Dubai’den kaçan yatırımcıyı çekebiliriz

Ülkede şu anda yaşanan krizin temelinde hayat pahalılığı, yani enflasyon yatıyor. Enflasyon arz talep meselesidir. Eğer bir malın arzı çoksa talep düşükse malın fiyatı düşer. Talep yüksek arz düşükse fiyatlar yükselir.

Ülkede şu anda yaşanan krizin temelinde hayat pahalılığı, yani enflasyon yatıyor.
Enflasyon arz talep meselesidir. Eğer bir malın arzı çoksa talep düşükse malın fiyatı düşer. Talep yüksek arz düşükse fiyatlar yükselir.
Enflasyonun asıl sebebi gelir olmamasına rağmen devletin borçlanarak bu ödemeleri yapmak zorunda kalmasıdır.
Çaremiz gelirin yükselmesidir. Bunun için daha fazla üretmeliyiz, daha fazla turist getirmeliyiz, daha fazla konut satmalıyız, daha fazla hellim satmalıyız.
Bu şekilde daha fazla gelir getirmenin yolunu bulursak, enflasyonu da dizginleyebiliriz.
Peki bunu nasıl yapacağız?
Ülkemizin en önemli lokomotif sektörlerinin başında turizm ve inşaat geliyor.
Biz bu iki alanda da üç yıl önceye kadar gayet başarılıydık ve önemli gelir elde ediyorduk. Ancak bir anda başlayan hatalı politikalarla bu geliri kaybettik.
Bugün geldiğimiz noktada Maliye’nin borçlanmaya bile takati kalmadı. Çare geliri artırmak. Peki bu geliri yeniden artırmak için ne yapmalıyız?
Orta Doğu’da başlayan ateşkese rağmen yatırımcı artık rahat değil. Bombalar altında kalan körfez ülkelerinden ve Dubai’den kaçıyorlar.
Bu yatırımcının temel beklentisi, önce hukuki güvenlik, ardından hızlı işlem, hemen sonra al sat kolaylığı… Yetmez. Oturum hakkı ve vergi avantajı da gerekir.
Peki biz ne durumdayız?
KKTC şu an talep çekiyor ama güven vermiyor. Özellikle hukuk alanında sürekli değişen yasalar yatırımcıyı ürküttü.
Peki gayrimenkulde başarı elde eden Dubai bunu nasıl başarmıştı?
Mülk alana oturum izni, hızlı ve dijital işlem, net ve basit mülkiyet kuralları…
Ne yazık ki Dubai ile kıyasladığımızda KKTC’de eksik olan, güven ve hız en önemli iki özellik olarak öne çıkıyor.
KKTC’de gayrimenkulde bir reform paketi artık kaçınılmaz.
Bunun için önce “Yabancı Gayrimenkul Edinim Yasası”nda değişimle başlamalıyız.
Neler mi yapılabilir?
Önce Bakanlar Kurulu izni kaldırılmalı veya otomatik hale getirilmeli.
Maksimum mülk sayısı net ve sabit olmalı.
Süre sınırı konmalı. Örneğin 30 gün içinde otomatik onay verilmeli.
Şu anki sistem, yatırımcı için en büyük korku noktası.
Tapu ve Mülkiyet Reformu içinde yapılması gerekenler de var.
Tüm tapular dijital sisteme geçirilmeli, tek tip tapu standardı oluşturulmalı ve uluslararası yatırımcıya açık veri sistemi ortaya konmalı.
Yani “Tapu riski” algısı tamamen kaldırılmalı.
KKTC’de 300 bin sterlin üstünde yatırım yapanlara 5-10 yıl oturum izni verilebilir. Aile de buna dahil edilir ve bu izinler otomatik olarak yenilenir.
Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Dubai’nin en güçlü silahı budur.
Elbette vergide de bazı düzenlemeler yapılmalı. Alım vergisi düşürülmeli, yüzde 3–6 bandında olmalı. İlk satışta vergi avantajı sağlanmalı. Kira gelirinde düşük sabit vergi konmalı. Bu en fazla yüzde 10 olmalı.
Büyük projelere de özel teşvikler sağlanabilir.
10 milyon sterlin üzeri projelerde, KDV muafiyeti, arsa tahsisi, vergi indirimi kolaylıkları sağlanmalı.
Bir mal satılırken, 7–15 günde tüm süreç tamamlanmalı. Bizdeki gibi aylar, yıllar sürmemeli. Dubai’de bu sistem var.
KKTC’nin sorunu belli. İnşaat sektörüne talep yok değil. Ancak güven ve sistem eksik
KKTC bunu kurarsa Dubai’den çıkan gayrimenkul yatırımcısını çekebilir. Bizden söylemesi…

Bu haber 27 defa okunmuştur

:

:

:

: