını Warsaw’ın karasal iklimine bağlayabiliriz. Belki de Warsaw’ın başkent olması, daha soğuk olması ve iş alanlarının olması, bu durumu etkileyen faktörlerdendir. Bir de Krakow’da nehrin olması, suyun insanda güzel duygular yarattığı inancını da destekleyen başka bir faktördür.
Bu ülke ve bu iki şehirle ilgili kısa kısa kitabi bilgileri de sizlerle paylaşmak istiyorum:

POLONYA-POLAND

Polonya, Orta Avrupa'da yer alan, zengin tarihi, kültürel mirası ve hızlı büyüyen ekonomisiyle öne çıkan, Avrupa Birliği ve NATO üyesi güvenli ve modern bir ülkedir. Varşova'nın başkent olduğu ülkede, yaşam maliyetleri Batı Avrupa'ya göre daha makul olup, Krakow ve Gdansk gibi şehirler turizm ve eğitim açısından oldukça popülerdir.

POLONYA'NIN TEMEL ÖZELLİKLERİ:

Ekonomi: Avrupa'nın yükselen gücü olarak görülen Polonya, özellikle 2008 krizinden bu yana istikrarlı büyüme kaydeden, tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde gelişmiş bir piyasaya sahiptir.
Yaşam ve Kültür: Uygun yaşam maliyetleri, kaliteli eğitim imkanları ve kültürel etkinliklerle dolu şehir hayatı sunar. Halkı, Slav kültürünün sıcaklığıyla birlikte modern Avrupa tarzını benimsemiştir.
Coğrafya ve İklim: Ilıman karasal iklime sahiptir; kışlar soğuk ve karlı, yazlar ise ılıman geçer. Baltık Denizi'ne kıyısı vardır ve doğal manzaraları oldukça çeşitlidir.
Eğitim: Üniversiteleri, Avrupa standartlarında eğitim sunar ve özellikle 'mavi diploma' (Avrupa'da geçerli diploma) avantajı nedeniyle uluslararası öğrenciler tarafından tercih edilir.
Güvenlik: Avrupa'nın en güvenli ülkelerinden biri olarak kabul edilir.
Polonya, tarihi dokusunu koruyan kasabaları ve modern yapılarıyla tezatlıklar sunan, hem turistik geziler hem de yaşam/eğitim için cazip bir Avrupa ülkesidir.

VARŞOVA-WARSAW
Varşova, II. Dünya Savaşı'nda tamamen yıkılıp küllerinden yeniden doğan, 'Anka Kuşu' olarak anılan tarihi ve modern dokuyu birleştiren Polonya'nın başkentidir. Vistül Nehri kıyısında yer alan, Avrupa'nın en hızlı gelişen, güvenli, yeşil ve diğer büyük başkentlere göre daha ekonomik bir metropolüdür.
VARŞOVA HAKKINDA:

Tarih ve Yeniden Doğuş: Savaş sonrası aslına uygun olarak restore edilen tarihi Eski Şehir (Old Town - Stare Miasto) UNESCO Dünya Mirası listesindedir.

Ekonomik ve Sosyal Hayat: Yaşam maliyetleri açısından Avrupa'nın diğer büyük başkentlerine kıyasla oldukça dengeli ve uygun bir yapı sunar.
Kültür ve Yeşil Alan: Kültürel, ekonomik ve bilimsel açıdan ülkenin merkezidir. Şehirde birçok müze, park (Lazienki Parkı gibi) ve kafe bulunur.
İklim: Karasal iklim hakimdir; kışları soğuk, yazları ise gezmek için oldukça keyiflidir.
Ulaşım: Toplu taşıma (metro, tramvay, otobüs) çok gelişmiştir ve şehirde yürüyerek veya bisikletle gezmek kolaydır.
Güvenlik: Genel olarak güvenli bir şehir olsa da, Praga Polnoc gibi bölgelerde geceleri dikkatli olunması önerilir.

KRAKOW
Krakow, Polonya'nın kültürel kalbi sayılan, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Eski Şehir (Stare Miasto) bölgesi, gotik mimarisi, Wawel Kalesi ve hareketli öğrenci hayatıyla bilinen, Avrupa'nın en iyi korunmuş tarihi şehirlerinden biridir. Uygun maliyetli, güvenli, yürüyerek keşfedilebilen ve köklü bir Yahudi tarihine (Kazimierz) sahip, Orta Çağ atmosferi sunan büyüleyici bir şehirdir.

KRAKOW HAKKINDA:

Tarihi Doku: II. Dünya Savaşı'nda yıkılmadığı için Orta Çağ ve Rönesans atmosferini koruyan, Wawel Kalesi ve Rynek Główny (Ana Meydan) gibi etkileyici yapılara sahip bir şehirdir.

Kültür ve Eğitim:
Polonya'nın en eski üniversitelerinden birine ev sahipliği yapar ve canlı, genç bir nüfusa sahiptir.
Turistik Yerler: Eski Şehir, Kazimierz (Yahudi Mahallesi), Oskar Schindler'in Fabrikası ve şehre yakın konumdaki Auschwitz-Birkenau Anıtı görülmesi gereken yerlerin başındadır.
Ulaşım ve Konaklama: Avrupa'nın diğer şehirlerine kıyasla daha uygun maliyetli konaklama ve yemek seçenekleri sunar. Toplu taşıma (tramvay/otobüs) oldukça gelişmiştir.
Konum: Vistül Nehri kıyısında yer alır ve Güney Polonya'daki Tatra Dağları'na (Zakopane) yakınlığıyla kış sporları için de bir merkezdir.
Ne Zaman Gidilir: Yaz ayları (Haziran-Ağustos) sıcak ve kurudur, ancak Noel pazarları için Kasım-Ocak arası da popülerdir.
Krakow, tarihi atmosferi ve canlı modern yaşamı birleştiren, 3-4 günde rahatlıkla gezilebilecek büyüleyici bir destinasyondur.


Bu haber 20 defa okunmuştur

:

:

:

: