Ada TV'de yayımlanan Günaydın Ada programında Nupelda Karabuğday'ın konuğu olan Özersay, Kıbrıs'taki gerilimin temel nedeninin mevcut statüko değil, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis'in izlediği politikalar olduğunu savundu. Özersay, Guterres'in Kıbrıs'a yalnızca Kıbrıs meselesi için gelmediğini, bölge turu kapsamında Suriye başta olmak üzere çeşitli ülkeleri ziyaret ettikten sonra adaya geçtiğini belirterek, BM'nin uluslararası krizlerin çözümü konusunda etkinliğini kaybettiğini söyledi.
“BM ESKİ GÜCÜNDE DEĞİL”
Birleşmiş Milletler'in İran-İsrail gerilimi, Rusya-Ukrayna savaşı ve Filistin'de yaşanan çatışmalarda etkin bir rol üstlenemediğini ifade eden Özersay, 'Bugün çatışan taraflar Birleşmiş Milletler'i muhatap olarak görmüyor. Bu da örgütün uluslararası ilişkilerde barışın tesisi konusunda eski gücünü ve etkisini yitirdiğinin göstergesidir' dedi.
Genel Sekreter'in bölgedeki askeri tabloyu görerek uyarılarda bulunduğunu belirten Özersay, BM'nin kendi görevlerini yerine getirmekte zorlanırken başka taraflara uyarılarda bulunmasının da sorgulanması gerektiğini dile getirdi.
Kıbrıs'ta son 52 yıldır mevcut statüko bulunduğunu ve bu süreçte silahlı bir çatışma yaşanmadığını vurgulayan Özersay, bugün artan gerilimin sorumlusunun çözümsüzlük olmadığını söyledi.
Rum Yönetimi'nin silahlanma politikaları, Fransa, ABD ve İsrail ile geliştirdiği askeri iş birlikleri, Barak hava savunma sistemi ve insansız hava araçları alımları ile Türkiye'yi dışlayan Doğu Akdeniz politikalarının bölgedeki tansiyonu yükselttiğini belirten Özersay, 'Gerilimi artıran statüko değil, Hristodulidis yönetiminin izlediği saldırgan politikalardır.' ifadelerini kullandı.
Yeni bir beşli konferansın tek başına çözüm getirmeyeceğini de kaydeden Özersay, yaklaşık 60 yıldır müzakere süreçlerinin sürdüğünü hatırlatarak, çözüm için farklı bir yaklaşım gerektiğini söyledi. Guterres'in de yeni bir toplantı için önce uygun şartların oluşmasını istediğini belirtti.
AB'YE İKİYÜZLÜLÜK TEPKİSİ
Özersay, Guterres'in ziyareti öncesinde Avrupa Parlamentosu'nun 1974'e ilişkin insan hakları ihlalleriyle ilgili aldığı kararı da sert sözlerle eleştirdi.
Filistin'de yaşanan sivil ölümler ve savaş suçları iddiaları karşısında sessiz kalan Avrupa Birliği'nin 52 yıl önceki olayları gündeme taşımasını eleştiren Özersay, '1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acılar neden görmezden geliniyor?' diye sordu.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Avrupa Birliği temsilcisine yönelik 'AB ile de aramızda güven artırıcı önlemlere ihtiyacımız var' sözlerinin yerinde olduğunu ifade eden Özersay, Rum tarafının 2004 yılında AB'ye üye yapılması, Türkiye'nin üyelik sürecinin engellenmesi ve Kıbrıs Türk tarafına yönelik doğrudan ticaret tüzüğünün uygulanmamasının güven sorununu derinleştirdiğini söyledi.
ÇÖZÜMÜ TARAFLAR ÜRETECEK
Kıbrıs sorununun çözümünün ancak tarafların iradesiyle mümkün olacağını belirten Özersay, Guterres'in de Kıbrıs'ta yaptığı 'Biz çözümü dayatamayız, çözümü siz bulacaksınız.' açıklamasını hatırlatarak, sorumluluğun esas olarak taraflarda bulunduğunu ifade etti. Diplomatik temasların sürmesinin önemli olduğunu söyleyen Özersay, kalıcı sonucun ancak gerçekçi ve yeni bir müzakere anlayışıyla sağlanabileceğini kaydetti.