Antalya’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu bu yıl 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde beşinci kez gerçekleştirildi. Küresel ve bölgesel meselelerin diplomasi zemininde ele alındığı bu platform artık yalnızca bir tartışma alanı değil, yeni dönemin yönünü belirleyen bir merkez haline geldi.
Antalya’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu bu yıl 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde beşinci kez gerçekleştirildi. Küresel ve bölgesel meselelerin diplomasi zemininde ele alındığı bu platform artık yalnızca bir tartışma alanı değil, yeni dönemin yönünü belirleyen bir merkez haline geldi.
İlk dört buluşmada uluslararası sistemin dönüşümü, çok taraflılık, kriz yönetimi ve bölgesel iş birlikleri öne çıkan başlıklar oldu. Bu yıl ise çerçeve daha da netleşti. Belirsizliklerin yönetimi, değişen güç dengeleri ve artan küresel riskler forumun ana eksenini oluşturdu.
17 Nisan’daki açılışta Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs meselesine dair tartışmaya kapalı bir çerçeve çizdi. Federasyon temelli arayışların yıllardır sonuç üretmediği açık biçimde ifade edildi. İki devletli çözüm modelinin artık tek gerçekçi seçenek olduğu vurgulandı. Bu yaklaşım bir tercih değil, sahadaki fiili durumun ve siyasal gerçekliğin doğrudan ifadesi olarak kayda geçti.
Etkinliğin ikinci gününde KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman, canlı yayında yöneltilen sorulara yanıt verdi ve yaptığı değerlendirmelerle bu çerçevenin tamamlayıcı unsurlarını ortaya koydu. Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortak olduğu vurgulandı. Egemenlik haklarının yok sayılmasının kabul edilmeyeceği açıkça dile getirildi. Deniz yetki alanlarından doğal kaynaklara kadar hiçbir başlıkta Kıbrıs Türkü’nün iradesi dışında adım atılamayacağı ifade edildi.
Çözüm ile müzakere arasındaki fark burada netleşiyor. Müzakere bir süreçtir. Çözüm ise sonuçtur. Eşitlik yoksa sonuç da yoktur. Taraflardan biri yok sayılıyorsa bu süreç müzakere değil, oyalamadır. Bu nedenle ortaya konan irade belirli şartlara bağlıdır. Eşitlik sağlanmadan kalıcı bir çözüm mümkün değildir.
Azınlık statüsünün reddi bu yaklaşımın temelini oluşturur. Kıbrıs Türk halkı bir azınlık değil, kurucu ortaktır. Türkiye’nin savunduğu iki devletli çözüm modeli de bu zemine dayanmaktadır. Egemen eşitlik ilkesine dayanmayan hiçbir formülün karşılık bulamayacağı artık açık bir gerçektir. Bu ifade, Sayın Erhürman’ın konuşmasının özeti niteliğindedir.
Forum öncesinde İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşen görüşme de bu sürecin önemli bir parçası olarak öne çıktı. Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Sayın Tufan Erhürman bir araya geldi. Görüşmede Sayın İbrahim Kalın da hazır bulundu. Bu tablo, Kıbrıs meselesinin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda stratejik bir başlık olduğunu bir kez daha gösterdi. Doğu Akdeniz’den Orta Doğu’ya uzanan denklemde KKTC’nin konumunun yeniden değerlendirildiği açıkça görüldü. Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının yanında olduğu mesajı güçlü biçimde verildi.
Öte yandan etkinlik, Kıbrıs iç siyasetinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Türk Partisi tabanından bazı isimler, foruma katılan Sayın Sıla Usar İncirli ve Sayın Fikri Toros hakkında sosyal medya hesapları üzerinden eleştirilerde bulundu. Tepkiler bununla sınırlı kalmadı. Aynı çevreler Sayın Tufan Erhürman’ı da hedef aldı. Bu durum, CTP içinde Kıbrıs meselesine dair yaklaşım farklılıklarının ve temsil tartışmalarının sürdüğünü açık biçimde ortaya koydu.
Antalya’daki buluşma yeni bir dönemin kapısını araladı. Eski parametrelerle ilerleme ihtimali ortadan kalktı. Sahadaki gerçeklik siyaseti belirliyor. Türkiye kararlı duruşunu sürdürdü. Kıbrıs Türk tarafı eşitlik temelinde çözüm iradesini net biçimde ifade etti. Bundan sonra mesele, bu çerçevenin ne kadar hızlı kabul edileceğidir. Gerçekler ortada. Buna sırtını dönen kaybeder.