STANDART PROSEDÜR NEDEN UYGULANMADI

Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Dobrucalı’dan dikkat çeken soru:

Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Dobrucalı’dan dikkat çeken soru:

Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Dobrucalı, Girne açıklarında yaşanan faciaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Deniz kazalarında hızlı ve güvenli hareket etmenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Dobrucalı, “Gemide böyle bir terk esnasında herkesin can yeleğini giymesi dışında, can sallarının da denize indirilip patlatılarak üzerine binilmesi beklenir. Batma riski tespit edilip karar verildikten sonra, kaptan ve mürettebat tarafından can sallarının patlatılarak insanları oraya yönlendirilmesi gerekiyor. Standart prosedür bu şekildedir” dedi.
Geminin, kaza anında hemen batacak tarzda olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Dobrucalı, “Gemi, bizim bildiğimiz deplasman tipi bir gemi değil. Böyle kayıcı tip dediğimiz, fiberden yapılan, high-speed craft sınıfına giren, yüksek süratli bir fiber gemi. Sadece bu gemi için değil, tüm gemilerde hasarlı ve hasarsız ‘stabilite’ kuralları dediğimiz kurallar oluyor. Yani geminin bir hasar alması durumunda hemen batmaması için gemiyi belli bölümlere, su geçirmez bölümlere ayırıyoruz. Dolayısıyla bir kaza anında gemi, kendi sephiyesini idame ettirip suyun üstünde personelin gemiyi terk edebileceği kadar süre batmamasını sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Geminin 20 ila 25 yaşında olduğu bilgisi var. Geminin yeni veya eski olması önemli değil, bir kaza anında hemen böyle batabilecek tarzda gemiler değil” ifadelerini kullandı.

Olası kaza anında yapılması gerekenleri anlatan Prof. Dr. Dobrucalı, şunları söyledi:
“Her gemide olduğu gibi bu gemide de yolcu kapasitesi kadar can yelekleri ve can salları oluyor. Dolayısıyla böyle bir durumda gemi kaptanı ve mürettebatın önderliğinde gemiyi terk pozisyonuna getirmemiz gerekiyor. Yani bu ne demek? Bütün yolculara, geminin batması durumunda nasıl hareket edeceğimizi, neler yapmamız gerektiğini mürettebatın anlatması gerekiyor. Burada öncelikle herkesin can yeleklerini giymesi, daha sonra da geminin üzerinde bulunan can sallarının olduğu bölgeye gidip bir an evvel denize atlayarak bu can sallarını patlatıp, can sallarının içinde kendi hayatlarını idame ettirebiliyor olmaları gerekiyor. İlk gelen bilgilere göre, gemi baş taraftan bir dalgayı alıyor. İkinci dalgadan sonra baş tarafta bir patlama sesinin olduğunu duyuyorlar. Bu geminin baş tarafları sivri olduğu için iki dalga tepesini geçerken bir kırılma olmuş olabilir.”

CAN SALININ AÇILMAMIŞ OLMASI DİKKAT ÇEKİCİ’

Prof. Dr. Dobrucalı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşananlara ilişkin bazı görüntülerde yolcularının çoğunda can yeleği olduğu görülüyor. Görüntülerde çoğu kişinin can yeleği giydiği anlaşılıyor ancak bir görüntüde can salının açılmamış olması dikkat çekici. Can yeleği giymek yeterli değil, can sallarının patlatılıp yolcuların yönlendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla o can sallarının geminin üzerinde olması da dikkat çekici bir husus olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Her yolcunun sığabileceği ebatta can salı vardır. Zaten olmasa gemi seyre çıkamıyor. Dolayısıyla kaç tane olduğunu bilmiyorum açıkçası ama yeterli sayıda olduğundan eminim. Ama bunların, dediğim gibi, gemi batmadan önce, batma riski tespit edilip karar verildikten sonra kaptan ve mürettebat tarafından patlatılarak bütün personelin o can sallarına yönlendirilmesi gerekiyor genelde…”


Bu haber 1 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER