EVLER: TARİHİN TANIKLARI 2.BÖLÜM

Evler tarihin tanıklarıdır. Ve evlerin bir ruhu vardır. Bu ruh içerisindeki insanlarla birlikte şekillenir. Bu ruh; çevresel, tarihsel ve sosyolojik şartlarla şekillenir.

Evler tarihin tanıklarıdır. Ve evlerin bir ruhu vardır. Bu ruh içerisindeki insanlarla birlikte şekillenir. Bu ruh; çevresel, tarihsel ve sosyolojik şartlarla şekillenir.

YAŞADIĞIM EVLER

TATLISU/ MARİ; Doğumumdan itibaren (on yıl boyunca) hayatımı, Limasol – Lefkoşa, Limasol- Larnaka anayolunu tepeden gören bir konumda olan Tatlısu (Mari) köyünde sürdürmeye başladım.

Kaldığım ev öğretmen eviydi. Bir sıra halinde dizilmiş üç odadan oluşmaktaydı. Odaların içerisinden de birbirine geçilirdi. Yan tarafta garajı andıran, ön cephesi açık, kapısız bir bölüm yardımcı ev olarak kullanılırdı. Geniş sayılabilecek bir avlusu vardı. Sınırlarını ise estetik kaygısı olmadan gelişi güzel yığma taşdan yapılan insan boyu bir duvar oluştururdu. Taştan bir teknenin üzerinde, diğeri de avlu da yalnızca iki çeşmeden su akardı.

1950’ler den kalmış bir kanepe ile yataklar en önemli mobilyalarımızdı.
Yedi nüfuslu bir eve tüm çalışanlara verilen otuz Kıbrıs Lirası maaş ile daha fazlası olamazdı. Babam “karargahın” ikinci adamı olduğu için gerginlik ve yorgunluklar eve de yansırdı. Köy konumundan dolayı, rumların hedefindeydi. Ama anahtarını sürekli cebinde taşıdığı küçük dolapçığın içerisinde sakladığını bildiğimiz teşkilatın tabancası bizlere güven değil huzursuzluk verirdi. Sanki kuşatma altında yaşıyormuş psikozu ile dar bir çevre de yaşam sürdürüyorduk.

TUZLA; 1972 yılını Tuzla’da geçirdik. Sanırım kaldığımız ev Hamit Bey’in konağı diye anılıyordu. Tarihi eser katagorisine alınabilecek bir yapıydı. İki
katlıydı. Üst kata çıkarken her basamakta sürekli gıcırdayan ahşap bir merdiveni vardı. Cumbalı balkonları, ahşaptan yapılmış yeşil panjurlu büyük pencereleri ağır bir konak havası katıyordu. Ama ben; O büyük ev de kendimi daha yalnız hissediyordum. Yan komşumuz, iki yıl sonra, Tuzla’dan da göç edeceğini bilmeyen Lefkara göçmeni Aliye aba idi. Acaba Lefkara’ya da başka yerden mi göç etmişti? O da Avusturalya’ya veya İngiltere’ye kaçmadığına pişman mıydı? Etraf biraz daha durulmuş, sakinleşmişti birkaç kilometre uzaktaki Larnaka’ya kalenin yanındaki denize daha sık gidebiliyorduk.

BEYARMUDU/ PERGAMA: 1973-74 yıllarını Pergama’da yaşadım. Girişte “misafir odası” diye kullandığımız dokuz metre karelik bir hol vardı. İki yatak odasının
birinde dört ablam birlikte kalıyordu. Ve artık dışarı doğru atılmış telleri ile kanepemiz bizimle birlikte geziyordu. Onlar o kanepenin üzerinde oturarak, kucaklarında elliye kırk santimetrelik kontrplak tahtanın üzerinde çalışarak Tıp Fakültesine giriş hakkı kazandılar. Pergama; Dikelya ingiliz üslerine sınırdı. Orada çalışan bir nüfusu ve üretim yapabilecek verimli toprakları olduğu için de ekonomik durumları daha iyi idi. 74 de konumundan dolayı savaşı yaşamadık. Sadece savaş uçaklarının yaklaşık on beş kilometre uzaklıktaki Akdoğan’ı (Lisi) dalış yaparak bombaladıklarını izledik.

Yirmi dokuz sene sonra yaşadığımız yerlere gittiğimiz zaman Tatlısu ile Tuzla’da kaldığımız evlerin yerle bir olduğunu gördük. Artık her şey anılarda kalacaktı.

Şimdi hayatımızda yeni bir evreye geçmiş ve giderek artan bir süratle değişim ve dönüşüm başlamıştı.

LAPTA; 74 hareketi gerçekleşmiş. Rumlar mallarını bırakarak güneye, Türkler de kuzeye toplanmıştı. Herkes gibi bize de Rumların geride bıraktığı evlerden bir tane tahsis edilmişti. Üç ablam yüksek tahsilde olduğu için artık kendimize ait özel odalarımız vardı. Hatta artık bir çalışma masam bile vardı. Kırmızı kanepemiz ise artık çöpe gitmişti. Gelir seviyemiz çok yükselmemiş ama yeni birçok şeye sahip olmuştuk! Ancak babamın görev yerinde kalması nedeni ile on dört yaşındaki ben ve on yedi yaşındaki ablam eve sahip çıkmak için! yalnız bir şekilde “Rum evinde” yaşıyorduk. Geceleri dolabın içerisinden Rumlar çıkacak endişesi ile uyumak problemi yaşıyorduk. Uyum sağlamakta zorlansak da Yeni evimiz daha konforlu, daha yeni ve daha fazla eşyalı idi. Herkeste kazanımlarından memnun gibiydi. Biz de yeni dönemdeki yeni evimize artık alışmaya başlamıştık.

“Evler: Tarihin tanıkları” konulu yazıma başlarken kısa yazmaya çalışsam da bu kadar uzayacağını düşünmemiştim. Haftaya devam edeceğim.

Sağlıcakla kalınız.
Bu haber 59 defa okunmuştur

:

:

:

: