Ertuğruloğlu’ndan Erhürman’a: “Hayal görmeyin!”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Ada TV’de Cüneyt Oruç’un sunduğu Gündem Özel programına telefon bağlantısıyla katılarak Kıbrıs meselesi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın açıklamalarını ve Kıbrıs sorununun çözümünde izlediği yolu eleştiren Ertuğruloğlu, Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkını hiçbir zaman egemen eşit bir taraf olarak görmediğini savunarak, “Hayal görmeyin” ifadelerini kullandı. Erhürman’ın ortaya koyduğu yaklaşımın egemen eşitlik temelinde iki devletli çözüm politikasıyla bağdaşmadığını öne süren Ertuğruloğlu, “Sizin izlediğiniz politika egemen eşitliğe dayalı iki devlet, iki komşu devlet politikası değildir. Siz tek devleti konuşuyorsunuz. Kıbrıs Türkü’nün bir anlaşmaya devlet statüsüyle değil, azınlık olarak dahil olmasının önünü açıyorsunuz. Rum tarafı bizi eşit kabul ediyor da biz mi ortaklığa girmeyi reddediyoruz? Gerçekleşmeyecek senaryolarla Kıbrıs Türk halkını aldatmaya kimsenin hakkı yoktur” dedi.

“ERHÜRMAN, HANGİ TÜRKİYE İLE İSTİŞARE EDİYOR?”
Erhürman’ın Türkiye ile istişare içinde olduklarına yönelik açıklamalarına da değinen Ertuğruloğlu, “Hangi Türkiye ile istişare ediyor?” diye sorarak, Cumhurbaşkanı’nın Ankara ziyaretinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısını hatırlattı. Türkiye’nin Kıbrıs politikasının net olduğunu vurgulayan Ertuğruloğlu, Erdoğan’ın sözlerine işaret ederek, “Türkiye’nin Kıbrıs politikası değişmez. İki egemen eşit devlet ve eşit uluslararası statü anlayışı devam etmektedir” dedi. Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki haklarından vazgeçmeyeceğinin sıkça vurgulandığını belirten Ertuğruloğlu, bunun Rum tarafı açısından da aynı şekilde yorumlanması gerektiğini söyledi. “Kıbrıs Türkü bütün ada üzerindeki haklarından vazgeçmeyecekse, Rum tarafı da vazgeçmeyecektir. Bunun sonucu tek devlettir. Ancak bu devlet, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğine dayalı bir yapı değil, Rum boyunduruğu altında şekillenecek bir devlet olacaktır” ifadelerini kullandı. Rum tarafının adayı tek başına sahiplenme anlayışını sürdürdüğünü savunan Ertuğruloğlu, “Rum tarafı bu adayı bir Helen adası olarak görüyor. Dünyada kendisini ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ olarak tanıttığı sürece de adanın tek sahibi olduğu iddiasını sürdürüyor. İzlediği politika da budur. ‘Ben devletim, sen benim azınlığımsın. Sen benimle egemen eşit olamazsın’ anlayışıyla hareket ediyor”

“BU HALKIN NE İSTEDİĞİNİ EN İYİ BU HALKIN TARİHİ SÖYLER”


Ertuğruloğlu sözlerinin devamında yapmış olduğu açıklamada şunları kaydetti:

” Sayın Tufan Erhürman, “cevap vermeyeceğim” demiş olmasına rağmen bana cevaben dolaylı bir yöntemle yaptığı açıklamada “Bu halk ne istiyor?” sorusuna kendi siyasi perspektifinden yanıt vermeye çalışmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki bu halkın ortak iradesini ve hassasiyetlerini tek taraflı biçimde tanımlamaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Evet, bu halk dünyayla temas kurmak, ekonomik olarak güçlenmek, çocuklarına daha iyi bir gelecek bırakmak istemektedir. Buna kimsenin itirazı yoktur. Ancak bu halkın öncelikleri bunlarla sınırlı değildir. Bu halk, her şeyden önce egemenliğini korumak istemektedir. Bu halk, özgürlüğünü ve güvenliğini tehlikeye atacak maceralara sürüklenmek istememektedir. Bu halk, Türk kimliğinden, milli aidiyetinden ve manevi değerlerinden vazgeçmek istememektedir. Bu halk, Anavatan Türkiye ile güçlü ve sarsılmaz ilişkilerini korumak istemektedir.
Bu halk, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sona ermesini istememektedir.

Bu halk, hak sahibi olduğu evini, toprağını, mülkünü ve devletini kaybetmek istememektedir.

Bu halk, federasyon adı altında Rum yönetimine eklemlenmeyi, Rum çoğunluğunun gölgesinde ikinci sınıf bir konuma düşmeyi kabul etmemektedir.

Bu halk, 1963-1974 döneminde maruz kaldığı saldırıları, kuşatılmış yaşamı, göçe zorlanmayı, korkuyu ve güvensizliği yeniden yaşamak istememektedir.

Sayın Erhürman’ın, kendi siyasi hedeflerini “halkın ortak vizyonu” gibi sunması doğru değildir. Halk adına konuşurken, halkın tarihsel hafızasını, güvenlik kaygılarını ve milli hassasiyetlerini yok saymak da doğru değildir.

Kıbrıs Türk halkının geleceği konusunda yapılacak değerlendirmeler, romantik beklentilerle değil, adadaki siyasi gerçekler ve yaşanmış tecrübeler ışığında yapılmalıdır. Rum tarafının onlarca yıldır ortaya koyduğu tutum ortadayken, halkı yeni hayallere yönlendirmek yerine gerçekleri açıkça konuşmak gerekir.

Kıbrıs Türk halkı elbette dünyayla buluşmak istemektedir. Ancak bunu egemenliğinden vazgeçerek değil, egemenliğini güçlendirerek yapmak istemektedir.

Kıbrıs Türk halkı elbette refah istemektedir. Ancak bunu güvenliğini riske atarak değil, güvenliğini koruyarak sağlamak istemektedir.

Kıbrıs Türk halkı elbette uluslararası alanda hak ettiği yeri almak istemektedir. Ancak bunu devletinden, kimliğinden ve Türkiye ile olan kader birliğinden vazgeçerek değil, bunlara sahip çıkarak gerçekleştirmek istemektedir.

Kimsenin, kendi siyasi tercihlerini bütün halkın ortak iradesi gibi göstermeye hakkı yoktur. Bu halkın ne istediğini anlamak isteyenler, önce bu halkın tarihine, mücadelesine, fedakârlıklarına ve varoluş nedenlerine bakmalıdır.
Bu halk bir sabah G.K.R.Y’de kurulmaya başlanan Haçlı ordusuyla süpürülmek istememektedir.
En önemlisi bu halk bir daha kandırılmak istememektedir”

Bu haber 146 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER