Doğu Akdeniz’in yeni enerji masasında Kıbrıs Türkü de var

Başbakanı Ünal Üstel’in Ankara’da Cevdet Yılmaz ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamalar, yalnızca bir enerji projesinin duyurusu değildir. Bu açıklamalar aynı zamanda Doğu Akdeniz’de şekillenen yeni jeopolitik ve enerji denklemine ilişkin önemli bir stratejik mesaj niteliği taşımaktadır.

Başbakanı Ünal Üstel’in Ankara’da Cevdet Yılmaz ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamalar, yalnızca bir enerji projesinin duyurusu değildir. Bu açıklamalar aynı zamanda Doğu Akdeniz’de şekillenen yeni jeopolitik ve enerji denklemine ilişkin önemli bir stratejik mesaj niteliği taşımaktadır.
Uzun yıllardır Türkiye ile KKTC arasında gündemde olan kablo ile elektrik projesi, Ada’nın enerji güvenliği açısından kritik öneme sahipti. Ancak Avrupa Birliği sürecinde yaşanan gecikmeler ve Rum tarafının siyasi etkileri nedeniyle bu projenin ilerleyememesi, yeni bir arayışı zorunlu hale getirdi. Başbakan Üstel’in işaret ettiği gibi, artık alternatif enerji modeline geçilmiş ve doğal gaz eksenli yeni bir dönem başlamıştır.
Burada dikkat çeken nokta yalnızca teknik yatırım değildir. Yaklaşık 97 kilometre uzunluğunda, çift hatlı ve 700 milyon dolarlık maliyete sahip olması planlanan doğal gaz boru hattı, KKTC’nin enerji arzını güvence altına alacak bir altyapı projesinden çok daha fazlasını ifade etmektedir. Bu proje, Kıbrıs Türk halkının Doğu Akdeniz enerji denklemindeki yerini güçlendiren stratejik bir hamledir.
Son yıllarda Rum Yönetimi’nin, İsrail ve Yunanistan eksenli enerji iş birlikleri üzerinden kendi enterkonnekte sistemini oluşturma çabaları dikkat çekiyor.
Türkiye ile KKTC arasında geliştirilen doğal gaz projesi, Kıbrıs Türklerinin artık yalnızca izleyen taraf değil, enerji güvenliği ve bölgesel iş birliklerinde aktif aktör olacağını göstermektedir.
Bu noktada Türkiye’nin ortaya koyduğu vizyon da önemlidir. Çünkü Ankara yalnızca KKTC’nin enerji ihtiyacını karşılayacak bir proje geliştirmiyor; aynı zamanda gelecekte bölgesel entegrasyona açık bir model öneriyor.
Başbakan Üstel’in “barış istenmesi halinde Güney Kıbrıs’ın da Türkiye üzerinden sisteme dahil olabileceği” yönündeki açıklaması, enerji diplomasisinin çatışma yerine iş birliği zemini oluşturabileceğini göstermektedir.
Doğu Akdeniz’de yıllardır enerji kaynakları üzerinden kurulan denklem çoğu zaman Kıbrıslı Türkleri dışarıda bırakma anlayışı üzerine inşa edilmeye çalışıldı. Ancak artık yeni bir gerçeklik ortaya çıkmaktadır: Türkiye’nin bölgesel enerji merkezi olma hedefi ile KKTC’nin stratejik konumu birleştiğinde, Kıbrıs Türk halkı da bu masanın doğal ve vazgeçilmez unsuru haline gelmektedir.
Doğu Akdeniz’de kurulacak yeni enerji mimarisinde Türkiye’nin ağırlığı artarken, Kıbrıs Türkleri de artık seyirci değil; karar süreçlerinde yer alan, söz sahibi ve geleceği şekillendiren taraflardan biri olmaya doğru ilerlemektedir.
Yeni enerji denkleminde artık şu gerçek daha net görülmektedir:
Doğu Akdeniz’de kurulacak hiçbir kalıcı enerji düzeni, Türkiye ve Kıbrıs Türklerini dışlayarak sürdürülebilir olmayacaktır. Türkiye masadaysa, Kıbrıs Türkü de o masadadır. Bizden söylemesi.
Bu haber 12 defa okunmuştur

:

:

:

: