Yapay Zekâ etkileri

Yapay zekâ hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeyen biri, bunun insanlık üzerindeki etkilerini nasıl düşünmelidir? İngiliz ekonomist, gazeteci, Financial Times gazetesinin baş yorumcusu Martin Wolf geçtiğimiz günlerde ‘Yapay zekâ konusunda kafası karışık olanlar için bir rehber‘ başlıklı bir makale yazdı. Dünyanın en etkili ekonomi gazetecilerinden Wolf ‘Bu teknolojiyi bir nimet, bir bela veya bir balon olarak mı düşünmeliyiz?‘ diyordu.

Yapay zekâ hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeyen biri, bunun insanlık üzerindeki etkilerini nasıl düşünmelidir? İngiliz ekonomist, gazeteci, Financial Times gazetesinin baş yorumcusu Martin Wolf geçtiğimiz günlerde ‘Yapay zekâ konusunda kafası karışık olanlar için bir rehber‘ başlıklı bir makale yazdı. Dünyanın en etkili ekonomi gazetecilerinden Wolf ‘Bu teknolojiyi bir nimet, bir bela veya bir balon olarak mı düşünmeliyiz?‘ diyordu.
* * * *
Yapay zeka arabasının peşinden, ister istemez, nereye giderse gitsin, sürüklenmeye mahkum muyuz? diye soran Martin Wolf,şöyle yazıyordu; Öncelikle, faydaları ele alalım: daha iyi sağlık hizmetleri; bilimin hızlanması; çok daha yüksek verimlilik; geniş çaplı eğitim; iklim ve temiz enerji konusunda daha hızlı ilerleme; kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi; daha iyi ulaşım ve daha güvenli çalışma ortamları; yaratıcılık ve kültürel ifadede iyileşmeler; vs
* * * *
Ardından, felaketler: insan kontrolünün ve sorumluluğunun kaybı; ölümcül yeni silahlar kitlesel işsizlik; muazzam güç yoğunlaşması; kitlesel gözetim ve otoriter kontrol; daha da fazla yanlış bilgi ve manipülasyon; siber güvenliğe yönelik büyük tehditler; 'nesnellik' maskesi altında önyargı ve ayrımcılığın yerleşmesi; insan iradesinin ve becerisinin aşınması; ve son derece kaynak yoğun sistemlerin çevresel maliyetleri‘
* * * *
Birleşmiş Milletler Üniversitesi'nden bir araştırma ekibi, yapay zekanın kaynak tüketimini ayrıntılarıyla anlatan yaklaşık 60 sayfalık bir rapor yayınladı. Rapor, yapay zeka altyapısının arazi gereksinimlerini, elektronik atıkları ve en önemlisi elektrik ve su tüketimini ve bunun iklim üzerindeki etkisini inceliyor. Rapor 'çarpıcı rakamlardan' bahsediyor. Ama bu rakamlar gerçekten ne kadar 'çarpıcı'?
* * * *
Yapay zekânın çalışması için büyük veri merkezleri gereklidir. Binlerce yüksek performanslı işlemci burada hesaplamalar yapar ve genellikle gaz veya kömür gibi fosil yakıtlardan elde edilen elektriği tüketir. Bu elektriğin üretimi sera gazı salınımına neden olur. Ayrıca, işlemciler çalışma sırasında ısınır ve soğutulmaları gerekir. Bu genellikle sistemden soğutma suyu dolaştırılarak yapılır. Boruların kirlenmesini önlemek için genellikle temiz su kullanılır.
* * * *
BM raporuna göre, tipik bir yapay zekâ sohbet robotu tek bir yanıt için 0,42 watt-saat enerji tüketiyor. Yapay zekanın gelecekteki büyümesini belirlemek zor. BM çalışmasının arkasındaki ekip, örneğin, yeni modellerin performansları arttıkça eğitimlerinin daha fazla enerji gerektirdiğine dikkat çekiyor. Elektrik tüketimi ayrıca insanların teknolojiyi gelecekte nasıl kullanacaklarına da büyük ölçüde bağlı...
* * * *
Genel olarak, BM araştırmacıları yapay zeka veri merkezlerinin elektrik tüketiminin on yılın sonuna kadar dört katından fazla artarak yaklaşık 378 TWh'ye ulaşmasını bekliyor. Bu, kabaca Endonezya'nın mevcut elektrik tüketimine eşdeğer. Ekip, bunun yaklaşık 160 milyon ton karbondioksite eşdeğer sera gazı salınımına yol açacağını, bunun da Almanya'nın 2024 yılındaki emisyonlarının yaklaşık dörtte birine denk geleceğini hesaplıyor.
* * * *
Yapay zekânın su tüketimiyle ilgili eleştiriler de giderek artıyor. ABD'de birçok yerde yeni veri merkezlerine karşı direniş oluşuyor. Bölge sakinleri, bölgelerinde içme suyunun kıtlaşacağından endişe ediyor. Tartışma kısmen yanlış rakamlarla körükleniyor. Sorun şu ki, birçok yapay zekâ şirketi, veri merkezlerinin ne kadar içme suyu tükettiği konusunda çok şeffaf değil. Yapay zeka sağlayıcıları standartlaştırılmış enerji verileri yayınlamıyor.
* * * *
BM araştırmacıları ayrıca, yapay zeka veri merkezleri için elektrik üretmenin muazzam miktarda su gerektirdiğine de dikkat çekiyor. Tahminlerine göre, bu miktar 2030’a kadar 3,7 trilyon litreye ulaşacak . Bu her yıl küresel olarak çıkarılan suyun yaklaşık yüzde 0,1'ine eşit. Kısacası, kurak bölgelerde veri merkezleri inşa etmek, uzun vadeli içme suyu kıtlığına yol açabilir. Ancak küresel olarak, yapay zeka su kıtlığına neden olmayacak.
Bu haber 14 defa okunmuştur

:

:

:

: