Trump’ın blöfü tutmadı

Son günlerde Hürmüz Boğazı etrafında yaşanan gelişmeler, yalnızca bölgesel bir gerilim değil; aynı zamanda Donald Trump’ın dış politika anlayışının sınandığı kritik bir döneme işaret ediyor. Washington’un İran’a karşı yürüttüğü baskı stratejisi, başlangıçta “maksimum baskı” söylemiyle güçlü görünse de bugün gelinen noktada bu yaklaşımın sürdürülemez olduğu açıkça ortaya çıkıyor.

Son günlerde Hürmüz Boğazı etrafında yaşanan gelişmeler, yalnızca bölgesel bir gerilim değil; aynı zamanda Donald Trump’ın dış politika anlayışının sınandığı kritik bir döneme işaret ediyor. Washington’un İran’a karşı yürüttüğü baskı stratejisi, başlangıçta “maksimum baskı” söylemiyle güçlü görünse de bugün gelinen noktada bu yaklaşımın sürdürülemez olduğu açıkça ortaya çıkıyor.
Petrol fiyatlarının hızla yükselmesi, küresel piyasalarda dalgalanmaya yol açarken, bu durumun en büyük sorumlularından biri olarak ABD’nin agresif hamleleri gösteriliyor. Oysa hedef, İran’ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırmak ve müzakere masasında taviz vermeye zorlamaktı. Ancak sahadaki gerçeklik bunun tersini söylüyor: İran, bölgedeki nüfuzunu korumakla kalmadı, aynı zamanda diplomatik alanda da manevra kabiliyetini artırdı.
ABD basınında yer alan analizler, bu süreci bir “cesaret oyunu” olarak tanımlarken, oyunun kazananının İran olabileceğine dikkat çekiyor. Çünkü Donald Trump yönetimi, askeri ve ekonomik baskıyı artırdıkça uluslararası destekten uzaklaştı. Avrupa’da bile çatlak sesler yükseliyor. Nitekim İtalya Başbakanı Meloni’nin İsrail ile savunma anlaşmasının yenilenmesini durdurma kararı, Batı blokunda dahi uyumun zayıfladığını gösteriyor.
Trump’ın iki gün içinde Pakistan’da yeni bir ABD-İran görüşmesi olabileceğini açıklaması ise, aslında geri adımın en açık göstergesi. Eğer başından beri hedef diplomasi idiyse, neden bu noktaya gelmek için ekonomik ve askeri gerilim bu kadar tırmandırıldı? Bu soru, Trump yönetiminin stratejik tutarsızlığını gözler önüne seriyor.
Bir başka ifadeyle Trump’ın blöfü tutmadı. En tehlikeli kurşun atmadığın kurşundur. Trump o kurşunu attı. Hedefi bulamayınca gücünü de kaybetti.
Bugün gelinen noktada tablo net: ABD, İran’ı izole etmek isterken kendisi yalnızlaşmış; ekonomik baskıyla sonuç almak isterken küresel piyasaları sarsmış; askeri tehditlerle caydırıcılık kurmak isterken bölgesel riskleri artırmıştır. Buna karşılık İran, doğrudan bir çatışmaya girmeden süreci yönetmiş ve uluslararası kamuoyunda daha “dirençli” bir aktör olarak konumlanmıştır.
Bu nedenle, tüm bu gelişmeler ışığında, Trump’ın yürüttüğü politikanın bir zafer değil; aksine stratejik bir başarısızlık olduğu söylenebilir. “Savaşı kaybetmek” her zaman sahada yenilmek anlamına gelmez. Bazen masada, bazen de algıda kaybedilir.
Bu savaşın daha en başında yazmıştık. ABD muharebeyi kazansa bile savaşı kaybedecek. Görünen o ki ABD muharebeyi bile kazanamadı.
İki gün içinde bunun net sonuçlarını göreceğiz. Bizden söylemesi…
Bu haber 36 defa okunmuştur

:

:

:

: