“Ortak menfaatler odaklı fırsat penceresi açıldı”

CTP Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros, Kıbrıs sorununda “ortak menfaatler odaklı yeni bir fırsat penceresi açıldı” diyerek, olası bir müzakere sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Ada TV’de konuşan Toros, sürecin henüz erken aşamada olduğuna dikkat çekerek, değerlendirmelerinin kesinlik değil; öngörü niteliği taşıdığını ifade etti. Toros, olası bir müzakere sürecinin çerçevesine ilişkin net konuştu: “Eğer koşullar oluşmuşsa ve yeni bir süreç başlayacaksa, bunun tek zemini Birleşmiş Milletler’dir. Bu zemini belirleyen de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıdır.”
Bu kararların işaret ettiği çözüm modelinin açık olduğunu vurgulayan Toros, iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon dışında uluslararası meşruiyete sahip bir alternatif bulunmadığını söyledi.

“İSİMLER DEĞİL, İÇERİK ÖNEMLİ”
Federasyon tartışmalarının kavramsal düzeyde yürütülmesini eleştiren Toros, dünyadaki örneklere dikkat çekti. Dünyanın yaklaşık yüzde 40’ının federatif yapılarla yönetildiğini belirten Toros, bu ülkelerin çok azının isminde “federasyon” ifadesinin yer aldığını söyledi. İsimler üzerinden yürütülen tartışmaları yersiz bulduğunu ifade eden Toros, “Belirleyici olan isimler değil, o yapının hangi hukuki ve siyasi zemine oturduğudur” dedi. CTP’nin temel yaklaşımını ortaya koyan Toros, siyasi eşitliğin vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Bu eşitliğin, BM Güvenlik Konseyi 716 sayılı karar çerçevesinde tanımlandığını belirten Toros, federal organların karar mekanizmalarında etkili atılımın esas olduğunu söyledi. Toros ayrıca, Crans-Montana görüşmeleri sürecinde gündeme gelen dönüşümlü başkanlık modeline de işaret etti. Bu modele göre 5 yıllık görev süresinin 20 ay Rum, 20 ay Türk ve 20 ay yeniden Rum olacak şekilde paylaşılmasının öngörüldüğünü hatırlattı.

“TÜRKİYE SÜRECİN AYRILMAZ PARÇASIDIR”
Crans-Montana sürecine de değinen Toros, varılan yakınlaşmalar aşamasında dönüşümlü başkanlığa da işaret etti. Rum tarafının bu konularda isteksizliğiyle bir yakınlaşmaya varılamadığını ifade eden Toros, dönemin lideri Nikos Anastasiadis’in süreci “halkına anlatamayacağı” gerekçesiyle terk ettiğini hatırlattı. Toros, çözüm sürecinde Türkiye’nin rolüne de dikkat çekti. Türkiye’nin garantör ülke olduğunu ve 1959 tarihli Garanti ve İttifak Antlaşmaları çerçevesinde çözümün imzacılarından biri olacağını belirten Toros, müzakerelerin üç garantör ülke ve iki toplumdan oluşan beşli formatta yürütüldüğünü kaydetti. Türkiye’nin 1963’ten bu yana Kıbrıs Türk halkına her alanda destek verdiğini ifade eden Toros, bu nedenle Ankara’nın süreçte özel ve stratejik bir konuma sahip olduğunu söyledi.

“FEDERASYON ADALET VE EŞİTLİK İÇİN GEREKLİDİR”
CTP’nin federasyonu yalnızca uluslararası kararlar nedeniyle savunmadığını belirten Toros, bunun aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin haklarının tesisi için gerekli olduğunu vurguladı. “Kıbrıslılar bu adanın ortak sahipleridir” diyen Toros, çözümün eşitlik, ortaklık ve adalet temelinde şekillenmesi gerektiğini ifade etti. Toros, partinin tarihsel çizgisine de değinerek, 1970’ten bu yana barış, demokrasi ve adalet temelinde siyaset yaptıklarını söyledi. CTP’nin federasyon temelindeki çözüm vizyonunun değişmediğini belirten Toros, bu duruşun bundan sonra da süreceğini ifade etti.
Bu haber 39 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER