Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda Netanyahu'nun Orta Doğu'daki kirli politikalarına çok sert tepki gösterdi ve 'Arz-ı Mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz' dedi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda Netanyahu'nun Orta Doğu'daki kirli politikalarına çok sert tepki gösterdi ve 'Arz-ı Mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz' dedi.
Peki nedir Arz-ı Mevud?
Arz-ı Mevud yani “Vadedilmiş Topraklar”, Yahudilerin inancına göre Tanrı'nın İsrailoğulları vermeyi vadettiği toprakları ifade ediyor.
Temelde Nil ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeyi kapsadığına inanılan bu alan, günümüzde Kudüs merkezli geniş bir coğrafyayı kapsıyor.
İsrail, Filistin, Lübnan, Ürdün, Suriye'nin önemli bir bölümü ve Türkiye'nin güneydoğusunun bir kısmını da içine alan geniş bir alanı işaret eden bu kavram, Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi tam bir hezeyana, bir başka ifadeyle ağır bir psikiyatrik soruna dönüşmüştür.
İsrail bu hezeyan ekseninde yılladır bölgeyi yakıyor, yıkıyor, ateşe veriyor.
Burada bölgenin güçlü ülkesi Türkiye, elbette İsrail’in en büyük korkusu.
Zaten dün bu yüzden İsrailli bir gazeteci Beyaz Saray’da Trump’a “İsrail ile Türkiye arasındaki çatışma ihtimalini” soruyor.
Kısaca Trump’tan yüz bulmaya çalışıyorlar.
Trump, Türkiye ile İsrail arasındaki sürece ilişkin, 'Böyle bir şey duymadım. Duysaydım Erdoğan’ı arardım ve her şeyin yolunda olduğundan emin olurdum. Türkiye ile böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. O bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum. Bunun da ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var.' ifadelerini kullandı.
Aslında bu açıklamanın çok ötesinde basının önünde Netanyahu’ya Türkiye ile ilişkilerde “makul olması gerektiği” yine bizzat Trump tarafından dile getirilmişti.
Her ne kadar Yahudi lobisi ABD yönetiminde çok etkili olsa da Trump artık Netahyahu’nun suç ortağı olmak istemiyor.
Üstelik Türkiye’yi kaybetmek ABD için felaket anlamı taşıyor. Çünkü her ne kadar Türkiye –ABD ilişkileri önemi olsa da Ankara’nın elindeki Rusya ve Çin kartı hala büyük bir koz durumunda.
Trump basının önünde İran’a karşı esip gürlese de Amerikan basınına baktığımızda Netanyahu ile arasının giderek açıldığını görüyoruz.
ABD bir tercih yapmak zorunda kalacak. Ya İsrail ile yürümeye devam edecek. Ya da bölgede başta Türkiye olmak üzere tüm Avrupa ve Arap ülkelerini karşısına alacak.
Çünkü bu savaş sadece Netahyahu’nun koltuğunu koruyor, faturayı ise özellikle ekonomik etkileri nedeniyle bütün dünya ödüyor. Bizden söylemesi…