Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgesel gerilim ve ateşkes sürecine ilişkin açıklamalarda bulunarak Türkiye’ye yönelik söylemlere sert tepki gösterdi, barış için müzakerelerin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Erdoğan, çatışmaların 40'ıncı gününde Pakistanlıların takdire şayan gayretleriyle 15
günlük ateşkes ilan edildiğini, böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlığın 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldığını söyledi.
Erdoğan, geçici ateşkesten dolayı memnuniyetlerini dile getirdiklerini fakat İsrail Hükümeti'nin, Lübnan'a yönelik saldırılarını devam ettirmesinin barış umutlarına ilk darbeyi vurduğunu ifade etti.
Pakistan'ın ev sahipliğinde hafta sonu gerçekleştirilen görüşmelerden de beklenen haberlerin gelmediğini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
'Tarafların açıklamaları, masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazı'nda tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz.
Daha önce söylediğim gibi sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşnut olmadığı bilinen İsrail Hükümeti'nin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir. Bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır, şayet bölgemizde barış olacaksa bu siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa yine bu vadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail Hükümeti'ne rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail'e rağmen olacak.'
Erdoğan, İsrail'in, en küçük barış umudu belirdiğinde, daha önce defalarca yaptığı gibi, bunu sabote etmek için her yolu deneyeceğini belirtti.
Erdoğan, vakarla, onurla, tarihten tevarüs eden asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceklerinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
'Zalime 'zalim', hayduda 'haydut', katile 'katil' demeye devam edeceğiz. Gazzeli masum yavruların haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria'da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan'da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen tehdit ve zorbalıkla, üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin 100 sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz, bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz. Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum: Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye'ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı'na parmak sallayamaz.'