'UBP'nin koltuk değneği olmayacağız'

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Asım Akansoy, Ada TV’de Cüneyt Oruç’un konuğu oldu.

Seçim ve Halk Oylaması Yasası’ndaki değişiklik tartışmalarından Kıbrıs sorunundaki yeni sürece kadar birçok başlıkta dikkat çekici değerlendirmelerde bulunan Akansoy, “Adım adım değişiklik olmaz” diyerek seçim yasasının tüm siyasi partilerin katılımıyla, seçim sonrasında kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini söyledi. Mevcut karma oy tartışmasına ilişkin CTP’nin tutumunu anlatan Akansoy, partisinin UBP’nin kendi iç tartışmalarının parçası olmayacağını daha önce açıkça söylediğini hatırlattı. Akansoy, “UBP’ye koltuk değneği olmayacağız, UBP’nin kendi iç tartışmalarının parçası olmayacağız dedik. Ve olmadık” ifadelerini kullandı. “Konu CTP ötesi tüm partileri ilgilendiren bir konudur” diyen Akansoy, bugün birçok siyasi partinin de son dakika değişikliğine olumlu bakmadığını savundu. Akansoy, seçim yasasında yapılacak düzenlemelerin “Kimin kaç oy kazanacağı” hesabıyla değil, demokratik sistemin kurumsallaştırılması amacıyla ele alınması gerektiğini söyledi.

“KÜÇÜK OY HESAPLARININ UZAĞINDA OLALIM”
Seçim ve Halk Oylaması Yasası’nın kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğini belirten Akansoy, bunun yalnızca karma oyun kaldırılması üzerinden yürütülebilecek bir tartışma olmadığını ifade etti. Akansoy, karma oy sisteminden bölge sistemine, seçim barajından diğer seçim sistemi modellerine kadar bütün başlıkların masaya yatırılması gerektiğini belirterek, **“Gelin AD hoc komite ile tüm siyasi partilerin, Meclis içi ve dışı, görüşlerini alarak Seçim ve Halk Oylaması Yasası’nı çalışalım”** mesajı verdi. Parlamenter sistemin güçlendirilmesini istediklerini belirten Akansoy, amaçlarının sistem değişikliğine gitmek olmadığını söyledi. Dünyadaki farklı seçim sistemi örneklerinin de incelenmesi gerektiğini ifade eden Akansoy, yapılacak düzenlemelerin ülkenin demokratik yapısını daha da kurumsallaştırması gerektiğini vurguladı. Akansoy’a göre temel yaklaşım, “Bu değişiklik kime ne kadar oy kazandırır?” sorusundan uzak durmak olmalı.

“SEÇİM SONRASI İÇİNDE HERKESİN RAHAT OLACAĞI BİR ZAMAN DİLİMİ”
Akansoy, kapsamlı bir seçim yasası çalışmasının seçim sonrasına bırakılmasını önerdi. Bunun nedenini ise siyasi partilerin seçim atmosferinin dışında, daha rahat bir ortamda ortak bir çalışma yürütebilmesi olarak açıkladı. “Bunu yapabilmek için elbette tüm partilerin rahat olacağı bir zaman diliminde hareket edebiliriz. Bu bakımdan da seçim sonrasını işaret ediyoruz”** diyen Akansoy, seçim mevzuatının uzun vadeli ve ortak akılla hazırlanması gerektiğini söyledi.
“ADIM ADIM DEĞİŞİKLİK OLMAZ”
Akansoy, seçim sisteminin parça parça değiştirilmesine de karşı çıktı. Seçim sisteminin bütünlüklü şekilde ele alınması gerektiğini belirten Akansoy, özellikle yerel seçimler bakımından konunun ayrıca tartışılması gerektiğini söyledi. Yerel seçimlerin genel seçimlerden farklı bir sosyolojiye sahip olduğunu vurgulayan Akansoy, “Sosyolojisi, insan ilişkileri vs. Bunlar tartışılmadan seçim sistemini sadece UBP’nin iç dengelerinden, sorunlarından dolayı değiştirmek yanlıştır” dedi. Akansoy, UBP’nin bu yaklaşımı anladığını ancak anlamazdan geldiğini de savundu.

KIBRIS SORUNUNDA “YENİ DÖNEM” VURGUSU
Akansoy’un programdaki bir diğer önemli başlığı ise Kıbrıs sorunu oldu. Kıbrıs Türk halkının çözüm isteyen ve BM zemininde ilerlemeye çalışan bir Cumhurbaşkanı seçtiğini ifade eden Akansoy, yeni bir döneme girildiğini söyledi. Akansoy, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 5+1 formatına gidilebilmesi için güven yaratıcı önlemler konusunda adımlar atılmasını istediğini belirtti. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın yaklaşımının, **“adım atalım, 5+1 toplansın ve müzakereler başlasın”** şeklinde olduğunu söyleyen Akansoy, bunun masadan kaçmak anlamına gelmediğini vurguladı. Nitekim Erhürman da eylül ayında yaptığı açıklamalarda 5+1 toplantısını istediğini, ancak toplantının sonuç odaklı olması ve öncesinde bazı başlıklarda ilerleme sağlanması gerektiğini belirtmişti.
“TATAR İLE ERHÜRMAN’IN SİYASETİ ARASINDA DAĞLAR KADAR FARK VAR”
Akansoy, eski Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kıbrıs politikalarını da karşılaştırdı. İki siyaset arasında temel bir yaklaşım farkı bulunduğunu savunan Akansoy, özellikle müzakere zemini konusunda farklılık olduğunu ifade etti. Tatar dönemindeki görüşmelerin bir bölümünü eleştiren Akansoy, 2025 Cenevre 5+1 toplantısında ortaya çıkan önerileri de eleştirdi ve sürecin “dostlar alışverişte görsün” anlayışına dönüştüğünü savundu. Erhürman’ın aynı noktada olmadığını ve olmaması gerektiğini belirten Akansoy, yeni dönemde müzakere sürecinin daha sonuç odaklı ilerlemesi gerektiğini söyledi.
“ERHÜRMAN’IN 4 MADDESİ ÇOK ÖNEMLİ”
Akansoy, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın ortaya koyduğu dört maddelik metodolojiye de özel vurgu yaptı. Söz konusu dört maddenin henüz tüm taraflarca benimsenmiş olmadığını düşündüğünü belirten Akansoy, olası yeni müzakerelerde sürecin nasıl ilerleyeceği kadar, müzakerelerin sonuçsuz kalması halinde Kıbrıs Türk tarafının ne durumda olacağının da tartışılması gerektiğini söyledi. Bu noktada Akansoy, “Günün sonunda bir ret ile karşılaşmamız noktasında Kıbrıs Türk toplumunun ne tür bir konumda olacağı konuşulmalıdır” görüşünü dile getirdi. Kıbrıs Rum tarafının ise bu aşamada söz konusu yaklaşımı benimsemeye hazır görünmediğini savundu. BM’nin geçmişte iki taraf arasında varılan mutabakatları ve yakınlaşmaları kapsamlı biçimde ele almasının önemine dikkat çeken Akansoy, bu çalışmaların yeni bir müzakere sürecinin yol haritasına dönüşebileceğini belirtti.

NEW YORK GERİLİMİ: “ERHÜRMAN TOPLANTIYI REDDETTİ” TARTIŞMASI
Programda Hristodoulides ile Erhürman arasında New York haftasında yaşanan görüşme tartışmasına da değinen Akansoy, kamuoyuna yansıyan anlatımların daha nüanslı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Akansoy’a göre, Erhürman’ın önceden planlanmış bir BM toplantısını reddettiği yönündeki yorumlar gerçeği tam olarak yansıtmıyor.

“YAKINLAŞMALAR MÜZAKERE YOL HARİTASINA BAĞLANMALI”
Akansoy, önümüzdeki süreçte BM zeminindeki çalışmaların sonuç üretmesinin önemine dikkat çekti. Ona göre yeni bir 5+1 toplantısının yapılması tek başına yeterli değil. Toplantıya kadar iki taraf arasında üzerinde çalışılmış, mümkün olduğunca somutlaştırılmış başlıkların bulunması ve bunların müzakere sürecinin yol haritasına bağlanması gerekiyor. Bu nedenle Akansoy, seçim yasası konusunda olduğu gibi Kıbrıs sorununda da **günübirlik siyasi hesapların değil, kurumsal ve sonuç odaklı bir yaklaşımın** belirleyici olması gerektiği mesajını verdi. Akansoy’un Ada TV’deki açıklamalarında iki başlık öne çıktı: İç siyasette seçim sisteminin bütünlüklü ve partiler üstü bir anlayışla yeniden ele alınması; Kıbrıs sorununda ise BM zemininde sonuç üretmeye dönük, güven yaratıcı önlemlerle desteklenen yeni bir sürecin oluşturulması.
Bu haber 139 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER