Karma evliliklerden doğan çocukların Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığına erişim hakkı için 11 yıldır hukuk mücadelesi veren Eda Hançer Akkor’un başvurusu, AİHM tarafından esastan incelenmeye alındı.
Karma evliliklerden doğan çocukların Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığına erişim hakkı için 11 yıldır hukuk mücadelesi veren Eda Hançer Akkor’un başvurusu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından esastan incelenmeye alındı. Akkor kararı “Uzun bir yolun sonunda ilk kez bir ışık gördük” sözleriyle değerlendiridi.
Avukatı Nicoletta Charalambidou’ya Aralık 2025’te iletilen resmi bildirimle dosyanın değerlendirmeye alınacağını öğrenen Akkor, bunun 11 yılı aşan sürecin en kritik eşiği olduğunu, bu mücadelenin yalnızca bireysel bir hak arayışı değil, aynı zamanda aidiyet ve eşit yurttaşlık hakkı için verilen bir mücadele olduğunu vurguladı.
Akkor, karma evliliklerden doğan binlerce çocuktan sadece biri. Onu farklı kılan ise annesinden gelen yurttaşlık hakkına erişebilmek için 11 yıldır sürdürdüğü hukuk mücadelesi...
Türkiye’den Kıbrıs’a 1975 yılında gelen babası, Kıbrıslı Türk olan annesiyle tanıştı ve evlendi. İlk çocuk Eda Hançer Akkor, sonrasında ise iki kız kardeşi Kıbrıs’ta doğdular. Akkor, 2003 yılında kapıların açılması sonrasında birçok Kıbrıslı Türk gibi Güney Kıbrıs Rum makamlarına vatandaşlık başvurusunda bulundu.
Resmi başvurusunu 2004 yılında yapan Akkor, başvurunun üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen olumlu bir yanıt alamaması üzerine bu kez 2015 yılında olayı mahkemeye taşıdı. Akkor söz konusu başvuru sürecine dair şöyle konuştu:
“Hollanda’da bir üniversiteye başvuru yaptım ve kabul aldım. Hatta burs hakkı elde ettim. Ancak ben üçüncü ülke vatandaşı konumunda olduğumdan, (AB vatandaşı olmayanların ödemesi gereken) ücreti karşılayamayacağım için gidemedim. Bu içimde hep bir uhde olarak kaldı. Sonrasında 2014 yılında hamile kaldım. Hamilelikle
birlikte, yaşadıklarımın aynısını çocuğumun da yaşamasını istemedim.”
Akkor, hak arama mücadelesini salt eğitim alma ya da seyahat etme konusunda karşılaştığı sıkıntılar nedeniyle başlatmadığını, bir Kıbrıslı annenin çocuğu olarak bu mücadelenin aidiyet ve eşit yurttaşlık duygusuyla da yakından ilgili olduğunu vurguladı. Annelik duygusunun bu mücadeleye ayrı bir anlam kattığını ifade eden Akkor, bu girişimin oğlu Adel’in de aynı sorunları yaşamaması adına başlatılmış bir mücadele olduğunun altını çizdi.
Bugün oğlu Adel’in 12 yaşına geldiğini, ancak başlattığı mücadelenin hâlâ sonuçlanmadığını işaret eden Akkor, sorunun yalnızca kendi kuşağı ile ilgili olmadığını, çocuklarını ve hatta onların çocuklarını da etkileyen kuşaklar arası bir hak meselesine dönüştüğünü söyledi. Aynı mağduriyetin nesilden nesile aktarılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Akkor, AİHM’den çıkacak kararın olumlu bir değişimin önünü açacağına inandığını ifade etti.
İLK DAVA 2015 YILINDA AÇILDI
Akkor, Kıbrıslı Rum Avukat Charalambidou ile ilk olarak 2015 yılında Güney Kıbrıs makamlarına idari bir dava açtı. Beş yıl süren davayı kaybeden Akkor, süreçle ilgili şöyle konuştu:
“İdare Mahkemesi’ndeki davayı kaybetmemin ardından, 40 günlük yasal süre içerisinde dosyayı Yüksek Anayasa Mahkemesi’ne taşıdık. Hak arama mücadelemde tüm iç hukuk yollarını sonuna kadar kullanmaya kararlıydım.”
Yüksek Anayasa Mahkemesi'ndeki davanın da beş yıl sürdüğünü söyleyen Akkor, bu davayı da kaybedince, iç hukuk yollarının tükenmesi üzerine AİHM’e başvuru yaptı.
AİHM’in konuyu gündeme alacağına dair resmi bir bildirimde bulunduğunu vurgulayan Akkor, “AİHM genellikle kendisine yapılan başvuruları yüzde 75 oranında reddeder. Davanın görüşülecek olmasına dair aldığımız bildirimle aslında biz 11 yılı aşan sürecin en kritik eşiğini aşmış olduk, yani uzun bir yolun sonunda ilk defa bir ışık gördük.” dedi.